• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Ekrem İmamoğlu işte şimdi hapı yuttu! Kritik isim, verdiği rüşvetleri çocukları üzerine yemin ederek anlattı

Ekrem İmamoğlu işte şimdi hapı yuttu! Kritik isim, verdiği rüşvetleri çocukları üzerine yemin ederek anlattı

1 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

BAŞKANLIK MAKAMININ GÜCÜNÜ KULLANARAK İBB'Yİ SOYUP SOĞANA ÇEVİREN BU ADAM, YA BİR DE CUMHURBAŞKANI OLSAYDI? Siyasi liderlerin dürüstlüğü ve ahlaki duruşu, bir ülkenin yalnızca bugününü değil, gelecek nesillerinin de kaderini belirler. Rüşvet alan, gücünü kişisel menfaatleri için satan bir figürün cumhurbaşkanlığı gibi en üst düzey bir makama gelmesi, devletin temeline dinamit koymaktan farksızdır. Böyle bir felaket, devleti çok kısa sürede büyük bir uçuruma ve topyekun bir yıkıma sürükler. En tepede başlayan bu yozlaşma, dalga dalga en alt kademedeki devlet memuruna kadar ulaşır ve tüm kurumlara ölümcül bir virüs gibi yayılır. Hak edenlerin, dürüstlerin ve işinin ehli insanların yerini; hırsızlık çarkına uyum sağlayan ve bu kirli sistemden pay alan asalaklar alır. Liyakat tamamen ortadan kalkar, makamlar satılığa çıkar. Kurumlar asli görevlerini unutur; devlet mekanizması artık halkın refahı ve güvenliği için değil, bu organize soygun düzenini ayakta tutmak için çalışan bir canavara dönüşür. Bu kirli düzeni ayakta tutabilmek için ilk feda edilecek şey adalet sistemidir. Yargı; tepedeki suçları gizlemek, yolsuzlukların üstünü örtmek ve muhalif sesleri susturmak için bir baskı aracına dönüştürülür. Kanunlar halkı korumak için değil, sadece güçlüleri ve hırsızları saklamak için uygulanır. Vatandaşın adalete olan inancı bittiğinde, toplumun bir arada durmasını sağlayan gizli sözleşme de yırtılmış olur. Hukukun bittiği yerde asayiş kalmaz; kaos ve mafyatik yapılar ülkeyi esir alır. Ekonomik fatura ise her zaman olduğu gibi yine masum halkın sırtına yüklenir. Rüşvetçi bir yönetim; milletin alın terini, ödediği vergileri ve ülkenin tüm yer altı ile yer üstü kaynaklarını kendi yandaşlarına peşkeş çeker. Yolsuzluğun ve güvensizliğin hakim olduğu bir ülkeye ne yerli ne de yabancı sermaye yatırım yapar. Üretim durur, para pul olur, enflasyon kontrolden çıkar. Bu durum derin bir ekonomik krize, devasa bir işsizliğe ve nihayetinde kitlelerin açlığa, sefalete mahkum edilmesine yol açar. Halk yoksullaşırken, sadece bir avuç rüşvetçi elit zenginleşir. Uluslararası arenada ise yolsuzlukla lekelenmiş bir lider, temsil ettiği ülkeyi tüm dünyanın gözü önünde rezil eder. Ülkenin yıllar boyunca kazandığı saygınlık, diplomasi masalarında sıfıra iner. Hiçbir onurlu devlet veya uluslararası kuruluş, şaibeli ve kirli bir yönetimle ortaklık kurmak istemez. Ülke dünyadan tecrit edilir, dışlanır ve yalnızlığa gömülür. Siyasi ve ekonomik olarak köşeye sıkışan bu tür yönetimler, ayakta kalabilmek için ülkenin egemenlik haklarını bile dış güçlere taviz olarak vermekten çekinmezler. Ahlaktan, namustan ve dürüstlükten tamamen yoksun bir liderin yönettiği bir ülke, içten içe çürümeye ve yok olmaya mahkumdur. Bir toplumun geleceğini, onurunu ve bağımsızlığını korumasının tek yolu; temiz, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışını, her ne pahasına olursa olsun tavizsiz bir şekilde savunmaktır. Bütün bunlara bakınca, "ülkemizin verilmiş sadakası varmış" demekten kendimi alamıyorum.
  • 1 Saat Önce

Aaa

Rüşvet veren dürüstmü namuslumu onun sözüne ne kadar güvenilir
  • 2 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23