• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'ten Türk iş dünyasına kritik çağrı!

Pakistan Başbakanı Şerif, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin küresel ölçekte etkisini artırdığını belirtti. Türkiye’nin ekonomi, savunma teknolojileri, altyapı ve insani yardım alanlarındaki başarılarına dikkat çeken Şerif, ülkenin uluslararası arenadaki konumunu vurguladı.

1 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep AydınSosyal Bilimci

TÜRKİYE BÜYÜYOR, DÜNYA TAKDİR EDİYOR! Bir milletin büyüklüğü yalnızca sahip olduğu topraklarla, nüfusuyla veya ekonomik gücüyle ölçülmez. Asıl büyüklük, gerektiğinde mazlumun yanında durabilmek, dostuna güven verebilmek, düşmanına karşı caydırıcı olabilmek ve dünya devletleri arasında sözü dinlenen bir ülke haline gelebilmektir. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in Türkiye hakkında yaptığı açıklamaları okurken bir Türk vatandaşı olarak gururlanmamak mümkün mü? Şerif, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin uluslararası alanda artan etkisine dikkat çekiyor. Ekonomiden savunma sanayisine, altyapı yatırımlarından insani yardımlara kadar birçok alanda elde edilen başarıları takdir ediyor. Elbette bu sözler bizim için kıymetlidir. Ancak daha da kıymetli olan, bu başarıların arkasındaki millet iradesi, alın teri, azim ve kararlılıktır. Bir zamanlar savunma ihtiyaçlarının önemli bir bölümünü başka ülkelerden karşılamak zorunda kalan Türkiye, bugün kendi insansız hava araçlarını, savaş gemilerini, millî mühimmatını ve gelişmiş savunma sistemlerini üretebilen bir ülke haline gelmiştir. Daha düne kadar başkalarının kapısını çalan bir Türkiye vardı. Bugün ise kendi teknolojisini geliştiren, ürettiği savunma sistemleriyle dünya pazarlarında yer edinen bir Türkiye var. Bu değişim kendiliğinden gerçekleşmedi. Bu başarının arkasında devletimizin kararlı politikaları, mühendislerimizin gecesini gündüzüne katan çalışmaları, teknisyenlerimizin emeği, işçilerimizin alın teri ve milletimizin sarsılmaz iradesi vardır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın savunma sanayisinde millîleşmeye verdiği önem de bu büyük dönüşümün siyasi iradesini oluşturmuştur. Şunu da unutmamak gerekir: Türkiye'nin büyümesi yalnızca fabrikaların çoğalması, yolların yapılması veya yeni teknolojilerin geliştirilmesi değildir. Türkiye'nin büyümesi, aynı zamanda bağımsız karar verebilme gücünün artmasıdır. Çünkü kendi savunmasını başkalarının merhametine bırakan bir ülkenin tam bağımsızlığından söz etmek kolay değildir. İşte Türkiye, bu bağımlılığı azaltmak için yıllardır büyük bir mücadele veriyor. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in açıklamalarını bu bakımdan son derece anlamlı buluyorum. Pakistan sıradan bir dost ülke değildir. Türk milleti ile Pakistan halkı arasındaki kardeşliğin kökleri tarihin derinliklerine uzanır. Millî Mücadele yıllarında Anadolu'ya gönülden destek veren Hint Alt Kıtası Müslümanlarının dayanışmasını bu millet unutmadı, unutmayacaktır. Bugün Türkiye'nin başarısından Pakistan'ın sevinç duyması, Pakistan'ın huzur ve refahından da Türkiye'nin mutluluk duyması işte bu tarihî kardeşliğin eseridir. Şahbaz Şerif'in Türk iş dünyasına yaptığı çağrıyı da yalnızca ekonomik bir davet olarak görmemek gerekir. İki