• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Zekeriya Say
Zekeriya Say
TÜM YAZILARI
05 Şubat 2019

CHP’de iki YAVAŞ!.

TÜİK geçtiğimiz hafta, Türkiye’nin nüfusunu açıkladı. Nüfusumuz 82 milyonu geçmiş.

TÜİK’in açıkladığı il bazlı rakamlarda en çok Ankara ve İzmir’deki artış dikkatimi çekti.

Ankara'nın nüfusu yüzde 1,08 artışla, 5 milyon 503 bin 985 kişi olmuş. Ankara’nın nüfusu bir yılda 58 bin 959 kişi artmış.

Bu rakam;

CHP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş’ın, 10 yıl başkanlık yaptığı Beypazarı ilçesinin nüfusundan yaklaşık 15 bin kişi fazla.

İzmir'deki artış ise %0,95.

Böylece, İzmir’in nüfusu 40 bin 842 kişi artarak, 4 milyon 320 bin 519’a yükselmiş.

Peki,

CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tunç Soyer’in iki dönem başkanlık yaptığı Seferihisar’ın nüfusu ne kadar?

30 bin.

Anlayacağınız;

CHP’nin “31 Mart 2019 Yerel Seçimleri” için bu iki ile, yani Ankara ve İzmir’e “büyükşehir belediye başkan adayı” olarak gösterdiği ve “başarılı” diye pazarlanan iki ismin, 10 yıl boyunca yönettikleri ilçelerin nüfusu, talip oldukları şehirlerin bir yıllık nüfus artışından daha az.

Demem o ki;

CHP’li adayların çapları, talip oldukları şehirler için epey küçük görünüyor...

*

Doğrusu,

CHP’li her iki adayın geçmişte nüfusu on binlerle ifade edilen bu küçücük ilçeleri yönettiğini fark edince,  görevleri sırasındaki performanslarını da merak ettim...

İlk araştırdığım isim Mansur Yavaş oldu.

Yavaş hakkında, görev yaptığı yıllar boyunca, ulusal gazetelerde 60 küsur makale yayımlanmış.

Bunların 14 tanesini, belediyeler arasında mekik dokumasıyla ünlü Yavuz Donat yazmış.

Donat, makalelerine; “Beypazarı mucizesi”  gibi başlıklar atarak, Mansur Yavaş güzellemeleri yapmış.

O dönem MHP’li olan Yavaş’a “yıkama-yağlama” yazıları döşenen bir diğer isim ise, Saygı Öztürk.

O da, Yavaş hakkında 3 yazı kaleme almış.

Saygı Öztürk’ün başlığı ise;

“Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve arkadaşlarının Beypazarı mucizesi …”

İki farklı görüşteki yazardan, birbirinin kopyası iki başlık..

İşin ilginç tarafı ise;

Melih Gökçek, köşe yazarlarının “mucizevi başkan” güzellemelerinin aksine, Yavaş’ı,

“10 yılda bir tuvalet bile yapamayan biri” diye eleştiriyor…

Mansur Yavaş da, Gökçek’in mahut eleştirisine henüz net bir cevap verememiş.

Bu durumda insanın, Yavuz Donat ve Saygı Öztürk’e:

“10 yılda bir tuvalet yapmayan Yavaş’ın “mucizesi” neyse, açıklayın da öğrenelim artık!..” diyesi geliyor!..

 

***

 

Gelelim, İzmir’in “Yavaş”ına…

Evet!..

Herkes Tunç Soyer’i;

12 Eylül askeri darbe döneminde Alparslan Türkeş dâhil onlarca ülkücünün idamını isteyen askeri savcı Albay Nurettin Soyer'in oğlu olarak tanısa da…

Soyer,

CHP'nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı gösterilmeden önce de, özellikle CHP medyasının yakından tanıdığı bir isim.

Soyer’in en sıkı-fıkı olduğu kişi ise, casusluk sanığı firari Can Dündar..

Meğer Tunç Soyer ve eşi Neptün Hanım, “Can’cık”ın;

“Hemen tüm seyahatlerinin eşsiz yol arkadaşları”ymış.

