• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

İş insanı Ahmet Nazif Zorlu hayatını kaybetti

Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu, bir süredir tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Haber, Zorlu Holding tarafından yapılan resmi açıklamayla kamuoyuna duyuruldu.

2 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Mudanyalı

Allah rahmet eylesin.
  • 1 Saat Önce

Recep Aydın Sosyal Bilimci

GİDERKEN NE GÖTÜRECEĞİZ? SERVET Mİ, İYİLİK Mİ, YOKSA VEBAL Mİ? Öncelikle iş insanı Ahmet Nazif Zorlu'ya Allah'tan rahmet, ailesine ve sevenlerine sabır diliyorum. Rabbim mekânını cennet eylesin. Bir insanın ölüm haberini aldığımızda aslında yalnızca bir kişinin aramızdan ayrıldığını öğrenmeyiz. Biraz da kendi hayatımızı, dünyaya gelişimizi ve bu dünyadan nasıl ayrılacağımızı düşünmemiz gerekir. Çünkü ölüm, makamına, servetine, şöhretine, yaşına ve sosyal konumuna bakmadan herkesin kapısını çalacak olan kaçınılmaz bir gerçektir. Yüce Allah'ın buyurduğu gibi: "Her nefis ölümü tadacaktır." Peki, bu kadar telaşımız neden? Neden ömrümüzün büyük bölümünü daha fazla kazanmak, daha büyük evlerde oturmak, daha pahalı arabalara binmek ve arkamızda daha büyük servetler bırakmak için harcıyoruz? Elbette çalışmak, üretmek, kazanmak ve ailesinin geleceğini güvence altına almak güzeldir. Hatta helalinden kazanmak da bir ibadettir. Ancak asıl mesele ne kadar kazandığımız değil, nasıl kazandığımız ve kazandıklarımızla ne yaptığımızdır. Bir sabah uyanıyoruz, yine işimizin,olmasak da ebedî yolculuğumuza biraz daha yaklaşıyoruz. Bir gün gelecek, bugün uğruna uykularımızı kaçırdığımız işler yarım kalacak, telefonlarımız susacak, kapımızdan içeri girip çıkan insanlar başka işlerin peşine düşecek. Bizim için ayrılan son yolculuk başlayacak. İşte o gün, banka hesaplarımızda ne kadar para bulunduğunun, kaç fabrikamız olduğunun, kaç dairemizin bulunduğunun hiçbir önemi kalmayacak. Çünkü insan bu dünyadan ayrılırken servetini yanında götüremiyor. Ne kasasındaki altınlar ne tapularındaki taşınmazlar ne de yıllarca biriktirdiği paralar mezara onunla birlikte giriyor. Daha da düşündürücü olanı, geride bıraktığımız servet bazen mirasçılar arasında bitmek bilmeyen kavgalara dönüşüyor. Dün aynı sofrada oturan kardeşler, bugün bir evin, bir arsanın, bir şirketin hesabını mahkeme salonlarında görüyor. "Sen çok aldın, ben az aldım" tartışmaları yıllarca sürüyor. Kimi zaman kardeşlik hukuku bir miras kavgasına kurban ediliyor. İnsan ister istemez soruyor: Acaba bütün bu servet, bir gün birbirine düşecek insanlar için mi biriktirildi? Daha önemli bir soru var: Bu servet kazanılırken kimlerin hakkına girildi? Bir işçinin alın terinin karşılığı zamanında verildi mi? Bir yetimin, bir garibin hakkı gözetildi mi? Kazanırken bir insanın canı yakıldı mı? Bir başkasının hakkı yenildi mi? Haram ile helal birbirine karıştırıldı mı? Mirasçılar geride kalan malın paylaşımını konuşurken, ölen insanın Rabbi karşısında vereceği hesabı kimse devralamaz. Çünkü miras malı paylaşılabilir ama insanın amel defterindeki sorumlulukları başkasına devredilemez. Kur'an-ı Kerim'de Rabbimiz, "O gün ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah'a kalb-i selim ile gelenler başka." buyuruyor. (Şuarâ, 88-89) İşte insanın üzerinde düşünmesi gereken gerçek budur. Benim servete, zenginliğe veya başarılı iş insanlarına karşı bir itirazım yok. Aksine ülkemizde üretim yapan, istihdam sağlayan, binlerce insanın ekmeğine vesile olan insanların varlığı elbette kıymetlidir. Ancak servetin büyüklüğü kadar vicdanın da büyük olması gerekir. Kazandığımız para kadar kazandırdığımız hayır, sahip olduğumuz mülk kadar dokunduğumuz hayatlar da önemlidir. Bir insan öldüğünde arkasından "Ne kadar zengindi, ne kadar malı vardı?" denilmesinden daha kıymetlisi, "Allah ondan razı olsun, iyi bir insandı, çok kişinin ekmeğine vesile oldu, kimsenin hakkını yemedi, ihtiyaç sahibini geri çevirmedi" denilmesidir. Çünkü insanın gerçek zenginliği kasasında biriktirdiği para değil, gönüllerde bıraktığı izdir. Bir yetimin başını okşamak, bir garibin ihtiyacını gidermek, bir işçinin hakkını gözetmek, bir mazlumun yanında durmak ve kimsenin ahını almadan yaşamak, dünyalık servetlerin çok ötesinde bir kazançtır. Öyleyse gelin, hayatımızı bir kez daha gözden geçirelim. Daha fazla kazanacağım diye ömrümüzü tüketirken ahiretimizi ihmal etmeyelim. Çocuklarımıza yalnızca mal mülk bırakmayı değil, helal lokmanın kıymetini, kul hakkından korkmayı, dürüstlüğü ve merhameti de öğretelim. Çünkü çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras, arkamızdan hayırla anılmamızı sağlayacak güzel ahlaktır. Unutmayalım; dünyaya gelirken elimiz boştu, giderken de elimiz boş olacak. Yanımızda götüreceğimiz şey, bu dünyada yaptığımız iyilikler, işlediğimiz günahlar ve verdiğimiz hesaptır. Allah cümlemize ihtiyacımız kadar helal rızık, kazandığımızı hayra harcayacak vicdan, kimsenin hakkına girmeyecek bir ahlak nasip etsin. Hayırlı ömürler versin; bu dünyadan göçtüğümüzde de arkamızdan hayırla anılacağımız ölümler nasip etsin. Çünkü önemli olan bu dünyadan ne kadar servetle ayrıldığımız değil, bu dünyadan ayrıldıktan sonra insanların bizi nasıl hatırladığı ve Rabbimizin huzuruna nasıl çıktığımızdır.
  • 1 Saat Önce

Emice

Ahirette, çalışmayan TV,aksak çalışan çamaşır makinasının hesabı ahirete kaldı. Allah rahmet eylesin.
  • 1 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23