• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Suudi Arabistan ile İran arasında kritik temas

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, bölgedeki gerilimi ve yürütülen çabaları görüştü. Temas, Riyad’daki havalimanına yönelik ölümcül saldırının ardından gerçekleşti.

2 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Saim genç

İnşallah ama Suudilere güven olmaz ABD Kasım seçimleri sonucunda Suudilere bir görev vermiş olmasın
  • 1 Gün Önce

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

Riyad-Tahran Hattında Akıl Oyunları: Diplomasinin Sahne Arkası ve Ortak Düşman Paradoksu! Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na yönelik ölümcül saldırıların ardından, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi arasında gerçekleşen kritik temas, Ortadoğu’nun geleneksel kriz çözme reflekslerinden birini yeniden sahneye koyuyor. Bölgenin bu iki dev aktörü, kapalı kapılar ardında sadece yükselen alevleri değil, bu alevlerin kimin ocağına su taşıdığını da çok iyi biliyor. Savaş uçaklarının ve füzelerin gölgesinde yapılan bu görüşmede masaya gelen argümanlar, resmi diplomatik bildirilerin çok ötesinde bir stratejik satranç barındırıyor. Senin de tam isabetle öngördüğün gibi, Tahran cephesinin bu görüşmedeki temel argümanı "Bizim bu işte parmağımız yok" savunması üzerine kuruludur. İran diplomasisi, Husiler üzerindeki ideolojik ve lojistik nüfuzunu inkar etmese de, bölgesel dengelerin bu kadar hassas olduğu bir dönemde Riyad’ı doğrudan hedef alacak bir çılgınlığa onay vermeyeceklerini muhataplarına iletmektedir. İran’a göre bu saldırı, iki ülke arasında son dönemde sağlanan kırılgan yumuşama iklimini baltalamak isteyen dış güçlerin bir tezgahıdır. Tahran, Suudi tarafına "Eğer biz bölgede bir tırmanma isteseydik, bunu diplomatik kanalları açık tutarak yapmazdık" mesajını vererek okları doğrudan okyanus ötesine çevirmektedir. Bu noktada İran’ın en güçlü tezi, saldırının arkasındaki asıl kazananın kim olduğu sorusudur. Abbas Erakçi’nin muhatabına, "Bu füzeler sizin terminalinize düşüyor ama parası Washington’ın kasasına gidiyor" diyerek ABD’nin bölgedeki varlığını ve ekonomik çıkarlarını işaret etmesi en güçlü olasılıktır. İran tarafı, ABD’nin Husileri tamamen ortadan kaldırmak yerine onları kontrollü bir tehdit unsuru olarak hayatta tuttuğunu, bu sayede Suudi Arabistan’ı sürekli bir güvenlik endişesi içinde bırakarak milyarlarca dolarlık silah anlaşmalarına mahkum ettiğini savunmaktadır. Dolayısıyla Tahran’ın gözünde bu saldırı, Husilerin bağımsız bir eylemi ya da doğrudan ABD’nin istihbarat ağlarının göz yummasıyla büyütülen bir Amerikan provokasyonudur. Suudi Arabistan ise bu iddialara tamamen kulak tıkamasa da temkinli bir pragmatizmle yaklaşıyor. Riyad, füzelerin menşeini ve lojistik zincirini bilmesine rağmen, İran ile köprüleri tamamen atmak yerine bu teması bir "hesap sorma ve taahhüt alma" mekanizması olarak kullanıyor. Suudi yönetimi, İran’ın "Biz yapmadık, ABD işin içinde" savunmasını bir kenara not ederken, Tahran’a Husi kartını kontrol altında tutması gerektiği yönünde net bir uyarı geçiyor. Günün sonunda bu kritik temas; bir tarafın kendisini temize çıkarma ve ortak düşmanı işaret etme çabası, diğer tarafın ise bölgesel bir savaştan kaçınırken kendi güvenliğini garanti altına alma arayışıdır. Masada kim neye inanırsa inansın, perde arkasındaki gerçek, iki ülkenin de bu tehlikeli oyunda Washington'ın yazdığı senaryoya karşı bir savunma hattı kurmaya çalışmasıdır.
  • 1 Gün Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23