• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Ali Karahasanoğlu’ndan Doğuş yöneticisine 191 milyonluk soru: Parayı göndermiş ama patronu tanımıyor!

Yeni Akit yazarı Ali Karahasanoğlu, İBB yolsuzluk davasında sanık olarak ifade veren Doğuş Grubu yöneticisi Hüsnü Akhan’ın savunmasını gündemine taşıdı. Karahasanoğlu, Asoy İnşaat’a toplam 191,4 milyon TL gönderildiği belirtilirken Akhan’ın şirketin sahibi Adem Soytekin’i tanımadığını söylemesine dikkat çekti.

2 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Ömer

Suçu örtbas etmek için 3 maymunu oynayanlar çoğaldı, bilmiyorum, görmedim, tanımıyorum. İstanbul u talan etmişler, haberleri yok?
  • 1 Ay Önce

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Kurumsal Maskelerin Arkasındaki Milyonlar: "Tanımıyorum" Demek Yetmez!Türkiye’de kamu ihaleleri, büyük sermaye grupları ve milyarlık bütçeler etrafında dönen iddialar her ortaya saçıldığında, karşımıza hep benzer bir bürokratik zırh çıkar: "Biz kurumsal bir yapıyız, her şey yasal mevzuata uygun." Ancak İBB yolsuzluk davasında Doğuş Grubu yöneticisinin yaptığı savunma, bu kurumsal ezberlerin toplumun adalet duygusuyla ve mantığıyla nasıl dalga geçtiğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bir holding tepe yöneticisinin, Asoy İnşaat’a aktarılan 191,4 milyon TL gibi devasa bir rakamın ardından çıkıp "Parayı gönderdik ama patronunu tanımıyorum" demesi, en hafif tabirle ticari hayatın olağan akışına ve sorumluluk bilincine meydan okumaktır.Yüz milyonlarca liralık halk kaynağının veya kurumsal fonun transfer edildiği bir süreçte, "patronu tanımamak" ya da "alt yükleniciyi takip etmemek" konforlu bir cehalet sığınağıdır. Sıradan bir vatandaş bankadan birkaç bin lira kredi çekerken yedi göbek şeceresi dökülürken, kurumsal risk analizleri yapması için milyonlarca dolar maaş ödenen profesyonellerin, paranın gittiği adresin arkasındaki aktörleri bilmediğini iddia etmesi inandırıcı olmaktan uzaktır. Eğer bu iddia doğruysa, ortada çok ciddi bir yönetim zafiyeti ve körlük vardır; eğer yanlışsa, kamuoyunun gözünün içine bakılarak yapılan bir algı yönetimi söz konusudur. Her iki ihtimal de holding yapısını aklamaya yetmez, aksine şüpheleri daha da derinleştirir.Büyük holdinglerin ve yüklenici firmaların girdaplı ilişkilerinde, "kağıt üzerindeki uygunluk" çoğu zaman arkadaki asıl dönen çarkları gizlemek için bir paravan olarak kullanılır. Ali Karahasanoğlu’nun ya da diğer yorumcuların meseleye nereden baktığından bağımsız olarak, ortadaki somut gerçek şudur: 191 milyon lira gibi bir meblağ, kurumsal bir yapıda tesadüfen veya sadece "şartname gereği" gözü kapalı bir şekilde aktarılamaz. Paranın izi sürüldüğünde karşılaşılan çelişkili ifadeler ve "bilmiyorum, tanımıyorum" savunmaları, kurumsal sorumluluktan kaçma çabasının en net göstergesidir. Sermaye grupları, aldıkları dev ihalelerin ve yönettikleri devasa bütçelerin hesabını verirken, sorumluluğu sadece alt kademelere veya "sözleşme formalitelerine" yıkarak işin içinden sıyrılamazlar.Sonuç olarak, ortada yasal bir kılıfın arkasına saklanmış bir süreç olsa bile, bu durum kamu vicdanındaki soru işaretlerini gidermemektedir. Kurumsal devlerin arkasına saklanarak, milyonlarca liralık transferlerin merkezinde yer alıp "haberim yoktu" demek, finansal ve hukuki sorumluluktan kaçmaktır. Gerçek bir temiz toplum ve şeffaf yönetim arzulanıyorsa, bu holdinglerin imzaladığı her muğlak sözleşmenin, paranın nihai olarak hangi kişisel hesaplarda son bulduğunun ve kurumsal unvanların arkasına gizlenen asıl figürlerin kim olduğunun üzerine tavizsiz bir şekilde gidilmelidir.
  • 1 Ay Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23