• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Eski yıldız futbolcudan kötü haber

Bursaspor ve A Milli Takım formasıyla Türk futboluna damga vuran eski futbolcu ve teknik direktör Kemal Batmaz’dan üzücü haber geldi. Zatürre teşhisiyle hastaneye kaldırılan Batmaz’ın entübe edildi.

2 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

ÖLMEK YOK OLMAK DEĞİL, EBEDİ HAYATA UYANMAKTIR İnsan hayatının en büyük hakikatlerinden biri ölümdür. Ne var ki insan, başına geleceğinden kesinlikle emin olduğu bu hakikatten çoğu zaman korkarak yaşar. Ölümden söz edilmesini istemez, mezarlıkların yanından geçerken hüzünlenir, sevdiği birini kaybettiğinde ise sanki ölüm yalnızca başkalarının başına gelen bir felaketmiş gibi şaşkınlığa düşer. Oysa ölüm, hayatın bir gerçeğidir. İnsan doğduğu andan itibaren ölüme doğru yürümeye başlar. Her sabah uyandığımızda yeni bir güne kavuştuğumuzu düşünerek seviniriz. Hâlbuki o yeni gün, aynı zamanda dünya hayatımızdan eksilen bir gündür. Takvimden kopardığımız her yaprak, bizi ebedî yolculuğumuza biraz daha yaklaştırır. Fakat burada üzerinde düşünmemiz gereken çok önemli bir hakikat vardır: Ölmek, yok olmak değildir. Ölmek, ölümü öldürmektir. Ölmek, ölümün bir daha olmadığı ebedî hayata kavuşmaktır. İslâm inancına göre ölüm, insanın varlığının sona ermesi değil, dünya hayatının bitip ahiret hayatının başlamasıdır. Dünya geçici bir konaklama yeridir. İnsan burada misafirdir. Misafirin de bir gün geldiği yerden ayrılması kaçınılmazdır. Peki, insan neden ölümden bu kadar korkar? Bana göre bunun en önemli sebeplerinden biri, ölümü her şeyin sonu olarak düşünmesidir. İnsan sevdiği insanlardan, alıştığı evinden, sahip olduğu imkânlardan ve dünya nimetlerinden ayrılmak istemez. Bilmediği bir âleme gitme düşüncesi de onu ürkütür. Oysa iman sahibi bir insan için ölüm, yalnızca ayrılık değildir. Aynı zamanda kavuşma ümididir. Bir düşünelim... Anne karnındaki bir bebeğe, içinde bulunduğu yerden çıkacağını, bambaşka bir dünyaya geleceğini anlatabilseydik acaba ne hissederdi? Bildiği tek âlemden ayrılmak ona korkutucu gelebilirdi. Fakat dünyaya geldiğinde kendisini bekleyen hayatın ne olduğunu ancak o zaman anlayabilirdi. Ölüm de üzerinde düşünmemiz gereken böylesine büyük bir geçiştir. Elbette ahiret hayatının mahiyetini bütünüyle bilemeyiz. Ancak Yüce Allah'ın bizlere bildirdiği hakikatlere inanır, O'nun rahmetine sığınırız. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulur: “Her nefis ölümü tadacaktır.” (Âl-i İmrân, 185) Dikkat edelim, ayette her nefisin yok olacağı değil, ölümü tadacağı bildiriliyor. Ölümün tadılması, dünya hayatının son bulmasıdır. İnsanın ahirette yeniden diriltilmesi ise Rabbimizin vaadidir. İşte bu sebeple ölümden korkarak yaşamak yerine, ölüme hazırlıklı yaşayabilmeyi öğrenmeliyiz. Ama hazırlık denildiğinde aklımıza yalnızca namaz, oruç ve diğer ibadetler gelmemelidir. Elbette bunlar kulluğumuzun vazgeçilmez gerekleridir. Fakat güzel ahlâkı, kul hakkını, merhameti, doğruluğu ve dürüstlüğü de unutmamalıyız. Bir insan düşünün... Hayatı boyunca kimsenin hakkını yememiş, yetimin başını okşamış, düşenin elinden tutmuş, aç olanı doyurmuş, anne ve babasının gönlünü hoş tutmuş, çocuklarına güzel ahlâk öğretmiş, insanlara kötülük etmekten sakınmış. Böyle bir insan, elbette kendisini kusursuz görmez. Çünkü hiçbirimiz hatasız değiliz. Ancak Allah'ın huzuruna çıkarken O'nun rahmetinden ümit kesmemek için güzel sebepleri vardır. Bir de ömrünü başkalarına zulmederek, insanların haklarını çiğneyerek, kalpler kırarak geçiren insanı düşünelim. Aslında korkulması gereken ölümün kendisi değil, ölüme hazırlıksız yakalanmak ve geride telafisi mümkün olmayan haksızlıklar bırakmaktır. Ölüm korkusunu yenmenin yolu, ölümü unutmak değil, onunla barışık yaşamaktır. Burada yanlış anlaşılmak istemem. Ölümden hiç korkmamak gerektiğini söylemiyorum. Ölüm karşısında ürpermek insanın yaratılışında vardır. Peygamber Efendimiz de sevdiklerinin vefatında hüzünlenmiş, gözyaşı dökmüştür. Demek ki üzülmek de korkmak da insan olmamızın bir parçasıdır. Önemli olan, bu korkunun hayatımızı esir almasına izin vermemektir. Ölümü hatırlamak bizi hayattan