• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Neler oluyor? ABD'den beklenmedik Suudi Arabistan kararı

Amerika Birleşik Devletleri'nden yapılan açıklamada "Tahliye emri sadece Suudi Arabistan'daki misyon çalışanları için geçerli" denildi. İşte beklenmedik şekilde alınan karara ilişkin o açıklamanın ayrıntıları...

1 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Körfez'de Diplomatik Deprem: ABD’nin Tahliye Kararı ve Arka Plandaki Büyük Güç Savaşı Orta Doğu, tarihin en karmaşık ve kırılgan jeopolitik denklemlerinden birine ev sahipliği yaparken, Washington’dan gelen son hamle bölgedeki kartların yeniden dağıtıldığını açıkça ortaya koyuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın, Körfez genelindeki tüm misyonları kapsadığı iddialarını yalanlayarak tahliye emrinin "yalnızca Suudi Arabistan'daki acil durum dışı personel" ile sınırlandırıldığını açıklaması, ilk bakışta bir güvenlik prosedürü gibi sunulsa da küresel siyasetin derinliklerinde çok daha büyük bir fırtınanın habercisidir. Bu karar, resmi makamlarca Yemen'deki İran destekli Husilerin havalimanları ve kritik altyapılara yönelik artan tehditleriyle gerekçelendirilmektedir. Ancak madalyonun diğer yüzü, Riyad ile Washington arasındaki "petro-dolar" eksenli tarihi bağların kopma noktasına geldiğini ve bu kırılmayı önlemek adına asimetrik bir güç savaşının devreye sokulduğunu düşündürmektedir. Petro-Dolar Düzeninin Sonu mu? On yıllardır ABD küresel hegemonyasının en güçlü sacayaklarından biri, Suudi Arabistan petrolünün Amerikan doları cinsinden fiyatlandırılmasına dayanan sistemdi. Washington için Suudi Arabistan'ı jeopolitik ve ekonomik olarak kaybetmek, tabiri caizse sınırsız kredi sağlayan ve karşılıksız dolar basma gücünü besleyen bir finansal kaleyi kaybetmekle eşdeğerdir. Son dönemde Riyad yönetiminin bölgesel dengelerde bağımsız bir aktör olma çabası, çok kutuplu dünya düzenine (özellikle BRICS ve Çin eksenine) göz kırpması ve bölgesel barış adına attığı diplomatik adımlar, Washington'daki yerleşik düzeni ciddi şekilde rahatsız etmektedir. Husiler ve Asimetrik Kozlar Bu çerçeveden bakıldığında, Yemen’deki Husilerin askeri kapasitesinin ve saldırganlığının birdenbire bu denli tırmanması akıllarda büyük soru işaretleri yaratıyor. Bölgesel analizlerde sıkça dile getirilen senaryolardan biri, ABD'nin bölgedeki kontrolü tamamen yitirmemek ve Riyad’ı yeniden kendi güvenlik şemsiyesine mecbur bırakmak adına asimetrik tehdit unsurlarını örtülü bir koz olarak kullanma ihtimalidir. Riyad'ın bölgesel uzlaşı çabalarını baltalamak, Mekke ve çevresindeki hassas dengeleri bozarak Suudi yönetimini "güvenlik açmazı" içine itmek, Washington'ın elindeki en güçlü baskı mekanizmalarından biri haline dönüşebilir. ABD’nin diplomatik personelini çekmesi, sadece fiziki bir güvenlik önlemi değil; aynı zamanda Suudi Arabistan’a ve küresel piyasalara verilmiş sert bir "yaklaşan savaş/istikrarsızlık" sinyalidir. Eğer bu asimetrik baskı stratejisi derinleşirse, önümüzdeki günlerde Husilerin Suudi Arabistan’ın enerji hatlarına ve stratejik merkezlerine yönelik saldırılarının daha da şiddetlendiğini görmek şaşırtıcı olmayacaktır. Riyad Teslim Olacak mı? Tarihi dönüm noktalarında devletlerin refleksleri, geleceğin küresel mimarisini belirler. Suudi Arabistan, Washington’dan gelen bu çok boyutlu (hem diplomatik hem de güvenlik temelli) baskı dalgası karşısında geri adım atarak geleneksel Amerikan vesayetine geri mi dönecek, yoksa başlattığı egemenlik ve dengeleme stratejisinde direnerek yeni ittifaklara mı tutunacak? Bu sorunun cevabı, sadece Orta Doğu’nun değil, küresel finansal sistemin ve doların geleceğini de tayin edecektir. Körfez'de sular ısınırken, Riyad’ın bu asimetrik kuşatmaya teslim olup olmayacağını ve Washington'ın "dolar basan bankayı" elinde tutmak için daha ne kadar ileri gidebileceğini zaman gösterecek.
  • 2 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23