• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Şimdi kendimizle yüzleşme zamanı

56 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

İnci Okumuş

Bu yazınız, bir hatıradan öte istikametin hafızasını taşıyor. Kiraz ağaçlarının gölgesinde söylenen söz, bana göre bugün sosyolojinin “anomi” dediği boşluğa karşı sessiz ama sarsıcı bir cevap niteliği taşıyor. İnanç, emek ve ahlakın birlikte yürüdüğü o çizgi, modern savrulmanın karşısına ölçü koyuyor. Şunu açıklıkla ifade etmeliyim ki; kadim bir medeniyetle yoğrulmuş olan bu toplum kendi ölçeğini, mihengini kendi sahiplenmediğinde her yara misliyle büyüyecek ve cerahatlenecektir. Toprakla yoğrulmuş bu bilgelik bizim medeniyetimizin mayasında vardır. Kaleminize nasip olan bu derin bakışın zamana bir inşirah gibi düşmesini dilerim. Kaleminize ve fikrinize hürmetle selam ederim.
  • 1 Yıl Önce

Hasan Aksuvar

Ellerinize sağlık güzel bir temas edilen bir konu kahramanmaraş'ın ortak problemlerinden birisi devletimizin buradaki irade ve gayretleri bunlardan bir Kahramanmaraşlı olarak memnunuz ancak memlekette bu inşaat işlerini denetleyecek çevre şehircilik il müdürlerini fazla sahada göremiyoruz kahramanmaraş'ın siyasetçilerini sahada göremiyoruz bence bunlara da değinmek lazım diye düşünüyorum
  • 1 Yıl Önce

Gül erşan

Öncelikle yazıyı çok beğendiğimi söylemek isterim tüm gruplara bu linki attım Elinize emeğinize sağlık çok güzel bir şekilde izah etmişsiniz Sonuna kadar katılıyorum her dediğinize bilhassa eskiye özlem dolu olan Bizler gerçekten gidişatı gördükçe hayretler içerisinde üzüntü içerisinde panik içerisinde kalıyoruz Keşke eski güzel günler Tekrar gelse doğallık masumluk saflık dürüstlük hepsi tekrardan hayatımıza girse
  • 1 Yıl Önce

Laz Kaptan

ES selam üstadım Emeğine yüreğine kalemine sağlık Sadece yapılması gereken, her aile akşam yemeğinden sonra bir araya gelip çay sohbetinde dünya hali ile ahiret hali ile sohbet ederse gelişen çağın esaretinden kurtulmuş olacağız vesselam
  • 1 Yıl Önce

Ufuk Düzyazı

Acaba gençler deizme neden sapıyor din onları tatmin etmiyorum Bu sosyolojik olduğu kadar bence ekonomik içtimayı alanları da içeriyor
  • 1 Yıl Önce

Bâki Tural

Konuya bakış açısı güzel ve olayları iyi tahlil etmiş
  • 1 Yıl Önce

Ramazan Esenceli

Hepimize ilgilendiren özellikle de gençlere hitap eden güzel bir yazı olmuş
  • 1 Yıl Önce

Kıymet

Aslında yazarlarımız siyasi yazılara çok giriyorlar bu tür sosyal konuların çok önemli olduğunu düşünüyorum Bu yüzden yazara teşekkür etmek istedim
  • 1 Yıl Önce

İbrahim Saraçoğlu

Yine güzel bir yazı yazmışsınız üstad Allah razı olsun istifade ettik devamını dileriz
  • 1 Yıl Önce

Selçuk Balcı

Ailelerin çözülmesi bireylerin kendini özgür hissetmesi ve kadınların kızların kendi başına kafelerde sokaklarda özgürce gelenek ve göreneklerine aykırı bir şekilde giyinmeleri hiç de hayra alamet değil İnşallah buna bir son verilir de tekrar kendi köklerimize geleneklerimize ve özümüze döneriz
  • 1 Yıl Önce

Kamil Ocak

Yazarım yazısını okudum çok beğendim Allah razı olsun hepimizin derdini dile getirmiş yüce Rabbim çocuklarımızı bizleri ve İslam ümmetini her türlü bela musibet ve kötü akımlardan korusun
  • 1 Yıl Önce

Remzi Dok

Bu ülkenin bu hale gelmesinde siyasetçiler kadar vatandaş da suçlu herkes seve seve bu hali benimsedi. Geçenlerde Kahramanmaraş'a bir dansöz geldi 1500 kadın gitmiş 1500 liraya bilet alarak
  • 1 Yıl Önce

