• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

ABD israil'e, daha fazla çocuk öldürsün diye 3 milyar dolarlık bomba satacak

ABD basını, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin soykırımcı israile Gazze'de de soykırım için kullanılan yaklaşık 1 tonluk bombaların da bulunduğu toplam 2,8 milyar dolarlık mühimmat satışına hazırlandığını öne sürdü.

2 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

AL MUHABERAT

Katiller yeryüzü teröristleri!!! israil denen yahudi terör örgütünü Müslüman coğrafyasının ortasına adeta bir hançer gibi saplayan siyonist sever haçlılar bu bombaları önce kendilerinin ve yahudilerin çocukları üzerinde test etsinler!!! Kendi memleketlerinde kullansınlar!!! Allah c.c. onları kahru perişan eylesin!!! bombaları kendi üzerlerinde infilak etsin inşallah..Aminn!!!
  • 2 Ay Önce

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in Ortadoğu’da on yıllardır sürdürdüğü sistematik yıkım, modern tarihin en büyük ve en utanç verici insanlık trajedilerinden birini gözler önüne sermektedir. Bir tarafta sınırsız askeri gücünü, ekonomik hegemonyasını ve Birleşmiş Milletler’deki veto hakkını küresel bir zorbalık aracı olarak kullanan bir süper güç, diğer tarafta ise bu koruma kalkanının arkasına saklanarak uluslararası hukuku, temel insan haklarını ve en kutsal hak olan yaşama hakkını açıkça hiçe sayan bir işgal rejimi durmaktadır. Bu iki yapının kurduğu kirli ortaklık, sadece bölge halklarının coğrafyasını ve geleceğini hedef almamakta, aynı zamanda insanlığın yüzyıllar boyunca inşa etmeye çalıştığı tüm evrensel ve ahlaki değerlere karşı açık bir savaş anlamı taşımaktadır. Gazze’de, Batı Şeria’da ve bölge genelinde dökülen her damla kanda, yıkılan her okulda, bombalanan her hastanede ve hayattan koparılan her masum çocukta bu iki aktörün doğrudan parmak izi bulunmaktadır. Küresel barışın, demokrasinin ve özgürlüklerin hamiliğini üstlendiğini iddia eden Washington yönetimi, kendi ürettiği ölümcül mühimmatları, tonluk sığınak delici bombaları ve ileri teknoloji savaş uçaklarını gözünü kırpmadan Tel Aviv’e sevk etmektedir. Bu durum, basit bir askeri müttefikliğin çok ötesinde, işlenen savaş suçlarına, katliamlara ve açık bir soykırıma lojistik, mali ve diplomatik sponsorluk yapmaktır. Amerikan egemen sınıfı, kendi halkının vergilerini insanlığı katleden bir savaş makinesine akıtırken, ellerindeki kanı temizlemeye dahi ihtiyaç duymayan bir kibirle hareket etmektedir. İsrail rejimi ise sırtını yasladığı bu devasa güçten aldığı cüretle, hiçbir uluslararası mahkemenin kararını tanımamakta, savaş hukukunun en temel kurallarını bile pervasızca çiğnemektedir. Sivil yerleşim alanlarını, mülteci kamplarını, ibadethaneleri ve insani yardım koridorlarını hedef almak, bu ittifakın ortak stratejisinin bir parçası haline gelmiştir. Bu barbarlık karşısında uluslararası toplumun büründüğü derin sessizlik, atalet ve ikiyüzlülük ise en az katliamın kendisi kadar yıkıcı ve utanç vericidir. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere, küresel adaleti ve güvenliği sağlamakla görevli kurumlar, ABD’nin diplomatik hegemonyası karşısında işlevsizleşmiş ve adeta felç olmuştur. Kendi çıkarları söz konusu olduğunda dünyayı ayağa kaldıran, "insan hakları" dersi vermekten geri durmayan Batılı başkentler, Filistin’de ve bölgede yaşanan bu devasa vahşeti korkakça seyretmekte, hatta kimi zaman örtülü açıklamalarla bu vahşeti meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Oysa tarih ve yakın zamanda yaşanan askeri, siyasi kırılmalar net bir gerçeği defalarca ortaya koymuştur: Bu iki yapının yenilmez, dokunulmaz ve yıkılmaz olduğu efsanesi, sadece propaganda mekanizmalarıyla büyütülen şişirilmiş bir balondan ibarettir. Kendi halklarının desteğini dahi kaybetmeye başlayan, meşruiyet zeminini tamamen yitiren ve küresel ölçekte vicdan sahibi milyarlarca insan tarafından lanetlenen bir sistemin sonsuza kadar ayakta kalması mümkün değildir. Bölgedeki direniş odakları ve diplomatik dengelerin değişimi, bu hegemonik yapının sanıldığı kadar sarsılmaz olmadığını, askeri teknolojilerin ve milyarlarca dolarlık bütçelerin bile haklı bir davanın ve inancın karşısında çaresiz kalabileceğini defalarca kanıtlamıştır. Zulüm ve adaletsizlik üzerine kurulan hiçbir saltanatın kalıcı olmadığı gerçeği ortadayken, insanlığın bu küresel zorbalığa ve onun ortaklarına karşı somut, kararlı ve net adımlarla dikilmesi artık bir tercih ya da siyasi bir strateji değil, en temel ahlaki ve insani zorunluluktur. Sessiz kalmanın suça ortak olmak anlamına geldiği bu tarihi dönemeçte, mazlum halkların çığlığına kulak tıkamayan, adaleti ve insan onurunu her şeyin üstünde tutan küresel bir uyanış, bu kanlı ittifakın ve onun yarattığı karanlığın en büyük panzehiri olacaktır.
  • 2 Ay Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23