• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Yunanistan’da askerlerden

Yunanistan’da askerlerden

5 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Yunanistan Silahlı Kuvvetleri’ndeki yapısal kriz, Ege’deki dengeler ve Doğu Akdeniz’deki asıl tehdit odağı, bölgesel güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği kritik bir kırılma noktasına işaret etmektedir. Yunanistan Askeri Personel Dernekleri Federasyonu'nun (POES), Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın "2030 Gündemi" reform planına yönelik sert eleştirileri ve ordudaki istifaların "dramatik bir hızla arttığını" açıklaması, Atina’nın askeri caydırıcılık iddialarının arkasındaki derin çatlakları gözler önüne sermektedir. Silahlı kuvvetler bünyesindeki sosyo-ekonomik memnuniyetsizlik, özlük haklarındaki yetersizlikler ve yönetimsel aksaklıklar, modern silah sistemleri satın almakla bir ordunun sürdürülebilir kılınamayacağını kanıtlamaktadır. Atina yönetimi, milyarlarca dolarlık fırkateyn ve savaş uçağı tedarik programlarıyla göz boyamaya çalışırken, bu sistemleri işletecek yetişmiş insan gücünü elinde tutamamaktadır. Bu durum, Ege adalarını silahlandırarak Türkiye’ye karşı bir güç dengesi kurmaya çalışan Yunanistan’ın jeopolitik ihtiraslarının, askeri gerçeklikle uyuşmadığını göstermektedir.Türkiye’nin bu tablo karşısında Ege adalarına yönelik stratejik ve hukuki yaklaşımı, tarihsel haklar ve uluslararası antlaşmalar çerçevesinde şekillenmektedir. Gayriaskeri statüdeki adaların Yunanistan tarafından pervasızca silahlandırılması, Ankara’nın egemenlik haklarını ve ulusal güvenliğini doğrudan tehdit eden bir unsurdur. Türkiye’nin bu ihlallere karşı sessiz kalması ya da uzun vadeli bir stratejisinin olmadığını düşünmek uluslararası ilişkiler mantığıyla bağdaşmaz. Ankara, adalar denizindeki hak ve menfaatlerini korumak adına tüm senaryolara hazırlıklı, dinamik ve çok katmanlı bir devlet aklıyla hareket etmektedir. Ancak Ege’de tırmanan bu gerilim, resmin yalnızca bir parçasıdır ve daha büyük bir bölgesel dizaynın perdesi olarak okunmalıdır. Bölgedeki asıl büyük kırılma ve çatışma potansiyeli, sınır komşularının ötesinde, Doğu Akdeniz’i kana bulayan ve yayılmacı politikalarıyla tüm bölgeyi ateşe atan İsrail merkezli gelişmektedir.Jeopolitik gerçekler dikkatle incelendiğinde, Türkiye’nin önündeki asıl varoluşsal tehdidin ve kaçınılmaz hesaplaşma odağının Yunanistan değil, İsrail’in bölgedeki agresif stratejileri olduğu açıkça görülmektedir. İsrail’in "Arz-ı Mev'ud" ideolojisi ekseninde yürüttüğü ve sınır tanımayan askeri operasyonları, yalnızca Levant bölgesini değil, doğrudan Türkiye’nin güney sınırlarını ve Doğu Akdeniz’deki "Mavi Vatan" stratejisini hedef almaktadır. Batı dünyasının koşulsuz askeri ve diplomatik desteğini arkasına alan Tel Aviv yönetimi, bölgesel bir savaşı tetikleyecek adımları fütursuzca atmaktadır. Kıbrıs’ın güneyini bir lojistik ve askeri üsse dönüştürme çabaları, Suriye ve Lübnan üzerindeki operasyonlar, nihayetinde Türkiye’yi çevreleme ve istikrarsızlaştırma stratejisinin parçalarıdır. Dolayısıyla, Ege’deki Yunan varlığı asıl büyük tehdit karşısında bir oyalama ve dikkat dağıtma unsuru olarak kalmaktadır. Türkiye, tarihsel bilinci ve askeri kapasitesiyle, adalar denizindeki haklarından taviz vermeden gözünü asıl büyük tehlikeye, yani Doğu Akdeniz’de kaçınılmaz bir çatışmaya doğru evrilen İsrail tehdidine dikmek ve stratejik tahkimatını bu doğrultuda yapmak zorundadır.
  • 2 Ay Önce

Emir Timur

Güzel bir analiz

Yunus

İlk resme bakın rafale ucağın.yanında F35, duruyor eğer resim doğru ise
  • 2 Ay Önce

ata

evcilik oynayan çocuklar daha gerçekçi daha ciddidir....
  • 2 Ay Önce

Misafir

Ya Allah aşkına haberde Türk denizaltısı ve bayan askerinin ne işi olur
  • 2 Ay Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23