Ali Akbıyık

BOZDUK DENGEYİ Çoğaldı yaşantılar ahlak dışı Herşeyden olduk böylece saf'dışı Kurut'tuk iyice baharı kışı Çoktan kaybettik işte yörünge'yi Kendi elimiz'le bozduk dengeyi Çok kötü giriyoruz renkten renge Bak hele bakın bozulan ahenge Kendi kendimizle başladık cenge Çoktan kaybettik işte yörünge'yi Kendi elimiz'le bozduk dengeyi Diyebilen varmı çok kabahatım Durun durun size tek tek anlatım Hani nerde yok'ki huzur rahatım Çoktan kaybettik işte yörünge'yi Kendi elimiz'le bozduk dengeyi Söyleyin kim mutlu huzurlu rahat Habire'de işliyoruz kabahat Ağzımızda kalmadı hiç lezzet tat Çoktan kaybettik işte yörünge'yi Kendi elimiz'le bozduk dengeyi Ortama diyor küresel ısınma Nefsin şeytanın ardına sığınma Sütten çıkan kaşık gibi arınma Çoktan kaybettik işte yörünge'yi Kendi elimiz'le bozduk dengeyi Herkes birbirine dert yanar sızlar Bırak sizi gizi sizi arsızlar Söz dinlemez oldu oğlan ve kızlar Çoktan kaybettik işte yörünge'yi Kendi elimiz'le bozduk dengeyi Ne büyük kaldı ne küçük ne hatır Kırdık herşeyi öyle çatır çatır Döküldük hepimiz'de patır patır Çoktan kaybettik işte yörünge'yi Kendi elimiz'le bozduk dengeyi Eskiden varıdı bir sevgi saygı İçimizde çoğaldı endişe kaygı Duymaz kimsede pişmanlık yok caygı Çoktan kaybettik işte yörünge'yi Kendi elimiz'le bozduk dengeyi Bozulunca kimse girmez devriye Rezil olduk iyicene çevriye Ah ah boş boş atıyoruz devriye Çoktan kaybettik işte yörünge'yi Kendi elimiz'le bozduk dengeyi Ağlancak halimize gülüyoruz Bak güya koronayla ölüyor'uz İnsanlığı ortadan bölüyoruz Çoktan kaybettik işte yörünge'yi Kendi elimiz'le bozduk dengeyi Gidişat hoş değil diyor Ademi Çok kötü bulandırdık olan demi Yaradan görüyor cümle alemi Çoktan kaybettik işte yörünge'yi Kendi elimiz'le bozduk dengeyi HALK ŞAİRİ ADEM KENGER SAYGILAR VE SEVGİLER KAHRAMANMARAŞ TAN
  • 1 Yıl Önce

Durmuş Arıkan

Yazıyı severek okudum eski günlere gittik TRT'nin sadece olduğu siyah beyaz ekranlar ne güzeldi o günler
  • 1 Yıl Önce

okur

yuzles yuzles marasli hemserin kendini yakti neden acaba yat kalk chp yi sucla gazetende haber bile olamadi
  • 1 Yıl Önce

Nuri Ak

Üstat kaleminize ve gönlünüze sağlık Allah razı olsun derdimize derman olmuşsunuz ve gerçekten halimizi çok güzel tahmin etmişsiniz sizin de buyurduğunuz gibi İnşallah Su Akar yatağını bulur ve gençlerimiz deizm kemalizm ateizm gibi akımlardan kurtulurlar inşallah
  • 1 Yıl Önce

HASAN AKSUVAR

Atilla kardeşim; Aynen hafta başına çok güzel bir yazı ve tespitler ile başlamışsın teşekkür ederiz. Yüzleşmemiz gerek ve tedbir almamız lazım lakin Devletimizin de bu yönde kontrolsüz özgürlüklere taviz vermemesi gerekir nasılsa önceki yatılı okullarda kontrol kaybedilerek terör kaynağı olarak meydana bırakılmış ise bundan sonra teknoloji denen ve ipinin ucunun yahudi sermayesinde olduğu sanal güce ve işbirlikçilerine fırsat vermemek için devletimizin AİLE bağlarına ve dini ve iktisadi egitim ve denetimlerine fırsat vermeden devam etmesi gerekli ve temennimde bu yöndedir. selam ve dua ile ....
  • 1 Yıl Önce

Demet Alkan

Gŭnaydın yazını kompile okudum tebrikler çok dogru bir toplumun degrlerini tŭrk anane ŏrf ve adetlerini ayle yapısını birliyi beraberliyini ulus olan devlet yapısını eyitimini ordusunu ve en ŏnemlisi ahlagıda alırsan çŭrŭme baṣamıṣtır sen biliyorsun ben yazmıyorum bunlar iyi gŭnler yazacak o kadar çok șeyvarki . Selamlar .
  • 1 Yıl Önce

Haksiz adaletsiz yezitlerin sonu

Ebu lehep gibi soysuz kalmaktir. Ne zaman zulmu birakip adalete sarılirsinız o zaman evladin sana evlat olur. Yoksa evlatlarinizi alemlerden partilerden toplarsiniz analik ve babaliginiz da kagit ustunde kalir...
  • 1 Yıl Önce

