• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Zekeriya Say
Zekeriya Say
TÜM YAZILARI
24 Şubat 2019

Değdi mi Prenses Hanım?

Padişah Abdülmecid’i;

“Abdülmecid denilen o arkadaş” diyerek, tahfif eden…

“Habire giydiriyorum” dediği Sultan Vahdettin’i;

“İngiliz işgal zırhlısının ambarına saklanarak kaçan bir fare”ye benzeten…

Cennetmekân Sultan-ı Sani Abdülhamid Han’ı ise;

“Rakı, şarap ve bira fabrikaları kurmakla” ve “rom” içmekle itham eden yılmaz özdil;

“WhatsApp profilinde Atatürk fotoğrafı” olan…

“Her sabah güne Sözcü okuyarak başlayan” ve Sözcü’den başka gazete de okumayan…

“Osmanlı gelini olmakla iftihar ediyorum, padişah Abdülhamid'in gelini olmakla iftihar ediyorum, Osman Ertuğrul'un eşi olmakla iftihar ediyorum, ama ben Atatürk çocuğuyum, Atatürk çocuğu olmakla iftihar ediyorum” diyen…

Sultan II. Abdülhamid'in torunu, Şehzade Burhaneddin'in oğlu merhum Osman Ertuğrul'un ikinci eşi

Zeynep Tarzi adlı hanımefendi ile Pera Palas'ın çay salonunda görüşmüş.

Görüşmenin başlığı ise oldukça manidar;

“Atatürk’ü inkâr edenler, Osmanlıyım dememeli!”

Başlığı görenler;

Saltanatı kaldırıp, hanedanı sınır dışına benim yolladığımı sanacaklar…

*

Görüşme, Nilhan Osmanoğlu’nun;

“İsmet İnönü'nün Hanedan mensuplarını Fransa'da ziyaret ettiği, vatandaşlık verme vaadiyle Abdülhamid'in kızı Şadiye Sultan'ın mücevherlerini aldığı, sonra ortadan kaybolduğu, bu çaldığı mücevherleri götürüp kendi eşine taktığı” iddiasından dolayı gerçekleşmiş…

Nilhan Sultan’ın sözlerine kızan Prenses Zeynep Osman, iddiayı;

“aslı hakikat olmayan bir lakırdı” diye özetlemiş…

Zira!...

Öyle bir hadise yaşanmış olsaymış, Osman Ertuğrul'un ikinci eşi olan hanımefendi, bunu muhakkak duyarmış…

Belli ki hanımefendi, hanedan üyeleri arasında konuşulan bütün konulardan haberdar oluyormuş.

*

1971’den beri Amerika’da yaşayan Zeynep Hanım’ın bana göre en ilginç tespiti ise,

“Yurtdışından her geldiğinde, Türkiye’yi biraz daha geriye gitmiş görmesi” oldu.

Hanımefendi;

“Ülkesinin ilerisini göremiyor”muş..

Bu durum prensesimizi “çok rahatsız ediyor”muş..

*

Zeynep Hanım,

yılmaz özdil ile Pera’da yaptıkları bu röportajı bile Atatürk'e borçlu olduklarını söylemeyi ihmal etmemiş..

özdil ise,

Atatürk tarafından sürgün edilen ve hayatını bir haymatlos olarak kimliksiz, pasaportsuz ve soyadsız olarak kefere memleketlerinde geçiren Zeynep Hanım’ın merhum eşi Osman Ertuğrul’un 2004 yılında, Tayip Erdoğan sayesinde Türk pasaportuna kavuştuğunu ve bu sayede “atv haber”in canlı yayına çıkardığını hatırlatma gereği bile duymamış…

özdil efendi istediği kadar gerçeği gizlesin…

Ertuğrul Osman’a ahir ömründe Türk pasaportunu kimin verdiğini herkes biliyor.

*

Doğrusunu söylemek gerekirse, özdil’in Cuma günkü bu mülakatını okuyunca çok üzüldüm..

Merhum Osman Ertuğrul’un ikinci ve son eşi olan Zeynep Osman’ın, ülkede başka gazeteci kalmamış gibi, özellikle ecdadımıza sövmekten sabıkalı yılmaz özdil’i tercih etmesini bir türlü aklım almadı.