uzaklaştırmamalı, aksine hayatı daha anlamlı yaşamaya yöneltmelidir. Mademki bir gün gideceğiz, öyleyse neden birbirimizin kalbini kırıyoruz? Mademki dünya malını burada bırakacağız, neden üç günlük dünya için birbirimizin hakkına göz dikiyoruz? Mademki hepimiz aynı toprağa döneceğiz, neden makamımızla, servetimizle, şöhretimizle böbürleniyoruz? Bugün güçlü olan yarın güçsüz kalabilir. Bugün sağlıklı olan yarın hastalanabilir. Bugün dünyaya hükmettiğini zanneden insan, yarın bir avuç toprağın altında yatabilir. İşte ölümün insana verdiği en büyük derslerden biri de budur: Kibirlenme ey insan! Bu dünyada ne kalıcısın ne de her şeye gücün yeter. Fakat bütün bunlar bizi karamsarlığa sürüklememelidir. Çünkü bizim inancımızda yalnızca ölüm yoktur; diriliş vardır, hesap vardır, adalet vardır, Allah'ın rahmeti ve cennet ümidi vardır. Kur'an-ı Kerim'de Rabbimiz şöyle buyurur: “Ey kendi aleyhlerine aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin.” (Zümer, 53) Ne büyük bir müjde! İnsan hata yapabilir, günaha düşebilir, yanlış yollara sapabilir. Fakat samimi bir tövbeyle Rabbine yönelme kapısı, hayatta olduğu müddetçe kendisine açıktır. Öyleyse geçmişte yaptığımız yanlışların altında ezilip ümitsizliğe düşmek yerine, bugünden itibaren daha iyi bir insan olmaya çalışmalıyız. Kırdığımız kalpleri onarmalı, helallik istemeli, haksızlık ettiğimiz insanların haklarını iade etmeli, sevdiklerimize sevgimizi hayattayken göstermeliyiz. Çünkü yarın yaparım dediğimiz iyilikleri yapabilecek bir yarına kavuşacağımızın garantisi yoktur. Dostlarım! Ben ölümün sürekli korkuyla anılmasını doğru bulmuyorum. Ölüm bize yalnızca mezarın karanlığını değil, Allah'ın rahmetinin büyüklüğünü de hatırlatmalıdır. Bir Müslüman, cenneti kendi hakkı olarak görmez; fakat Rabbimizin merhametinden de asla ümidini kesmez. Korku ile ümit arasında yaşar. Günahlarından sakınır, iyiliklerini artırır, son nefesine kadar güzel bir kul olmaya gayret eder. Ve şunu hiç unutmaz: Dünya hayatı sona erecektir ama Allah'ın vaadi olan ahiret hayatı ebedîdir. Bir gün hepimizin adı bir mezar taşına yazılacak. Bugün oturduğumuz sofralarda başka insanlar oturacak. Evlerimizde başka sesler duyulacak. Belki yıllar geçtikçe ismimizi hatırlayanların sayısı da azalacak. Ama Allah katında hiçbir iyilik kaybolmaz. Bir yetimin yüzünde bıraktığımız tebessüm, bir muhtacın derdine yetişmemiz, bir insanı kötülükten uzaklaştırmak için gösterdiğimiz çaba, ettiğimiz samimi dualar ve yaptığımız hayırlar Rabbimizin ilmindedir. İşte bunun için yaşadığımız günlerin sayısından çok, o günleri nasıl değerlendirdiğimiz önemlidir. Uzun yaşamak tek başına büyük bir kazanç değildir. Asıl kazanç, ömrü hayırla doldurabilmektir. Ben Rabbimden yalnızca uzun ömür istemiyorum. Hayırlı bir ömür, güzel bir ahlâk, temiz bir vicdan ve imanla tamamlanan bir hayat diliyorum. Çünkü biliyorum ki ölümden kaçmak mümkün değildir. Fakat ölümü güzel bir hayatın ardından karşılamak için gayret göstermek bizim elimizdedir. Ölmek yok olmak değildir. Ölmek, ölümü öldürmektir. Ölmek, dünya yolculuğunu tamamlayıp Allah'ın takdir ettiği ebedî hayata adım atmaktır. Öyleyse ölüm korkusuyla bugünkü hayatımızı karartmayalım. Yaşadığımız her günü Allah'ın bize verdiği bir fırsat bilelim. Sevelim, sevilelim, affedelim, iyilik yapalım, kul hakkından sakınalım. Ölümün ne zaman geleceğini bilemeyiz. Ama gelinceye kadar nasıl bir insan olmaya çalışacağımıza karar verebiliriz. Yüce Allah'tan niyazım odur ki; bütün Müslüman kardeşlerimize hayırlı ömürler, hayırlı ameller, imanla verilen son nefesler ve hayırlı ölümler nasip eylesin. Kabirlerimizi nur, ahiretimizi huzur, ebedî yurdumuzu cennet eylesin. Bizleri ölüm korkusuyla ümitsizliğe düşenlerden değil, ölümün hakikatini anlayıp hayatını güzelleştiren kullarından eylesin. Âmin.
  • 1 Saat Önce

niye üzücü?

ölmek kötü bir şey mi? tabii ömrünü hayvan gibi top kovalayarak geçirmişse pek de iyi bir şey değil ölmek onun için haliyle haklı olarak, hesap var; çook uzun hesap var! “Allah Allah Muhammed Salah” diye boğazını patlatanların hiç biri olmayacak orada yanında aşağı tarafta..
  • 4 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23