Hacı Ali

Üstadım, bu yazınız beni eskilere götürdü..bize bir gerçeği yeniden hatırlattı. Değişen zamanların içinde kaybolmak kader değil, asıl mesele değişimin hızına kapılmadan kendi özümüzü koruyabilme olduğunu. Kendimizle yüzleşmenin, bir zayıflık değil, aksine bir dirilişin ilk adımı olduğu. Çünkü toplum da aile de birey de aynı..İçine bakmayı başarabilenler ayakta kalır. Belki bugün sorgularımız çok, yorgunluklarımız daha fazla..ama yine de umut, insanın kendini yeniden kurabilme cesaretinde bence. Dünyanın yönü değişse de, insan kendine döndüğü sürece hiçbir şey bitmiş değil vesselam????
  • 1 Yıl Önce

Mustafa NAR

Emeğinize sağlık, muhteşem bir yazı olmuş.
  • 1 Yıl Önce

Ş.

Allah sonumuzu hayreyleye... Allah'tan ümit kesilmez ama... İşimiz çok zor... İnternet belasının üstüne Müslüman olduğunu iddia eden iktidarın savrukluğu, İslam'dan uzak uygulamaları... İşi içinden çıkılmaz hale getiriyor. AK Parti öncesi Atatürk kalkıp gelse... Seçime girse yüzde 40 alırdı. Bugün yüzde 70-80'i bulur. Bizim uyanmamız, belki ceberrut bir CHP iktidarı ile olur. Allah, İzzetbegoviç'in dediğini bize dedirtmesin. Bu savaş Allah'ın bir lütfu, demişti. Biz kendimizi unutmuştuk, bu savaş bize kim olduğumuzu hatırlattı.
  • 1 Yıl Önce

asd

Dediğinizde belki haklısınız ama bu milletin hafızası çok kısa. Zaten yakın tarihe baktığımızda hep iktidar sağ ve sol arasında değişmiş. 23 sene hadi diyelim 25 sene aslında hiç bir şey değil ama bu kısacık zaman diliminde eskiden mağdur olduğunu iddia eden muhafazakarlar zıvanadan çıkmış hatta eleştirdiklerini bile geçmiş durumda. Yarın iktidara Chp gelse ve bu muhafazakarlar akıllansalar tekrar iktidarı aldıklarında yine aynı kısır döngü devam edecek. Benim bu millete özellikle de muhafazakarlarına inancım kalmadı artık. Müslümanım, dindarım diyen bir insan bu kadar kısa sürede karşı cenahı aratacak kadar değişmemeli. Bu dönemde eline para geçenler ne oldum delisi oldu, kendilerini bulunmaz hint kumaşı zannettiler. En kötüsü de Allah onları o makamlara getirerek bizlere yani sıradan vatandaşa lütuf buyurdu sandılar. Hikmeti kendilerinden bildiler ve savruldular. Cübbeli Ahmet Hoca'nın "Belam bin Baura" kıssasını dinlemenizi tavsiye ederim. İsm-i Azam'ı ezbere bilen bu zat, her duası makbul bir veli iken son nefeste imansız olarak ölmüş. Allah, kendisi için "o kadar nimet verdim ama bir kere bile şükretmedi" demiş. Şimdi iktidardaki makam sahibi bu muhazakarların da durumu buna benziyor. O makamlara kendileri hak ettiği için geldiklerini sanıyorlar ama ne büyük imtihanda olduklarının farkında değiller. Yıllardır ateşten gömlek giyiyorlar ama yüzleri kızarmayacak kadar arsız olmuş durumdalar. Rabbimden özellikle kamuda makam, mevki istemiyorum ama olur da gelecek olursam ki umarım olmam... Yarın, bu sözleri bana unutturmasın ve şu anki iktidar mensuplarının durumuna düşürmesin. Amin.

Osman Nuri Pakdil

Eyvah desene aile yapısı tehdit altinda
  • 1 Yıl Önce

Kadir Bostan

Yüzleşme ama nasıl olacak, nerden başlamalı? İnsan nasıl düzelir?
  • 1 Yıl Önce

Adem Göçer

Aynen dediğiniz gibi sayın yazar teşekkür ediyoruz
  • 1 Yıl Önce

Ahmet SANDAL İKTA-DER Başkanı

Atilla kardeşim değerli Hemşerim güzel şeyler yazmışsın. Yani ekleyecek bir şey yok. Zaten güncel olan sorunların ve hepimizin ıstırapla hissettiği ve dijitalleşme sosyal medya sanal oyunlar TV dizileri cep telefonları hepsinin ortasında adeta esir alınan bir insanlık var. Bunu özetlemişsin. Bermuda şeytan üçgenini belki beşgenini (1-Dijital dünya, 2-Tv'ler, 3-Cep telefonları, 4-Sosyal medya, 5-Yapay zeka) detaylı şekilde anlatmışsın onun üzerine durmayacağım tek bir şey diyeceğim bu. Mantıklı hareket etmemiz lazım. Eski hale getiremeyiz yeni hale uygun çözümler gerekiyor. Eski hal, muhal. Ya yeni hal, ya izmihlal." Ahmet Sandal İKTA-DER Başkanı
  • 1 Yıl Önce