kardeş ülkenin üretimde, teknolojide, ticarette ve yatırımlarda daha fazla iş birliği yapması, her iki ülkenin geleceğine hizmet edecektir. Türkiye güçlü olursa dostları da güç kazanır. Pakistan güçlü olursa Türkiye de bundan memnuniyet duyar. Ancak burada önemli bir gerçeği de göz ardı edemeyiz. Ülkemizin savunma sanayisindeki başarılarıyla gururlanırken ekonomik sıkıntıları, emeklimizin geçim derdini, dar gelirli vatandaşımızın yaşadığı zorlukları da unutmamalıyız. Çünkü büyük devlet olmak yalnızca güçlü silahlar üretmekle değil, vatandaşına huzurlu ve müreffeh bir hayat sunabilmekle de mümkündür. Ben inanıyorum ki Türkiye, savunma sanayisinde gösterdiği başarıyı ekonomik refahın toplumun bütün kesimlerine yayılmasında da gösterebilecek imkânlara ve insan gücüne sahiptir. Yeter ki çalışmaktan, üretmekten, adaletten, dürüstlükten ve birlik beraberlikten vazgeçmeyelim. Bugün dünya üzerinde yaşanan gelişmelere baktığımızda güçlü olmanın ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlıyoruz. Gücü olmayan devletlerin sesini duyurmakta zorlandığı, ekonomik ve askerî bakımdan bağımlı ülkelerin büyük baskılarla karşılaştığı bir dünyada yaşıyoruz. Böyle bir dünyada Türkiye'nin kendi ayakları üzerinde durabilmesi yalnızca bir tercih değil, tarihî bir zorunluluktur. Bizim kimsenin toprağında gözümüz yok. Başka milletlerin zenginliğinde, huzurunda veya bağımsızlığında da gözümüz yok. Bizim istediğimiz, kendi vatanımızda başımız dik, alnımız açık, bayrağımız göklerde dalgalanırken onurumuzla yaşayabilmektir. Türkiye Cumhuriyeti'nin güçlenmesinden rahatsız olanlar olabilir. Ancak biz başkalarının rahatsızlığına değil, kendi milletimizin geleceğine bakmak zorundayız. Dün Çanakkale'de imkânsızlıklar içerisinde destan yazan, Millî Mücadele'de yokluklara rağmen bağımsızlığından vazgeçmeyen bir milletin torunlarıyız. Bugün elimizdeki imkânlar dünün şartlarından çok daha ileridedir. Öyleyse bize düşen, geçmişimizin fedakârlıklarından güç alarak geleceğimizi daha sağlam temeller üzerinde inşa etmektir. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'e Türkiye hakkındaki güzel değerlendirmeleri ve iki ülke arasındaki iş birliğini geliştirmeye yönelik çağrısı için teşekkür ediyorum. Dostlarımızın ülkemizin başarılarını takdir etmesi bizi elbette sevindirir. Fakat bizim asıl görevimiz, bu takdiri hak edecek çalışmalarımızı artırmaktır. Unutmayalım ki güçlü Türkiye yalnızca bugünün meselesi değildir. Çocuklarımızın, torunlarımızın ve henüz dünyaya gelmemiş nesillerimizin geleceği meselesidir. Biz bu toprakları kolay vatan yapmadık. Şehitlerimizin kanıyla sulanan, gazilerimizin fedakârlıklarıyla korunan bu aziz vatanı daha güçlü, daha müreffeh ve daha itibarlı bir ülke olarak gelecek nesillere teslim etmek hepimizin boynunun borcudur. Ne mutlu ki bu milletin geçmişinde şanlı bir tarih, bugününde büyük bir mücadele, geleceğinde ise gerçekleştirmeyi bekleyen büyük hedefler vardır. Rabbim devletimize güç, milletimize birlik, ordumuza kuvvet, ülkemize huzur versin. Türkiye büyüsün, Türkiye güçlensin, Türkiye üretsin. Çünkü güçlü bir Türkiye, yalnızca Türk milletinin değil, kendisinden dostluk ve dayanışma bekleyen nice mazlumun da umududur. Ne mutlu Türk'üm diyene!
  • 2 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23