Hele Zeynep Hanım’ın;

New York’tan gelir gelmez, ayağının tozuyla yılmaz özdil’le görüşmek için Pera Palas’a koşması anlaşılır şey değildi, bu fakir için…

Ben de;

merakımı celbeden bu sorunun cevabını öğrenmek için Zeynep Osman hakkında ufak bir araştırma yaptım.

Belki bu sayede bir ipucu yakalar, kafamı kurcalayan bu sorunun cevabını bulurum diye düşündüm.

Araştırmamın sonucunda, Prenses Zeynep’in esasında insaflı davrandığını öğrendim…

Meğer Prenses(!) Zeynep’in özdil’den aşağı kalır yanı yokmuş..

*

Dilerseniz sözü daha fazla uzatmadan, prenses hanımı tanıyalım:

Adı Zeynep Tarzi.

Sürgün bir Afgan prensinin kızı.

Afganistan'da krallığın çökmesiyle İstanbul'a sürgüne gönderilen Kraliçe Süreyya'nın erkek kardeşi Fettah Tarzî ile Atatürk Türkiye’sinin ilk kadın doktorlarından Pakize Hanım’ın kızı.

Atatürk, Zeynep Tarzi’nin ailesine Türkiye'de ikamet izni verip, bir de maaş bağlamış…

Atatürk’le arası iyi olan Zeynep Hanım’ın büyük babası, sık sık Maçka'daki köşke gider, Atatürk’le buluşup uzun uzun görüşürmüş..

“Ekmek elden su gölden” de diyebileceğimiz bu durum Zeynep Hanım’ın ailesini hazırcılığa alıştırmış olmalı ki, baba tarafı hakkında gazetelerde doğru dürüst bir haber çıkmamış.

İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da, Amerikan Kız Koleji’nde (şimdiki Robert Kolej) gördükten sonra, üniversite eğimini Londra’da tamamlayan ve 1971’den beri New York’ta yaşayan Zeynep Tarzi ekseriyetle;

Türkiye’nin ilk kadın doktorlarından ve kendi adını taşıyan Türkiye’nin ilk doğum kliniğini kuran annesi Pakize Tarzi sayesinde gazetelerde kendine yer bulabilmiş.

*

Validesi Pakize Tarzi ise oldukça ünlü.

Bursa’da Amerikan Kız Koleji’nde yatılı eğitim gördükten sonra, İstanbul Tıp Fakültesi’ni bitiren Pakize Hanım;

Türkiye’nin ilk özel doğum kliniği açan ve boğazı yüzerek geçen ilk Türk kadını.

Pakize Tarzi, saat 6'da buzlu viskisini içmezse keyfi yerine gelmeyecek kadar da içki müptelasıymış.

92 yaşındayken bile makyaj yapmayı da ihmal etmezmiş.

Bu sayede kendisini;

“Cumhuriyet Türkiyesi’nin ruhunu temsil eden bir kadınım” diye tarif edermiş…

Öte yandan;

“Sürgündeki bir Afganistan Kralı'nın geliniyim diye prenses sıfatını kullanmak züppeliktir'” diyecek kadar da dobra biri olan Pakize Hanım;

Bu ifadeyle adeta, yıkılmış bir imparatorluğa bir asır sonra gelin giden kızına “prenses” diyen özdil’e mesaj göndermeyi de ihmal etmemiş.

*

İşte böyle bir ailede yetişen Zeynep Tarzi;

Genç bir kız olarak gittiği New York’ta evvela, aile dostlarının yanında kalmış. Sonrasında ise, uzaktan akrabası olan bir psikiyatrla evlenip, beş yıl evli kaldıktan sonra boşanmış.

Ayrılığın ardından ne yapacağını bilemediği ve boşanmış bir kadın olarak Türkiye’ye gelmek istemediği için, Amerika’da bir iş kurup mağazalara tişörtler satmaya başlamış…

Tam 19 yıl sürecek olan ikinci evliliğini ise 40’lı yaşlarda iken şans eseri katıldığı bir davette tanıştığı 80’ine merdiven dayamış olan Osman Ertuğrul ile yapmış…

Böylece;

“boşanmış” bir kadın olarak Türkiye’ye gelmekten kaçınan Zeynep Tarzi’ye, bu evlilik sayesinde Türkiye’ye prenses olarak dönmesinin yolu açılmış..