Emine

Sessizlik sesin olmadığı yerdir, sözün olmadığı değil! Sessizlik bunu sesle yapmaz belki ama fazlasıyla konuşkandır. Üstelik sessizlik dosdoğru söyler sözünü; eğip bükmeden, yalana dolana karıştırmadan, hesap kitap yapmadan… Sessizliği dinlemek cesaret ister bu yüzden; kendinle yüzleşmek demektir çünkü! Bunu yapacak cesaretten yoksunuz bugün artık! İnsanı, kendimizi, iç sesimizi, en derin yerinden söyledikleriyle duyup işitmek bizi kendimizle yüzleşmeye mecbur ediyor. Bugün bunu yapabilen de çok çıkmıyor. Hepimiz gün boyu ağız dolusu konuşuyoruz ama günün sonunda asıl söylenmesi gereken sözler hep içimizde kalıyor!
  • 1 Yıl Önce

Ramazan Koç

Kendimizle kaldığımızda, zihnimiz düşünceleri üzerimize boca eder ve bunlarla yüzleşmek zor gelebilir. Bu yüzden kaçınma davranışı gösterebiliyoruz; telefona girmek, dışarıda zaman geçirmek, dizi/film izlemek, saatlerce temizlik yapmak vs . Can sıkıntısının sebepleriyle yüzleştikçe o yüklerden arınabiliriz
  • 1 Yıl Önce

Sezai Demir

"Pera Palas'ta Gece Yarısı" gizem, tarih ve romantizmi birleştirerek, bir kadının geçmiş ve bugün arasındaki yolculuğunu,anlatan, biraz daha geçmişiyle yüzleşmesini salık veren bir dizi Psikolojik olarak dizinin bize verdiği mesajlar: -Geçmişle yüzleşmek cesaret ister. -Kendi benliğimizi anlamadan özgür olamayız. -Zaman ve anılar, bugünü şekillendiren en güçlü güçlerdir. Dizi bize şunu hatırlatıyor: Zaman yolculuğu mümkün olmasa bile, geçmişe duyduğumuz özlem ve 'ya böyle olsaydı' düşünceleri hep bizimle. Asıl yolculuk ise kendimizi tanımak, kendimizle yüzleşmek ve dönüşmekte saklı.
  • 1 Yıl Önce

Cuma Serçe

AHİRZAMAN HASTALIGI. İkindi ve yatsı namazının sünnetini kılmamayı adet haline getirmişsen Sürekli kaçıncı rekatta olduğunu, hatta hangi vakte niyet ettiğini unutup duruyorsa Selam verir vermez seccadeden kaçarcasına kalkıyorsan Tesbihat yapmıyor, dua da etmiyorsan En büyük mutluluğun sevdiğin yemekleri yemekse Her sabah işe gitmek için kalkınca sabah namazını kılıyor, ama haftasonu olunca sabah namazına hiç uyanamıyorsan Namazdan kurtaran günlere erişince derin bir oh! çekiyorsan Kuran okumayı bildiğin halde en son ramazan ayında bir cüz okumuşsan, kuran gerçekten rafta tozlanmışsa Hatim için sana verilen ama okumadığın bir sürü cüz varsa Saçım bozulur diye takke kullanmaktan geri duruyorsan Namazlar hep son yarım saate kalıyorsan Camiye cumadan cumaya gidiyorsan Bir fakire en son ne zaman yardım ettiğini hatırlamıyorsan Başörtün küçücük olduğu için sürekli boynun falan görünüyorsa Boyun uzun görünsün diye, başörtünü hep deve hörgücü gibi yapıyorsan Sürekli küçük! yalanlar söylüyor, sürekli gıybet ediyorsan Küstüğün ve nefret ettiğin bir sürü insan varsa Bir de bu haline bahaneler üretiyorsan, bil ki sana ahirzaman hastalığı bulaşmış demektir Ahirzamanda olmanın savruluşudur bu yoldan çıkışlar, bu hastalıklı haller İstikamette yürüyemiyor oluşumuzun tek çaresi kendimizle yüzleşmek ve TEVBE etmektir... RABBİM Kalplerimizi İstikamet Üzere Sabit Eylesin.
  • 1 Yıl Önce

asd

Hocam öyle yazmışsın ki her okuyan kendinde bir şeyler bulur. Allah samimi, ihlaslı müslümanlar olmayı ve ihlaslı evlatlar yetiştirmeyi nasip etsin cümlemize.

