Değerlendirme sistemi ve üniversite sınavları

28 Eylül 2017 Perşembe

Ülkemde ÖSYM diye Almanya’da olmayan bir kurum var. Ölçme ve değerlendirme yapıyor.

Hâlbuki okullarda ölçme ve değerlendirme sistemi var. Öğretmenler yazılı, sözlü yaparak öğrencinin neyi, ne kadar öğrendiğini notlandırıyorlar. 

İkinci bir değerlendirmeye ne lüzum var?

Öğretmenler, sekizinci sınıfa kadar okuttukları bir öğrencinin akademik bir liseye mi meslek lisesine mi gitmesi gerektiğine karar veremez mi?

Öğrencinin sekiz sene boyunca aldığı notlar neden itibarsız? 

Alman öğretmenin yaptığını bizdeki öğretmen de yapar.

Cumhurbaşkanımız çok doğru söylüyor. En iyi okul, eve en yakın okuldur.

TEOG’da en yüksek puan alan öğrenciler belli okullarda toplanarak bazı okullar yıldızlaştırılıyor. Kabataş Lisesi, İstanbul Lisesi, Galatasaray Lisesi, hatta fen ve sosyal bilimler liselerinin eğitimin kalitesine hiçbir katkısı yok.

Yüksek not alan öğrencileri belli okullarda toplamanın mantığı da faydası da yok.

Her ilçe ve kasabada iki çeşit okul olmalı: Üniversiteye öğrenci hazırlayan akademik liseler; meslek liseleri.

Meslek liseleri, bölgelerdeki iş sahalarına göre çeşitlendirilmeli. Meslek lisesi öğrencileri dört sene teorik ders almamalı. Bir sene teorik eğitimden sonra 2-3 sene uygulamaya gitmeli ve bir mesleği adam akıllı öğrenmeli. 

Sanayici teknik eleman yokluğundan şikâyet ediyor. Hangi alanlarda iş imkânı varsa meslek liselerinde o branşta eleman yetiştirecek bölümler açılmalı. 

Büyük şehirler, yetişkinlere meslek edindirme kursları açıyor, meslek liselerini de onlara devretmeli. Bakanlık meslek eğitimini yürütemeyecek belediyelere merkezden yardıma devam edebilir. 

Sistem esnek olmalı, meslek lisesine giden öğrenci, yüksekokul okumak isterse notlarına göre meslek yüksekokuluna gidebilmeli, başarılı olanlar dört yıllık fakültelere geçiş yapabilmeli. Hatta isterlerse açıktan akademik eğitim veren liseyi bitirip üniversite okuyabilmeli. 

Üniversiteler, lise bitirme notu ile öğrenci almalı. 

En iyi üniversite, adrese en yakın üniversitedir.

Her ilde üniversite var. Her il kendi öğrencisini okutmalı, kontenjan açığı olan üniversiteler öteki illerden öğrenci alabilmeli.

YGS, LYS sınavları yerine lise bitirme notu üniversiteye giriş kriteri olmalı.

Almanya’da sistem bu. 

Ne ÖSYM var ne başka merkezi bir sistem.

Milli Eğitim Bakanlığı ve üniversiteler, yeni sınav sistemi aramak yerine okullardaki mevcut ölçme ve değerlendirme sınavlarının nitelikli yapılması için çaba harcasalar problem çözülecek. 

Eşeğini dövemeyen semerini döver.

İlk, orta ve lisedeki değerlendirme sistemi öğretmene bağlı. Öğretmeni nitelikli ve güvenilir hâle getirecek çalışmalar yapmak lazım. 

Öğretmenlerimizi ülkenin en eğitimli insanları, hepsi üniversite mezunu. 

Eksiği olan bulunabilir. Hizmet için eğitim kursları verilerek, iyi bir denetleme sistemi kurularak ve çürük elmalar ayıklanarak onların yaptığı ölçme ve değerlendirme sistemi güvenilir hâle getirilebilir. 

2017-2018 eğitim yılının açış konuşmasında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan bu konuya değindi ve meselenin bam teline bastı. Öğretmenlik ekmek teknesi olmamalı. Öğretmenler idealist olmalı, yarının Türkiye’sini inşa edecek nesiller yetiştirme azim ve heyecanı taşımalılar. 

Eğitime kalite kazandırmak için işe öğretmen eğitiminden başlamalı.

Eğitim fakülteleri nitelikli ve idealist öğretmen yetiştirecek şekilde yeniden yapılandırılmalı.

Öğretmeni nitelikli hâle getiremezsek eğitimde yapacağımız her hamle başarısız olmaya mahkûmdur. 

Unutmayalım, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) öğretmendi. 23 sene öğretmenlik yaptı, cahil ve vahşi bir toplumu dünyanın en medeni toplumu hâline getirdi.

Eğitimde öncelikli reform hamlesi, nitelikli ve idealist öğretmen yetiştirmek olmalıdır. 

 

  • ZemberekZemberek1 ay önce
    İnsan iki kelimeden gelir.Nisyan ve ünsiyyet kelimelerinden .Nisyan fazlaysa ünsiyyet az,ünsiyyet fazlaysa nisyan az olur