• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Babu’l Mendeb Boğazı da düştü: İran, Kızıldeniz’i de kontrolüne aldı

Basra Körfezi’ndeki Hürmüz hakimiyetinin ardından vekili Husiler üzerinden Babu’l Mendeb Boğazı’nı da kontrol altına alan İran, küresel petrol akışının iki kritik kapısını kilitledi. İsrail basınında “korkulan terör senaryosu gerçekleşti” manşetleriyle yankı bulan bu hamleyle Tahran, Orta Doğu’dan dünyaya akan tüm enerji ihracatını denetleyebilecek dev bir güce ulaştı.

6 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

asim keskin

suclu kim? durup duruken nyie saldirdnizki?
  • 2 Ay Önce

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

GERÇEKTEN İRAN İLE ABD DUSMAN MI? Küresel enerji ve ticaret yollarının kalbi konumundaki Hürmüz Boğazı'nın ardından İran destekli Husilerin Babülmendep Boğazı ve kritik Perim Adası'nı ele geçirmesi, Orta Doğu merkezli jeopolitik krizi yeni ve paradoksal bir boyuta taşımıştır. Dış görünüşü itibariyle Tahran’ın Batı dünyasına ve bölgesel rakiplerine karşı devasa bir "abluka ve şantaj" gücü elde ettiği bu hamle, derinlemesine incelendiğinde uluslararası siyasetin en eski denklemlerinden birini akıllara getirmektedir: "Krizden aslında kim faydalanıyor?" Savaşın tırmanmasıyla birlikte Brent petrolünün varil fiyatının yeniden 100 dolar sınırını aşması, küresel emtia piyasalarını hareketlendirirken, bu durumun en çok ABD’deki siyasi ve ekonomik elitlerin elini güçlendirdiği tezi, jeopolitik analizlerde giderek daha fazla zemin bulmaktadır. Bu noktada "İran aslında kime çalışıyor?" sorusu, gizli bir ittifaktan ziyade, tırmandırılan düşmanlıkların doğurduğu "karşılıklı bağımlılık" ve pragmatizm üzerinden anlam kazanmaktadır. ABD Başkanı Donald Trump’ın, Suudi Arabistan'ın Husilere yönelik doğrudan askeri müdahale talebini iki kez reddetmesi ve bölgedeki askeri angajmanını sınırlı tutması, Washington'ın bu krizi tamamen bitirmek yerine belirli bir seviyede yönetmeyi tercih ettiğini göstermektedir. Boğazların kilitlenmesiyle ortaya çıkan tedarik krizi ve fiyat dalgalanmaları, Trump yönetimine küresel enerji piyasalarında emtia fiyatlarını manipüle etme, iç politikada "enerji bağımsızlığı" ve "ulusal güvenlik" söylemini konsolide etme adına muazzam bir manevra alanı sunmaktadır. Tahran'ın attığı her radikal adım, Washington tarafından yaptırımları sıkılaştırmak, müttefiklerini daha fazla silah alımına zorlamak ve küresel finansal akışları kendi lehine yönlendirmek için bir "kaldıraç" olarak kullanılmaktadır. Sonuç olarak, İran’ın vekilleri üzerinden yürüttüğü bu agresif alan kontrolü, bölgesel bir güç gösterisi gibi sunulsa da, nih nihayetinde ABD’nin küresel hegemonya mekanizmalarını besleyen bir yakıta dönüşmektedir. Küresel deniz ticaretinin üçte birini barındıran bu stratejik su yollarının fiilen kapatılması veya denetime alınması, Washington'a rakiplerini terbiye etme ve küresel piyasaları yönlendirme fırsatı vermektedir. Dolayısıyla İran, kendi rejimi adına "Direniş Ekseni"ni tahkim ettiğini düşünürken; makroekonomik ve jeopolitik ölçekte, istemeden de olsa Trump yönetiminin küresel emtia ve ticaret stratejilerine hizmet eden, ABD’nin jeopolitik kurgusunu tamamlayan mükemmel bir "işlevsel düşman" rolünü oynamaya devam etmektedir...
  • 2 Ay Önce

ata

bunlar türklerin gelişini geciktirecek hareketler... iran hep aynı... yavuz selimden beri... bu kafa kötü bir kafa.... türk ve müslüman düşmanı bir kafa...
  • 2 Ay Önce

Musaa

İran dünyanın başına bela olacak
  • 2 Ay Önce

Bilerek İsteyerek ortalığı ateşe veriyor melun Husiler

münafık İran kafası, ABD seçimlerinden önce ne koparabilirsem yanıma kar diyor. Müslüman Katili münafık İran paramparça edilmedikten sonra, Müslümanlara rahat gelmez.

İran dun açıklama yaptı..

Bizimle ilgisi yok dedi..sonunda abd ve siyonistlerin projesi olan mekke anlaşmasıyla bizi husilerle savaştıracaklar, yakında turkiye kizildenize savaş gemisi ve asker gönderecek..
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23