Muhammed Yanar

............... BEN BİR HİÇİM............... Çok şükür aklımın fikrimin idrakındayım Elhamdülillah derim vücuden sağlıklıyım Sevgili bir kulum ki kalben de inanıyorum Sen yoksan bir eksiğim ben bir hiçim. Yeşil nedir sarı nedir hepsinin farkındayım Aklımı kullanıp iyi ve kötüyü fark ediyorum Ekiyorum dikiyorum hasat vakti topluyorum Sen yoksan bir eksiğim ben bir hiçim. Yeryüzünde en kutsal canlı sadece benim Cennet ile cehennem arasında bir çizgiyim Lâ ilahe illallah diyerek Rabbime varırım Sen yoksan bir eksiğim ben bir hiçim. İBRAHİM-İ Sadece, yaşamak ve ölmek için halk olmadık. Ara sıra kendimizle yüzleşmek de gerekiyor.
  • 1 Yıl Önce

Hüseyin Avşar

Geçmişin Yükü İnsan, geçmişte yaşadıklarını bir yük gibi sırtında taşımaya devam ederse; ya bu yükün altında ezilir ya da sağlığını kaybeder. Ama unutma… Bunu değiştirmek elimizde. Geçmişle yüzleşmek, aslında kendimizle yüzleşmektir. Kendimizle barışmayı başardığımızda; • ruhumuz hafifler, • bedenimiz iyileşir, • hayat daha akışkan hâle gelir. Kendini affetmek, geçmişi kabullenmek ve ileriye adım atmak… İyileşmenin kapısı tam da burada açılır. Bugün kendine bir iyilik yap: Kendini daha güzel gör, daha güzel hisset. Çünkü gerçekten hak ediyorsun
  • 1 Yıl Önce

Zahide

Değerli dostlar, kıymetli arkadaşlar, Herkes kendi ayıbının hamalıdır. Kusur arayan, heybesine baksın. Başkalarını yargılamadan, eleştirmeden önce dönüp kendi içimize bakmamız gerektiğini, kendi eksikliklerimizi ve hatalarımızı görmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Unutmayalım ki, mükemmel insan yoktur. Hepimizin kusurları ve eksiklikleri vardır. Önemli olan, bu kusurları başkalarında aramak yerine, kendi içimizde fark edip bunları düzeltmeye çalışmaktır. Başkalarının hatalarına odaklanmak, bizi ileriye taşımaz. Aksine, bizi kendi gelişimimizden alıkoyar ve olumsuz bir döngünün içine iter. Oysa ki, kendimizi tanımak, kendimizle yüzleşmek ve kendimizi geliştirmek, hem bireysel olarak hem de bir toplum olarak daha iyiye ulaşmamızı sağlar. Bu nedenle, gelin, başkalarının kusurlarını aramak yerine, birbirimize daha anlayışlı ve daha hoşgörülü olalım. Her birimiz kendi heybemize bakalım ve kendi yükümüzü hafifletmeye çalışalım. Unutmayalım ki, bir toplumun gücü, bireylerinin birbirine olan saygısından ve anlayışından gelir. Sevgiyle, saygıyla,
  • 1 Yıl Önce

Tevfik Kısakürek

Kendinle yüzleşmek, ayıp değil. İnsan ara sıra aynaya bakmalı, ben neciyim, kimim diyebilmeli. Birini eleştirirken önce kendinden başlamalı.
  • 1 Yıl Önce