*

Zeynep Osman, her ne kadar ikinci evliliğini Osmanlı hanedanından biriyle yapmış olsa da, kendisinin;

“Eşinden bir sonraki kuşağı, Cumhuriyet Türkiye’si ruhunu temsil ettiğini” düşünüyor.

2003 yılında;

"Atatürk çocuğuyum. İstanbul'da doğdum, okudum, çalıştım. Osmanlı ile Cumhuriyet arasına köprü olabilirim" diyen Zeynep Osman, tıpkı CHP gençlik kollarında çalışan annesi Pakize Tarzi gibi;

 "İmkân olursa, Ankara'da siyaset olabilir, İstanbul'da belediye başkanlığı da olabilir. Hiçbir şey beklemeden yaparım. Seve seve..." diyerek “siyaset”e göz kırpmıştı.

Fakat hiçbir siyasi parti oralı olmayınca, Zeynep Hanım kıptığı gözle öylece kalakalmıştı.

*

Öte yandan;

"Atatürk çocuğu” olmakla övünen Zeynep Hanım’ın aksine eşi Ertuğrul Osman Bey;

“Mustafa Kemal bizim ailemiz için kötü oldu” demişti, akabinde; “Ama Türkiye kazandı” demeyi de ihmal etmemişti.

Şehzade Ertuğrul Bey,

Türk pasaportu aldıktan sonra 2004 yılında geldiği ve “star” muamelesi gördüğü Türkiye’de;

"Vahdettin İngiliz gemisiyle kaçtı diyorlar. Bir kere Fransız ve İngiliz gemilerinden başka gemi alınmıyordu İstanbul'a. İkincisi aile çok önemli bir karar almak zorundaydı. Kalsaydı iç savaş çıkacaktı. Devrim taraftarları ve padişah taraftarları vardı. Sultan Vahdettin binlerce insanın yok olmasını önlemek için önemli bir karar verdi. Kalsaydı muhakkak saltanat taraftarları diğerleriyle savaşacaktı” diyerek,

zevcesi Zeynep Osman’ın New York’tan gelir gelmez görüştüğü ve Sultan Vahdettin’e;

“İngiliz işgal zırhlısının ambarına saklanarak kaçan bir fare” diye hakaret eden “bidon kafa” özdil”in de iftirasını çürütmüştü.

Fakat ne yazık ki, merhum şehzadenin eşi Zeynep Tarzi, bu gerçeği bilmesine rağmen yine de özdil’e konuşmayı tercih etti.

Konuştuğu yetmiyormuş gibi, bir de ecdadımıza “korkak fare” diyen küfürbaz özdil’e “pera palas”ta çay ısmarladı.

Hâlbuki yılmaz özdil,

canlı yayına katılmak için televizyon binasına gelen Zeynep Hanım’ın eşi Şehzade Ertuğrul Osman’ın içtiği iki bardak çayı bile çok görmüş, köşesinde defalarca bu çaylara verdiği para için üzüldüğünü yazmıştı.

*

Velhasıl!..

Zeynep Hanım büyük yanlış yaptı…

“Atatürk çocuğu” olduğunu hatırlatmak için “Mustafa Kemal tüccarı” yılmaz özdil’i tercih etmeyecekti.

Doğrudur!..

Bu görüşme sayesinde hanımefendinin tanınırlığı artmıştır…

Fakat!

Ali Rıza Bey’in gelini “Ferhunde”nin, başörtülüleri taciz ettiği bir ortamda…

Hanedan gelini Zeynep Tarzi’nin, hem hanedan soyuna, hem de Tayyip Erdoğan’a saydırması…

Maalesef “gelin”lik müessesesini bir kez daha sorgulamamıza neden oldu.

Ezcümle:

Zeynep Hanım’ın, birkaç santim yükselmek isterken Sözcü çukuruna düşmesi hiç hoş olmadı!..

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23