• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Kılıçdaroğlu'ndan İmamoğlu’nu çıldırtacak sözler “Siyasi nedenlerle tutuklanmadı!”

CHP'nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tutuklu eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargı sürecine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Tutuklamanın siyasi düşünce veya söylemlerden kaynaklanmadığını belirten Kılıçdaroğlu, “Başka nedenlerle tutuklandı ve başka nedenlerle yargılanıyor” dedi.

1 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın Sosyal Bilimci

Siyasette Aynalar ve Gerçekler: Kılıçdaroğlu’nun Malumu İlan Eden Sözleri Türk siyaseti, uzun zamandır hukuki süreçlerin üzerini örten "siyasi mağduriyet" şalıyla meşguldü. Ceza yargılamasına konu olan her davanın, her idari veya mali soruşturmanın anında "siyasi bir operasyon" olarak ambalajlanması, adeta yazılmamış bir siyasi kural halini almıştı. Ancak CHP'nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun katıldığı canlı yayında yaptığı son açıklamalar, bu ezberi kökünden sarstı ve siyaset sahnesindeki yapay dengeleri altüst etti. Kılıçdaroğlu, cezaevinde bulunan eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ve diğer tutuklu belediye başkanlarının durumuna ilişkin net bir tespitte bulundu. Kılıçdaroğlu, bu isimlerin siyasi düşünceleri, ideolojileri ya da siyasi söylemleri nedeniyle tutuklanmadıklarını, yargılama süreçlerinin arkasında "başka nedenlerin" yattığını açıkça dile getirdi. Bu çıkış, kamuoyunda uzun süredir algı yönetimiyle parlatılan "siyasi rehine" anlatısının bizzat kendi mahallesinin eski lideri tarafından çöpe atılması anlamına geliyor. Mağduriyet Zırhının Delinmesi Siyasette bir figürü büyütmenin en kolay yolu, onu haksız bir şekilde cezalandırılan bir kahraman olarak konumlandırmaktır. İmamoğlu ve ekibi de uzun süredir karşı karşıya kaldıkları tüm hukuki süreçleri bu "mağduriyet zırhı" ile göğüslemeye, kamuoyuna kendilerini sadece "muhalif oldukları için" hedef alınan figürler olarak sunmaya çalışıyorlardı. Ancak Kılıçdaroğlu’nun "Başka nedenlerle tutuklandı ve başka nedenlerle yargılanıyor" ifadesi, bu zırhı tam ortasından deldi. [1] Eski genel başkanın bu tespiti, aslında devlet yönetiminde ve belediyecilikte hesap verilebilirliğin altını çiziyor. Bir belediye başkanının yargılanması siyasi fikirlerinden değil de imza attığı idari tasarruflardan, mali süreçlerden veya dosyalara yansıyan diğer somut iddialardan kaynaklanıyorsa, buna "siyasi dava" demek hukukun evrensel ilkelerine haksızlıktır. Kılıçdaroğlu, her ne kadar yargının genel işleyişine ve çifte standartlara yönelik eleştirilerini saklı tutsa da somut durum tespiti yaparken adaletin kantarına sadık kalmayı seçmiştir. [1, 2] "Doğru Söze Hacı Emmin Ne Desin?" Halk arasında sıkça kullanılan "Doğru söze hacı emmin ne desin?" deyimi, tam da bu durumlar için biçilmiş kaftandır. Ortada gizlenemez, üzeri örtülemez bir hukuki gerçeklik veya dosya içeriği varsa, bunu siyasi bağlar veya geçmişteki yol arkadaşlıkları uğruna inkar etmek devlet adamlığıyla bağdaşmaz. Kılıçdaroğlu, kendi partisinde bir dönem "veliaht" veya "baba-oğul" ilişkisiyle andığı bir ismin yargılanma gerekçelerini rasyonalize ederek, duygusal ve siyasi körlüğü reddetmiştir. Sonuç olarak, Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamaları, siyaseti sadece bir algı ve mağduriyet üretme mekanizması olarak görenlerin ezberini bozmuştur. Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır ve bizzat konunun en yakın tanıklarından birinin bu gerçeği haykırması, siyasi tarihe düşülmüş en net şerhlerden biri olmuştur. Konuya Uygun Bir Fıkra: "Kabahat Kimde?" Hazır siyasi gerçeklerden, herkesin bildiği ama farklı yansıttığı durumlardan bahsetmişken, konunun ruhuna cuk oturan meşhur bir Bektaşi fıkrasını hatırlayalım: Kasabanın birinde bir adamın küpünden her gece gizlice pekmez eksiliyormuş. Adam bakmış olacak gibi değil, mahallenin bilge Bektaşi’sine akıl danışmaya gitmiş: — "Erenler," demiş, "benim pekmez küpünün kapağı kapalı, mühürü sağlam, etrafında da hiçbir çatlak yok. Ama her sabah bakıyorum, pekmez bir parmak daha eksilmiş. Bu işe hacı emmim ne desin, şaşırdım kaldım. Acaba küpe cinler mi dadandı?" Bektaşi adamı dinlemiş, sakalını şöyle bir sıvazlamış, sonra küpün altını üstünü iyice inceleyip şöyle demiş: — "Yahu evlat, cinleri minleri karıştırma. Küpün yukarısı sağlam, mührü yerinde diyorsun ama altına hiç bakmadın mı? Küpün altı delik, pekmez oradan sızıyor!" Adam hemen itiraz etmiş: — "Aman erenler, hiç öyle şey olur mu? Pekmez küpün altından eksilseydi, yukarısı aynen kalır, altı boşalırdı. Oysa yukarısı eksiliyor!" Bektaşi gülmüş ve doğru sözü gediğine koymuş: — "Be birader, doğru söze ne denir? Sen yukarıdan eksiliyor diyorsun diye, biz kabahati yukarılarda mı arayacağız? Gerçek ortada; senin küpün altı delik, sen hala gözünü yukarıya dikmiş adalet bekliyorsun!" Siyasetçiler de bazen başlarına gelen her şeyi "yukarıdan, siyasi nedenlerden" bilirler ama Kılıçdaroğlu’nun da işaret ettiği gibi; asıl mesele küpün altındaki sızıntılarda, yani "başka nedenlerde" gizlidir.
  • 9 Dakika Önce

Ahmet

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde şimdikine rakip olması siyasi neden değil mi?
  • 1 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23