İrfan

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla Gazze Şeridi Hakkındaki Güvenlik Konseyi Kararı Hakkında Filistin Güçleri ve Gruplarından Basın Açıklaması Filistin güçleri ve grupları, halkımızın direniş ve meşru müdafaa hakkını savunuyor ve Güvenlik Konseyi kararını, halkımızın yok edilmesine uluslararası bir suç ortaklığı ve vesayet aracı olarak görerek reddediyor. Filistinli gruplar, ABD'nin ısrarıyla çıkarılan Güvenlik Konseyi kararını reddettiklerini yineliyor. Bunu, uluslararası hukukun ihlali ve Filistin halkının iradesi dışında sahada düzenlemeler dayatmanın önünü açan bir çerçeve olarak görüyorlar. Gazze'ye önerilen şekliyle konuşlandırılacak herhangi bir uluslararası gücün, dayatılan bir vesayet veya yönetim biçimi haline geleceğine ve böylece Filistin halkının kendi kaderini tayin ve özyönetim hakkını kısıtlayan bir gerçeği yeniden üreteceğine inanıyorlar. Filistinli gruplar, önerinin Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkını ve meşru ulusal egemenlik arayışlarını baltaladığını vurguluyor. Bu, işgalci güçlerin Gazze Şeridi'nde halkımıza karşı yürüttüğü soykırım savaşına derin bir uluslararası suç ortaklığının bir biçimini temsil ediyor. Dahası, işgal ordusunun Kudüs de dahil olmak üzere işgal altındaki Batı Şeria'da uyguladığı yerleşimci terörizmini, yaygın yerleşim genişlemesini ve kademeli ilhakı görmezden geliyor. Ayrıca, Filistinlilerin yerleşimci terörizmine karşı uluslararası koruma ihtiyacını da göz ardı ediyor. Gruplar, sözde barıştan bahseden bu kararın, sorunun temel nedenlerini ve gerçek ve adil bir barışın yokluğunu ele almadığını belirtiyor. İşgale, apartheid rejimine ve ırk ayrımcılığına son verilmesini talep etmiyor ve Filistin halkının geri dönüş ve kendi kaderini tayin hakkını yerine getirmiyor. Filistinli gruplar ve güçler, bu kararın işgalin geri çekilmesini ve Gazze Şeridi'ndeki düşmanlıkların sona ermesini İsrail işgalinin dayattığı koşullara bağladığını açıklıyor. İşgalcinin iradesine bağlı olarak yeniden yapılanma ve yardımları kısıtlıyor, Batı Şeria ile Gazze arasındaki ayrımı derinleştiriyor ve UNRWA'yı ve Filistinli mültecilere yönelik tarihsel rolünü ve sorumluluğunu hedef alıyor; bu da uluslararası toplumun davalarına olan bağlılığının son kalan ifadesidir. Filistinli gruplar ayrıca, direnişi "terörizm" olarak nitelendirmeyi ve Filistin silahlarının Filistin halkını imha kampanyalarına ve savaşlarına karşı savunmak için kullanılması konusunu, ulusal, tarihsel ve hukuki bağlamı dikkate almadan ve halkımızı işgalin suçlarından koruyacak herhangi bir mekanizma sağlamadan veya gasp edilen haklarının iadesi için siyasi bir ufuk yaratmadan gündeme getirmeyi tamamen kınadıklarını ve kesin bir dille reddettiklerini vurguluyorlar. Gruplar, uluslararası gücü işgalle koordineli bir güvenlik aygıtına dönüştürmenin, uluslararası koruma kavramının özünü boşalttığına ve uluslararası hukuk ve sözleşmelerde dayandığı temelleri zayıflattığına inanıyor. Dahası, bu güç, halkımıza karşı saldırganlık ve imhanın devamı için yeni bir yabancı işgalci güce ve yeni bir araca dönüşüyor. Güvenlik Konseyi kararını reddeden bu tutumu destekleyen gruplar, şunları vurgulamaktadır: Birincisi: Filistin halkının devredilemez haklarına, özellikle de geri dönüş, kendi kaderini tayin, işgalin sona erdirilmesi ve başkenti Kudüs olan bağımsız bir devlet kurulması haklarına tam olarak uyulması. Gazze veya işgal altındaki vatanın herhangi bir bölümüyle ilgili tüm düzenlemelerin, özgür ulusal iradeye tabi olması, toprak ve halkın birliğinin korunması, saldırganlığın ve imha savaşının tamamen sona erdirilmesi, işgal altındaki topraklarımızdan işgalin geri çekilmesi ve Gazze Şeridi'nin kalıcı bir şekilde işgal edilmesinin önlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Karar ayrıca, yabancı vesayet girişimlerine karşı koymak için Pekin Deklarasyonu'nun uygulanmasının gerekliliğini vurgulamaktadır.
  • 1 Yıl Önce

Erhan

ak parti karşıtları bu söylediklerini hemen alıp, " 24 yıldır iktidarda olan kim" derler. Yani birileri yine kendileri ve çocukları ile yüzleşmekten kaçıp, sorumluluğu başka yere yüklemeye çalışırlar. ( psikolojide ki bahane, kaçma, yön değiştirme mekanizmasına başvurma ) hatta iktidar bazı önleyici adımlar atsa bu seferde "diktatörlük, özgürlük....." derler
  • 1 Yıl Önce

asd

İşte senin gibiler yüzünden tam da bu durumdayız. Halâ şu anlatılanlardan ders almayıp kendi kendine ''biz nerede yanlış yaptık?'' diye sormak yerine utanmadan hala Chp'yi bilmem kimi suçlayabiliyorsun. Allah ıslah etsin seni ve senin gibi yobazları.

okur

ne diyorsun chp zihniyeti 100 yil öncesinden sorumlu akp hukumeti 3 yil öncesinden sorumlu degilmi?

