• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

5 Kasım 2026: Günün Ayet ve Hadisi

Bu sözler kulaklarımıza küpe olsun. Sizler için hazırladığımız, Günün Ayet ve Hadisi ile Günün Sözünü, Günün Sözünü istifadelerinize sunuyoruz... (5 Kasım 2026)

1 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın. Sosyal Bilimci

BİR İNSANIN HATASINI DÜZELTMEK DE İNSANLIK GÖREVİDİR “Kim benim bir hatamı düzeltirse, o benim efendimdir.” Bu sözün üzerinde biraz düşünmek gerekir. Çünkü insanın en büyük eksikliklerinden biri, kendi hatalarını görmekte zorlanması, hatta bazen yanlışlarını bir meziyetmiş gibi anlatmasıdır. Oysa insan olmak, hiç hata yapmamak değil; hatasını fark ettiğinde kabul edebilmek ve onu düzeltmek için irade gösterebilmektir. Bazen bir insanın hayatını değiştiren şey uzun nasihatler, kitaplar veya büyük sözler değildir. Doğru zamanda, doğru yerde, doğru bir insan tarafından söylenen birkaç samimi cümledir. Benim çocukluk arkadaşlarımdan biri vardı. Sürekli hovardalıklarıyla, kadınlarla yaşadığı ilişkilerle ve çok b.ra içmesiyle övünürdü. Üstelik bütün bunları sanki büyük bir marifetmiş gibi anlatır, yanlışlarından gurur duyardı. Uzun süre sessiz kaldım. Fakat insanın gözü önünde yanlışların sürekli bir övünç kaynağı hâline getirilmesine de gönlüm razı olmuyordu. Ortak arkadaşlarımız nedeniyle zaman zaman bir araya geliyorduk. Bir gün artık kendisiyle konuşmaya karar verdim. Arabamla yaptığımız kısa bir yolculuk sırasında ona bazı davranışlarının yanlış olduğunu anlatmaya başladım. Hovardalığın neden yanlış olduğunu söylediğimde bana, "Nesi yanlış?" diye sordu. Ona şu soruyu yönelttim: "Senin bir kız kardeşin var. Birisi onunla gönül eğlendirse, ciddi bir gelecek düşünmeden onunla birlikte olsa, bundan hoşlanır mısın?" Bir anda yüzü kızardı, cevap veremedi. Devam ettim: "Bak, senin birlikte olduğunu anlattığın kadınların da bir annesi, babası, kardeşi, belki bir eşi ve çocukları var. Sen kendi ailene yapılmasını istemediğin bir davranışı neden başkasının ailesine yapıyorsun? Senin üzüleceğin bir şeye başkalarının üzülmeyeceğini mi düşünüyorsun?" Ardından alkol konusuna geçtim. Alkol almayı bir övünç kaynağı hâline getirmenin ne kadar yanlış olduğunu, İslam'ın içkiyi neden haram kıldığını, insanın aklını, iradesini ve şahsiyetini korumasının önemini anlattım. Allah'ın yasakladığı bir davranışı marifetmiş gibi anlatmanın, insanın kendi inanç ve değerleriyle ne kadar çeliştiğini ifade ettim. Uzun uzun konuştuk. Sonunda arkadaşımın yüzündeki ifadenin değiştiğini fark ettim. Bana hak verdiğini söyledi ve yanımdan ayrıldı. O günden sonra onu bir daha alkol alırken veya hovardalıklarıyla övünürken görmedim. Bir ara ortak arkadaşlarımızdan biri, "Sen bu adama ne söyledin de böyle değişti?" diye sordu. Hafifçe tebessüm ettim ama konuşmamızın ayrıntılarını anlatmadım. Çünkü benim amacım bir insanı arkadaşlarının önünde küçük düşürmek değil, yanlışlarından vazgeçmesine yardımcı olmaktı. İşte insanlık biraz da budur! Bir insanın hatasını herkesin içinde yüzüne vurmak kolaydır. Zor olan, onu kimseye mahcup etmeden bir kenara çekip doğruyu anlatabilmektir. İnsanların kusurlarını ortaya dökmek yerine, yanlışlarından dönmelerine yardımcı olmalıyız. Çünkü nasihat etmek bir erdemdir; nasihatin nasıl yapılacağını bilmek ise ayrı bir erdemdir. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) hayatında insanları incitmeden uyarmak, güzel sözle doğruya davet etmek ve insanların kusurlarını örtmek önemli bir yere sahiptir. Kur'an-ı Kerim'de Nahl suresinin 125. ayetinde şöyle buyrulur: "Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et." Demek ki doğruyu söylemek kadar, doğruyu nasıl söylediğimiz de önemlidir. Bir insanı kazanmak istiyorsak önce onun gönlüne ulaşmayı bilmeliyiz. İslam bize yalnızca kendi hayatımızı düzgün yaşamayı değil, çevremizdeki insanların da iyiliğine vesile olmayı öğütler. Elbette hiç kimsenin günahını araştırmak, özel hayatını kurcalamak veya kendimizi başkalarından üstün görmek bizim görevimiz değildir. Ancak bir insan yanlışını sürekli alışkanlık hâline getiriyor, üstelik bunu başkalarına örnek olacak şekilde anlatıyorsa, uygun bir dille uyarmak vicdani bir sorumluluktur. Burada çok önemli bir ayrım var: Bir insanın yanlışını düzeltmeye çalışmak başka, onu aşağılamak başkadır. Bizim görevimiz hâkimlik yapmak, insanları mahkûm etmek veya kendimizi kusursuz görmek değil; iyiliğe vesile olmaktır. Hidayet Allah'tandır. Bize düşen güzel bir söz söylemek, doğruyu göstermek ve samimiyetle gayret etmektir. Unutmayalım ki bugün yanlış yapan bir insan, yarın çok güzel bir insan olabilir. Yeter ki hatasını kabul edecek bir vicdana ve değişmeyi isteyecek bir iradeye sahip olsun. Benim hayat felsefem şudur: İnsanlar yalnızca doğdukları gibi kalmak zorunda değildir. İnsanın kendisini değiştirme, hatalarından dönme ve daha iyi bir insan olma imkânı vardır. Bazen bir dostun samimi uyarısı, bir insanın hayatında yepyeni bir başlangıca vesile olabilir. Bir insanın ayıbını ortaya çıkarmak marifet değildir. Onun ayıbını kimseye göstermeden düzeltmesine yardımcı olmak asıl marifettir. Gelin, birbirimizin kusurlarını aramak yerine iyiliklerine vesile olalım. Yanlış yapanı hemen silip atmayalım. Doğruyu anlatalım, güzel örnek olalım; fakat bütün bunları yaparken insan onurunu korumayı da unutmayalım. Çünkü bu dünyada arkamızda bırakabileceğimiz en güzel miras; kaç kişiyi kırdığımız, kaç kişiyi küçük düşürdüğümüz değil, kaç insanın iyiliğine vesile olduğumuzdur. Allah bizleri başkalarının kusurlarını araştıranlardan değil, önce kendi kusurlarını görüp düzeltmeye çalışanlardan; insanları yargılayanlardan değil, onların iyiliğine vesile olanlardan eylesin. Âmin.
  • 4 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23