Can’cık ayrıca!..

Soyer’in darbeci babası Nurettin Soyer’i de kutsayanlardan.

Onu,

“dürüst, demokrat, cesur bir asker” şeklinde tarif ediyor.

Tunç Soyer’le arkadaşlığı 2000’lere dayanan Can Dündar’ın bu kontrolsüz övgülerinin altında muhtemelen, Soyer ailesinin sahip olduğu “TEOS Tatil Köyü”nün payı büyüktür, diye düşünüyorum…

 

*

CHP’li Tunç Soyer’in Seferihisar’ı nasıl yönettiğine gelmeden evvel, Soyer’in;

2004-2006 yılları arasında İzmir Ticaret Odası’nda Dış İlişkiler Müdürlüğü ve Genel Sekreter Yardımcılığı yaptığını…

2006 yılında ise, “Expo 2015 İzmir Genel Sekreteri” olduğunu hatırlatmakta fayda var.

Zira Soyer,

İzmir’in, Expo 2015 Adaylığında başarısız olmasından sonra yaptığı açıklamada;

“Expo’da rüşvet dağıtmayı beceremedik” şeklinde bir açıklama yapmakta bir beis görmeyen biri.

Bununla kalsa yine iyi.

Tunç Soyer,  Expo 2015 hezimetine sebep olarak gösterdiği “rüşvet dağıtmayı beceremedik” itirafını, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e de söylemiş!...

Kim bilir Sezer,

rüşvet dağıtamadığı için üzülen Soyer’i nasıl teselli etmişti?

*

Gördüğünüz gibi, Tunç Soyer yüklendiği ilk amme görevinde karşılaştığı sıkıntıları “rüşvet” yoluyla gidermeye tevessül edecek kadar sığ ve bahanelere sığınan biri.

Aynı çapsızlığı, Seferihisar Belediye Başkanlığı görevine gelir gelmez de göstermiş.

Şöyle ki!..

Soyer, 2009 yılında yapılan yerel seçimlerde, o dönem nüfusu 28.603 olan Seferihisar’a, CHP’den belediye başkanı seçilir seçilmez;

“Uçan kuşa borcumuz var… İlçeyi yıkıp yeniden yapsan bu kadar harcayamazsın”” diyerek,  görevi devraldığı ANAVATAN’lı Hamit Nişancı’yı hedef tahtasına oturtmuş.

Soyer’in bu iddiasını “komik” bulan eski başkan Nişancı ise;

“Belediyenin uçan kuşa borcu varsa, Soyer seçimden sonra 200 personeli nasıl almış?” diyerek, “kadrolaşmakla suçladığı Soyer’in ilk bahanesini böylece boşa çıkarmış.

*

Bu arada, Soyer göreve geldikten kısa bir süre sonra ilçede aksilikler başlamış,  çıkan yangınla Seferihisar ormanlarının yüzde 3’lük bölümü yok olmuş.

İlçe halkı, orman yangının yaralarını sarmaya çalışırken, Soyer,

“en büyük arzum” dediği, Seferihisar’a ‘Citta-slow’  unvanını kazandırmakla meşgul olmuş…

İtalyanca-İngilizce karışımı “yavaş-şehir” demek olan ve İtalya’da başlayıp dünyaya yayılan bu trend;

Şehir merkezine araç girişi yasaklayarak, ulaşımın bisiklet veya atlı araçla sağlanmasını…

Aydınlatmada ve ısıtmada doğal enerji kaynaklarının kullanılmasını ve fast-food gıdalarının restoranlarda satışını yasaklayıp, organik ürün tüketimini özendiriyor.

Zaten,

49.5 kilometreyle, en uzun sahil şeridine sahip olan Seferihisar, tamamı 59 olan ‘citta-slow’  kriterlerinin yaklaşık 50’sine, Tunç Soyer göreve gelmeden önce sahipmiş.

Haliyle, kısa sürede bu unvana kavuşmuş.