Hülya Alptekin

TOPLUM PSİKOLOJİSİ Az bilen çok güvenli, çok bilen ise mütevazi? Toplumda sık sık karşılaştığımız bir tablo var: Bilgisi sınırlı insanların kendinden aşırı emin olması, uzmanların ise temkinli davranması. İşte psikolojide Dunning-Kruger etkisi tam olarak bunu tanımlar. 1999'da David Dunning ve Justin Kruger tarafından ortaya konan bu olgu, yetersiz bilgi veya beceriye sahip kişilerin yetkinliklerini abarttığını, aksine yetenekli kişilerin kendilerini eksik gördüğünü gösterir. Peki neden az bilen çok güvenlidir? Çünkü eksik bilgi, kişinin neyi bilmediğini fark etmesini engeller. Kendi sınırlarını göremeyen birey, hem yapamadığını bilmez hem de kendine fazla güven duyar. Kruger ve Dunning'in deneylerinde, mantık ve dil testlerinde düşük puan alanlar başarılarını yüksek değerlendirirken, yüksek puan alanlar kendilerini mütevazı bulmuştu. Bu paradoks, günlük yaşamda sık sık karşımıza çıkar. Sosyal medyada, tartışma platformlarında veya iş hayatında Dunning-Kruger etkisinin izlerini görmek kolaydır. Az bilgiye sahip kişiler fikirlerini coşkuyla savunur; araştırma yapmadan hüküm verir, yanlış bilgileri yayabilir. İş yerinde yetersiz bilgiye sahip bireyler, kritik kararları büyük bir özgüvenle alır; sonuç çoğu zaman hatalı olur. Eğitimde ve öğrenme süreçlerinde ise kişi, kendi bilgisini abarttığı için gelişime kapalıdır. Bu fenomenin popüler bir versiyonu "cahillik özgüveni"dir: İnsan ne kadar bilgisizse, o kadar kendine güveni yüksek görünür. Öte yandan yetenekli bireyler, başkalarının bilgi seviyesini göz önüne aldıkları için mütevazı davranır. Sonuç olarak, "Az bilen çok, çok bilen az bilir" sözü, Dunning-Kruger etkisinin sosyal hayatta görülen özetidir. Birey ve toplum, bu tuzaktan kurtulabilir. Eleştirel düşünmek, geri bildirim almak, kendi bilgi sınırlarını fark etmek ve sürekli öğrenmeye açık olmak, hem bireysel farkındalığı hem de toplumsal sağduyuyu artırır. Dunning-Kruger etkisi, sadece psikolojik bir kavram değil; modern toplumda bilgi, özgüven ve iletişim arasındaki dengeleri anlamamıza yardımcı olan bir aynadır. (D.S. Alıntı)
  • 1 Yıl Önce

asd

Bizim toplumun bu bilişsel seviyeye ulaşması çok zor hocam. Bizde başka bir şey var ismini koyamadığım. Eğitimle düzeltilebilecek bir cehalet değil bizdeki. Sanki bu toplum lanetlenmiş gibi Allah korusun.

Duran Bozbayır

Çağımız, Kitlelerin, kendi çevrelerinden gelen paylaşımları doğru kabul ettiği bir çağ. Tıpkı Einsten'ın dediği gibi... "İnsanlardaki önyargıyı parçalamak, atomu parçalamaktan çok daha zor!" Malum... Önyargılı olmayanlar hayatı deneyimlerle öğrenir, yaşayıp ders çıkarır. Önyargılılar ise kararını peşin olarak vermiş insanlardır.
  • 1 Yıl Önce

Yasin Dinler

Yüce Rabbim razı olduğu sevdiği bir anda huzuruna kavuşabilen kullarından eylesin temennisiyle.... Her şey geçer, ömür de geçer, bütün tartışmalar biter, bütün gündemler değişir, bütün ünvanlar, koltuklar, makamlar geride kalır, bütün telaşlar son bulur, hayat sensiz de akıp gider. Ne yaparsan yap, kimseyi razı edemezsin, muhakkak bir eksiğin bulunur. Sen Allah’ı razı etmeye bak! Çünkü O, seni asla yalnız bırakmaz. Ve sakın unutma! Allah, kuluna şah damarından daha yakındır (Kaf, 16).
  • 1 Yıl Önce

Ali Akbıyık

Günümüzde "yobazlığın" alametifarikası, farklı düşüneni linç etmekte, "kendisinden olmayanı" yok saymakla ortaya çıkıyor. Zaman zaman bu sosyal platformda hepimize yapıldığı gibi. "Küfür yobazı ataist" ile "din yobazı" bir yanıyla ruh ikizi gibidir; biri ötekini susturmaya, diğeri yok saymaya çalışıyor. Fakat ikisinde de aynı tahammülsüzlük var.
  • 1 Yıl Önce

Cemal Süreya

Bir taraf "Kemalist" deyip topyekûn saldırıyor, öbür taraf "İslamcı" diyerek herkesi aynı torbaya atıyor. Peki, kimdir bu "Kemalist"? Atatürk’çüyle farkı nedir? Söz gelimi Attilâ İlhan'ın işgalci-emperyalist'lerle savaşan Atatürk'üyle, Can Dündar'ın emperyalist’lerin gözüne bakan Atatürk'ü aynı mı? Aynı şekilde, Sezai Karakoç'un İslamcılığıyla "dünyada makam, ahirette iman turizminin yolcuları" bir mi?
  • 1 Yıl Önce

