• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

ABD, Suudi Arabistan'a 48 adet F-35 satışını onayladı

ABD Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan'a 24,3 milyar dolarlık F-35 satışını onayladı. Dışişleri Bakanlığı'nın Kongre'ye yaptığı bildirime göre, pakete 48 adet F-35 savaş uçağı ve 49 adet motor dahil.

2 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Güvenlik Ticareti ve Petrodolar Döngüsü: ABD-Suudi Arabistan F-35 Anlaşmasının Stratejik Anatomisi! Bu ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Suudi Arabistan’a 24,3 milyar dolar değerindeki 48 adet F-35 Lightning II savaş uçağı ve 49 adet motorun satışına resmi onay vermesi, ilk bakışta standart bir askeri ihracat prosedürü gibi görünse de arka planında küresel finans ve jeopolitik dengeleri şekillendiren devasa bir bağımlılık ilişkisini barındırmaktadır. Bu hamle, teknik bir silah tedarikinden ziyade, ABD’nin Körfez bölgesine "güvenlik sattığı", Suudi Arabistan’ın ise karşılığında Amerikan çarklarına "devasa bir finansman sağladığı" yapısal bir alışveriş modelidir. 1. Amerikan Ekonomisine Dolaylı Can Simidi ve Finansman Modeli Ekonomik dalgalanmalar ve bütçe açıklarıyla mücadele eden ABD için bu çapta bir savunma paketi, doğrudan nakit akışı sağlayan ve stratejik sektörleri fonlayan dolaylı bir finansal destek mekanizması işlevi görmektedir. F-35 gibi ileri teknoloji projelerinde üretim takvimlerinin yıllara yayılması ve siparişlerin 2030'lu yıllara doğru teslim edilecek olması, Suudi sermayesinin şimdiden rezerve edilerek Amerikan savunma sanayi devlerine (Lockheed Martin, Pratt & Whitney vb.) aktarılması anlamına gelmektedir. Riyad yönetimi, bu milyarlarca dolarlık avans benzeri siparişlerle ABD'deki mühendislik istihdamını, üretim hatlarını ve sanayi çarklarını canlı tutarak Amerikan ekonomisine çok ciddi bir finansman desteği sağlamaktadır. 2. Bölgesel Fatura ve "Vekalet" Politikasının Bedeli Ortadoğu’da İran’ın bölgesel nüfuzunu sınırlamak ve İsrail’in mutlak güvenliğini garanti altına almak, Washington’ın uzun vadeli jeopolitik öncelikleridir. Ancak ABD, bu operasyonel ve siyasi mücadelenin maliyetini doğrudan üstlenmek yerine faturayı Körfez sermayesine kesmektedir. Yemen'deki Husiler ve İran kaynaklı tehdit algısını ensesinde hisseden Suudi Arabistan, Washington’ın koruma kalkanına ve ileri teknoloji silahlarına muhtaç bırakılmaktadır. Sonuç olarak ABD, kendi stratejik çıkarları doğrultusunda yürüttüğü bölgesel güç mücadelesinin vekalet bedelini, Suudi Arabistan’a milyarlarca dolarlık jet siparişleri üzerinden ödetmektedir. 3. "Güvenlik Satışı" ve Teknolojik Bağımlılık Suudi Arabistan bu anlaşmayla sadece fiziksel bir uçak değil, aynı zamanda ABD’nin bölgedeki lojistik ve askeri taahhüdünü satın almaktadır. Yabancı Askeri Satışlar (FMS) programı kapsamında satılan bu uçaklar; kontrol yazılımlarından yedek parçalarına, bakım hatlarından operasyonel yeteneklerine kadar tamamen ABD’nin kontrol ve onay mekanizmalarına bağımlıdır. Üstelik ABD, bu "güvenlik satışı" esnasında İsrail'in bölgedeki askeri ve teknolojik üstünlüğünü (QME) koruma şartını baki tutarak, Suudi Arabistan’a sağladığı güvenliğin sınırlarını da yine kendi jeopolitik çıkarlarına göre çizmektedir. 4. Üçlü Mesai Yapan Petrol Kuyuları Bu devasa ekosistemin sürdürülebilirliğini sağlayan ana motor, Arabistan topraklarındaki petrol kuyularıdır. Bu kuyulardan akan enerji ve bu enerjinin küresel pazarda Amerikan doları karşılığında satılmasıyla oluşan "Petrodolar" sistemi, küresel finans yapısının temel direğidir. Buradan elde edilen sermaye; Suudi Arabistan eliyle tekrar Amerikan silah endüstrisine aktarılmakta, ABD ekonomisini ve savunma sanayisini finanse etmekte, İsrail’in bölgedeki varlığını ve askeri üstünlüğünü tehdit edebilecek unsurlara karşı bir finansal paratoner görevi görmektedir. Özetle; Suudi Arabistan adeta bölgedeki aktörleri besleyen stratejik bir kaynak işlevi görürken; ABD jeopolitik riskleri ve tehdit algısını bir kaldıraç olarak kullanarak kendi ekonomisine devasa fonlar akıtmaya ve Körfez üzerindeki mutlak hamiliğini sürdürmeye devam etmektedir. Tekrar ediyorum: Suudi Arabistan parasını vererek dış tehditlere karşı bir koruma kalkanı satın alırken, ABD'de bölgedeki jeopolitik gerilimleri ve tehdit algısını manivela olarak kullanarak kendi ekonomisine milyarlarca dolarlık finansman akışı yaratıyor. Petrol kuyuları da bu alışverişin sürekliliğini sağlayan ana motor işlevini görüyor.
  • 1 Ay Önce

sercan

ABD/İsrail muhaipleri hani tramp bize F35 leri ve Kaakn Motorlarını verecekti,neden vermedi?
  • 1 Ay Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23