• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Burak Karen
Burak Karen
TÜM YAZILARI

Niçin bu kadar sessiz, iyi niyetli, hoşgörülü ve sabırlıyız?

17 Ekim 2015
A


Burak Karen İletişim: [email protected]

Geçen gün “bizden” olan bir haber kanalında haber izliyorum. İslam düşmanı bir “sanatçı!” yaşamını yitirmiş, onun haberini yapıyorlar. Yarım saate yakın sürdü bu haber. 

Her saat başı canlı bağlantılar, özel konuklar haber tekrarı devam ediyor. Hayatı, sanatı, icraatları anlatılıyor, anlatılıyor ve anlatılıyor. 

Benim unuttuğum bir şeyler mi var deyip geçmişe dönüyorum. Benim insanımı aşağılamaktan, benim dinime küfretmekten, milli iradenin tercihleriyle dalga geçmekten başka ne iş yaptı da büyük sanatçı oldu ve bütün bu methiyeleri hak ediyor. Hem de benim kanalımda. 

Yurt dışında kaç kere sahne aldı, hangi filmi hangi ödülü aldı, küfretmekten başka ne yaptı? Hiç bir şey…

İçki sofralarında solcu duyguları sömürüp goygoyculuğu profesyonel olarak yapan saygısız bir sarhoşu ekranlara bu kadar taşımamızın sebebi neydi?  

Sanat adına insanımızın beynini zehirleyen, halkla, inancıyla, milli manevi değerleriyle alay eden birilerine benim kanallarımda methiyeler dizilmesi doğrusu içimi acıttı.

Kendilerini herkesten üstün gören, kendisi gibi olmayanlara hakaret eden, alay etmeyi çok seven, hakaret ettikçe mutlu olan bu tipleri hala niye baş tacı yaparız anlamıyorum.

Kendisini sanatçı, aydın, yazar, ünlü siyasetçi, manken, “üstün ırk” gören bu hödüklere niye bu kadar toleranslıyız? 

Özgürlükten, eşitlikten yana görünüp kendinden olmayanların özgürlüğüne ve eşitliğine şiddetle karşı çıkmadılar mı? Sömürüye karşı olup hayatları boyunca sömürgen olmadılar mı? 

Bunlar yıllardır Atatürkçülükten geçinmiyorlar mı? Bunlar yaklaşık bir asırdan beri Atatürk’ü kalkan yaparak toplumu kamplara ayırmadılar mı?   

Kemalizmi referans almayan hangi düşünceyi meşru kabul ettiler? İslami değerlerle,  toplumun manevi dinamikleri ile barışık olabildiler mi?

Bu düzenbazlar irtica yine hortladı, laiklik elden gidiyor diye her canları istedikçe savaş baltalarını topraktan çıkarıp yıllar boyu Anadolu halkını sömürmediler mi? Eskiden laiklik her derde devaydı da, şimdi ne oldu da piyasaya hiç sürülmüyor?

Türkiye dışarıdan korkunç bir kuşatılmışlık altında iken, bunlar da içerden aynı hedef doğrultusunda hamasetle, duygu patlamalarıyla, öfkeyle büyük “fitne” hareketine kalkışanlar değiller mi?

Bu ülkede yüzde birlik yiyip, içip gününü gün eden, kalan kısmını ise yurt dışına kaçıran ne idüğü belirsiz azgın azınlığa niye bu kadar katlanıyoruz? 

Anadolu insanı cumhuriyet döneminde hep aşağılandı. Dün de birikimlerini birleşime dönüştürüp, yatırımlar yapmaya, üretici olmaya başlayıp ekonomik döngüde ben de varım deyip azınlık cenaha rakip olanlara setler çekildi, anında bu sermayedara mürteci, sermayeye yeşil sermaye damgası vuruldu. 

Bunların sermayesi yeşil ise sizinki ne renk ya da sizinki renksiz mi diye sormadık. Yoksa sermayenin renklere ayrılması ulusal yobazlık sendromu mu diyemedik. 

 Niçin bu kadar sessiz, niçin bu kadar kaderci, niçin bu kadar iyi niyetli,  niçin bu kadar hoş görülü ve niçin bu kadar sabırlıyız?

Elbette her sanatçı, aydın, yazar, siyasetçi eleştirip muhalif olabilir ama bazıları hakikaten boş beleş insanlar. Örnek mi?

Keferenin biri çıkıp “ biz asiliz dolayısıyla bizim istemediğimiz bir şeylerin bu ülkede olması mümkün değil” diye millete ayar çekmedi mi? 

İnsanlıktan nasibini almamış bir aşüfte çıkıp da “dağdaki çobanla benim oyum bir mi” diye millete tepeden bakmadı mı?   

Demokrasiden bil haber bir saray soytarısı çıkıp “AK Parti anketlerde yüzde elli çıkmış. Aslında Aziz nesin kriterlerine göre yüzde 60 çıkması lazım” diye ülkenin yarısını aşağılamadı mı? 

Seviyesizliği ile öne çıkan “aydın” kisveli bir yobaz çıkıp “bir gün bir uçurumun kenarında olsam ve bir başörtülü bayan elini uzatsa ölmeyi tercih ederim” diye Müslüman kadını aşağılayıp, İslam düşmanlığını ilan etmedi mi? 

Çarpık bir ideolojinin ideoloğu durumunda olan bir embesil çıkıp “Bunlara şeker veren de oy alır, yarım dilim ekmek veren de oy alır merhaba diyen de oy alır. Böcek vari insanlardan aldığınız oyla övünüyorsunuz, bunlar bakteri… 

Anketler vasıtasıyla diyorlar ki sen koyunsun gel bizim sürüye katıl… 

30 yıldır türban diyerek bir beyinsizler ordusu, bir nevi bakteriler veya böcekler ordusu yaratıyorsunuz… 

Beyinsiz insanları yönetmek çok kolay” diye kendi seviyesizliklerini gösterip, bununla da gurur duymadı mı?  

Peki, bizler niye bunlara tepkimizi göstermiyor, bunlara ne olduklarını haykırmıyor ve de ilgisiz kalıyoruz?   

HDP mitinginde bomba patlıyor. HDP lideri bir saat sonra devleti katil ilan ediyor. Sonra intikamını 1 Kasım’da alalım diye fetva veriyor. Ne güzel kampanya değil mi? 

Devleti katil, cumhurbaşkanını diktatör, askeri düşman, oy istediğin Kürdü salak gör. Sonra da gel beni meclise taşı diye direktif ver. Bu aleni bir dalga geçme değil mi?

Fakat bu millete saygı duymayı öğrenecekler. Bu milletin tercihlerine saygı duyacaklar. Millet bunu öğretiyor, öğretecek. Bizler saflarımızı sıklaştırıp, komplekslerimizden kurtardığımız zaman bu iş tamam…  

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23