Murat Dere

Tartışmaya bayılıyoruz ama ortada fikir namına hiçbir şey yok. Çokluk mide gurultusu. Kendimizle yüzleşmek yerine, karşımızdakini ezip rahatlamayı, yani kolay olanı seçiyoruz. Haliyle, herkes kendi saman adamını dövüyor. Oysa bütün mesele aynaya bakmakta. Yazık ki yazık, hayli zamandır aynaya bakmaktan korkuyoruz.
  • 1 Yıl Önce

Mustafa Altınok

Evet günün en önemli sorunu bu kendimizle yüzleşmeden galiba hiçbir şey yapamayacağız bizlere de hata yaptık onların hepsinin sorgulanması gerekiyor
  • 1 Yıl Önce

Osman Kamalak

Soru şudur: Nasıl oluyor da Yahudileri gaz odalarında soykırımdan geçiren Naziler ile Gazze'yi soykırımdan geçiren Siyonistler aynı anda Atatürk'ü sevebiliyorlar? Bu soruya Kemalist-Atatürk'çü zihniyetin "Atatürk'ün büyüklüğü burada..." yollu cevap vereceği besbelli. Zira bu cevher onlarda var.
  • 1 Yıl Önce

Kadir Polat

Bugün hâlâ tartışılan pek çok mesele, bu kırılmanın artçı sarsıntılarıdır. Elit bir azınlık, kendi keyfi normlarının artık ülkenin "doğal kültürü" sayılmadığını kabullenmekte zorlanıyor. Ülkemiz, bu kültürel geçişin sancılarıyla doludur. Velhasıl, uzun süre görünmez kalan sembolik şiddet, görünür oldu. Ve o görünürlük, kültürel monarşinin en büyük travmasına dönüştü. Bugün yaşadığımız birçok kriz, siyasi olmaktan çok sosyolojik bir hadise gibidir: Yıkılan bir üstünlüğün, tarihten çekilen bir kültürel merkeziyetin ve artık tek bir sınıfa ait olmayan bir ülkenin doğum sancılarıdır. A. Buyukçapar
  • 1 Yıl Önce

İbrahim Saraçoğlu

Yıllarca "eğitimsiz", "kaba", "taşralı" diye küçümsenen bu kitlenin siyasetin merkezine oturması, aslında bir sınıfsal intikamdan çok daha fazlasıydı. Çünkü yalnızca siyasal bir güç değişmedi; kültürün tekeli kırıldı. Hiyerarşi tersyüz edildi. Meşruiyet merkezi yerinden oynadı ve yeniden tanımlandı.
  • 1 Yıl Önce

Kemal Suçatı

Bugün tarihe gömüldü sanılan ama tohumdan filize dönüşen öz çatladı. Kültürel merkezin yıllarca görmezden geldiği, küçümsediği, şekillendirmeye çalıştığı kitleler; geçmişin bütün aşağılamalarını sessiz bir hafızaya dönüştürmüş ve o hafıza, bir volkan gibi patlamıştır.
  • 1 Yıl Önce

Yunus Çayır

Şöyle bir yorum yapılıyor Bu mühendisliğin yapısını oluşturan ise; İstanbul Türkçesinin ince kıvrımları ile konuşan, Batı referanslarını birer hayat felsefesi olarak kullanan, dini kamusal hayattan dışlamayı ve onun cahili olmayı modernliğin ölçüsü sayan bir merkezde kümelenmişti. Bu merkez, kendisini "aydın" olarak tanımlarken geri kalanları "halk" kategorisine sıkıştırmıştır. Fakat "halk" sözcüğünün onların ağzında bıraktığı tat, bir merhametten ziyade yerleşik bir kültürel ve sınıfsal farklılığın, izlerini taşıyor. A. büyük çapar
  • 1 Yıl Önce

Mehmet Koç

Bir toplumsal kesim kendi estetik, düşünce tercihlerini, sanki evrensel doğrularmış gibi dayatıp meşrulaştırıyordu. Bu keyfilik, Türkiye'nin modernleşme hikâyesi boyunca sessiz, fakat son derece etkili bir toplumsal mühendislik olarak kullanıldı.
  • 1 Yıl Önce

Serdar Zabun

Türk ve İslam dünyası kalkınmak ve gelişmek istiyorsa; a) Yüksek öğretimini yapay zeka ve internet devrimlerini dikkate alarak yeniden planlamalı, b) Üniversitelerini / Ar-Ge merkezlerini güçlendirmelidir. c)Eğitim ve bilim yuvaları işlevsiz tartışmaların ve ünvanların dağıtıldığı yerler olmamalıdır. Doğru söze ne denir İsmail hocam. Saygılar…
  • 1 Yıl Önce

Narin

Çok güzel bir yazı olmuş elinize yüreğinize sağlık Evet iğneyi kendimize çuvaldızı başkalarına batırmayalım kendimizle yüzleşmek zamanı
  • 1 Yıl Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23