• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

6 Kasım 2026: Günün Ayet ve Hadisi

Bu sözler kulaklarımıza küpe olsun. Sizler için hazırladığımız, Günün Ayet ve Hadisi ile Günün Sözünü, Günün Sözünü istifadelerinize sunuyoruz... (6 Kasım 2026)

1 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın Sosyal Bilimci

HAKKA RİAYET EDENİ HAKK KORUR Hakka riayet edeni Hakk korur sözü, insanın hem kendi vicdanıyla hem de yaratıcısıyla kurduğu bağın en saf, en sarsılmaz tezahürlerinden biridir. Bu ifade, sadece toplumsal düzeni sağlayan bir ahlak kuralı değil; aynı zamanda kâinatın üzerine kurulduğu ilahi adalet terazisinin yeryüzündeki yansımasıdır. Hak bilmek, adaleti gözetmek ve kul hakkından sakınmak, İslam ahlakının kalbini oluşturur. İnsan, hayat yolculuğunda adalet ve dürüstlük ilkesini kendisine pusula edindiğinde, aslında en büyük sığınağı ve koruyucuyu da bulmuş demektir. Çünkü mutlak adaletin sahibi olan Yüce Allah, kendi sıfatlarından biri olan "Hakk" ismini yeryüzünde yaşatanları asla yalnız ve yardımsız bırakmaz. Adalet ve dürüstlük, bireyin iç dünyasında başlayan ve dalga dalga topluma yayılan bir huzur iklimidir. Bir insanın başkalarının haklarına saygı göstermesi, zayıfı koruması, emanete hıyanet etmemesi ve her şartta doğrudan yana saf tutması, onun manevi olgunluğunun en net göstergesidir. Kul hakkı, insan ilişkilerinin en hassas çizgisidir. Kul hakkına gösterilen özen, aslında yaratılana duyulan saygının ve dolayısıyla Yaratıcıya olan sevginin somut bir kanıtıdır. İnsanlar bazen haksızlık yaparak, adaleti çiğneyerek ya da başkalarının hakkını gasp ederek geçici dünyalık kazançlar elde ettiklerini düşünebilirler. Oysa bu durum anlık bir yanılsamadan ibarettir. Gerçek kazanç ve kalıcı emniyet, ancak hakka ve hukuka sadık kalmakla mümkündür. Bu noktada Hz. Ömer'in adalet anlayışını hatırlamak gerekir. Onun halifeliği dönemindeki adalet anlayışı, makamın, zenginliğin ve gücün hak karşısında hiçbir ayrıcalık sağlamadığının en güzel örneklerinden biridir. Hz. Ömer, adaletin yalnızca başkalarına karşı değil, insanın kendi yakınlarına ve hatta kendi nefsine karşı da gösterilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Onun adalet anlayışında güçlüyle zayıf, zenginle fakir arasında ayrım yoktur. Çünkü hak, kişiye göre değişmez; doğru, çıkarlarımıza göre eğilip bükülmez. İşte gerçek anlamda hakka riayet etmek budur. İnsan, kendi çıkarına ters düşse bile adaletten ayrılmıyorsa, hakikatin ve vicdanın yanında yer almış demektir. Çünkü adalet, yalnızca başkasına haksızlık yapmamak değil, kendi nefsinin haksızlığa meyletmesine de engel olmaktır. İlahi kanun, iyiliğin ve adaletin karşılıksız kalmayacağını bizlere müjdeler. Hak yemeyen, dürüstlükten ödün vermeyen ve zor zamanlarda bile adaletin savunucusu olan bireyler, Allah'a duydukları güven ve teslimiyetle manevi bir sığınak bulurlar. Bu güven bazen dünyada gözle görülür bir bereket, huzur ve saygınlık olarak tezahür eder; bazen de insanın en zor zamanlarda bile vicdan rahatlığını kaybetmemesini sağlar. Dünya hayatında sıkıntılar, iftiralar ya da haksızlıklar hakka riayet edenlerin kapısını çalsa bile, bu durum onların doğruluktan ayrılmaları için bir sebep olmamalıdır. Çünkü nihai hüküm gününde, herkesin yaptığının karşılığını bulacağına iman etmek, hak yolunda yürüyen insanın en büyük tesellisidir. Sonuç olarak, hayatın tüm karmaşası ve sınavları içinde doğruluktan ayrılmamak, bir insanın kendine ve Rabbine verebileceği en güzel sözdür. Hakka riayet etmek bir külfet değil, ruhu özgürleştiren ve insanı yücelten bir erdemdir. Bizler adaleti, dürüstlüğü ve helal kazancı hayatımızın merkezine koyduğumuz müddetçe, Allah'ın rahmetinden ve yardımından ümidimizi kesmemeliyiz. Unutmamak gerekir ki, insan insana adil davrandıkça, kâinat da insana merhametle yaklaşır ve hak yolunda yürüyenlerin yoldaşı daima Hakk olur. Unutmayalım ki bu dünyada makamlar geçici, servetler emanet, şöhretler gelip geçicidir. İnsan öldüğünde yanında götüreceği şey, geride bıraktığı iyilikler, kazandığı helal lokmalar ve kimsenin hakkını üzerine geçirmemiş olmanın huzurudur. Bir gün herkesin huzurunda hesap vereceği o büyük günde, ne makamımız ne servetimiz ne de dünyadaki gücümüz bizi kurtaracaktır. Bizi kurtaracak olan, imanımız, samimiyetimiz, güzel ahlakımız ve kulların hakkına gösterdiğimiz hassasiyettir. Öyleyse gelin, kimsenin ahını almayalım, kimsenin hakkına girmeyelim, adaletten şaşmayalım. Çünkü hak yiyerek yükseldiğini sananlar bir gün yediklerinin hesabını verecek, hakkı gözeterek yaşayanlar ise vicdanlarının huzuruyla Rabbimizin huzuruna çıkacaktır. Hakka riayet edelim ki Hakk'ın rahmetinden ve yardımından mahrum kalmayalım. Selâm duâ ve basiretle...
  • 40 Dakika Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23