İşin ilginç yanı ise;

Tunç Soyer’i “Tunç Soyer” yapan ve “en büyük arzum” dediği “citta-slow” projesi de Soyer’in fikri değilmiş.

Soyer;

2007’de, ABD’de yaşayan bir arkadaşının “citta-slow” ile ilgili attığı bir “mail”in üzerine yatmış…

Ve!..

Böylece Seferihisar’ı “YAVAŞ-ŞEHİR” yapmış.

Bu arada;

“Citta-slow”lardan, Türkiye’de 9 tane daha olduğunu hatırlatmak isterim…

*

Tabii “Yavaş” dediğime aldanmayın…

Soyer, belediye başkanı olduktan sonra belediyeye ait 120 dönüm araziyi 20 milyona satmış.

Bu satışı da;

“Toprağın değeri beş misli arttı” şeklinde garip bir beyanatla savunarak, ilçede yapılaşmanın önünü açmış.

Bu sayede,

“YAVAŞ”  unvanının aksine Seferihisar’ın nüfusu 5 yılda, 28 bin 603’ten, 35 bin 960’a yükselmiş.

*

2011 yılında,

İzmir Seferihisar Sığacık Limanı ile Yunanistan’ın Sisam Adası arasında başlatılan feribot seferleriyle, ilçeye gelen ve borç içinde yüzen Yunanlılara “veresiye defteri” açan da Tunç Soyer olmuş.

Hatta ilk veresiye alışverişi, “yarım kilo kiraz ve hediyelik eşya”  satın alan “Sisam Belediye Başkanı Thanos Styliamos”  yapmış.

Veresiye uygulamasını başlatan Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer,

Yunanistan’ın ekonomik dar boğazda olduğunu söyleyerek,

“Ödemeyeceklerini sanmıyorum ama eğer öyle bir durum olursa da esnafa, ‘kefil benim’ dedim. Yani ödemezlerse gerekirse ben öderim”  diyerek, Atatürk’ün “denize döktüğü(!)” iddia edilen Yunanlılara can suyu olmuş.

Bu “veresiye” uygulaması Yunanlılar arasında o kadar tutmuştu ki;

5 yıl sonra, yani 2016 yılında Seferihisar’a gelen Sisam Valisi Nikolas Katrakazo da, satın aldığı bir kavanoz “mandalina reçeli”nin ücretini peşin vermek yerine, veresiye defterine yazdırmayı tercih etmiş...

*

Tunç Soyer’in bir projesi de, veresiye verdiği Yunanlılarla birlikte;

‘Dyanissos’ adıyla bir Türk-Yunan Şenliği düzenlemekmiş.

Diyanisos (Dionysos ) kim mi?

Yunan mitolojisinin “şarap ve bağlardan da sorumlu sarhoş tanrısı!.”

Sürekli sarhoş gezen, bütün heykel ve kabartmalarda “anadan üryan” tasvir edilen ve bu yüzden lakabı “edepsiz “olan bir Yunan tanrısı(!)na şenlik düzenlemek de, yakışsa yakışsa Tunç Soyer’e yakışırdı, diye düşünüyorum..

*

CHP’li Tunç Soyer’in, Sur Belediye Başkanı HDP’li Abdullah Demirbaş ile 2013 yılında imzaladığı “kardeşlik” protokolünden…

2018 yılında, belediyede yaşanan ve İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde davası görülen “mazot vurgunu”ndan da bahsetmek isterdim ama yazı çok uzadı.

Son olarak!..

Tunç Soyer’in, “SODEM Yönetim Kurulu Başkanlığı” şapkasından da bahsederek yazıyı hitama erdirelim.

Soyer;

SODEM, yani “Sosyal Demokrat Belediyeler Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığı” görevini, 2014’te Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk’ten devraldı.

SODEM’in amacı;

“CHP’li belediyelerde sosyal demokrasi anlayışını yaygınlaştırmak…”

Fakat!..

230 belediyesi olan CHP’nin yalnızca 122 tane belediyesi SODEM’e  üye.

Anlayacağınız!

Tunç Soyer’i henüz tüm CHP’li belediyeler dahi benimsemiş değiller.

CHP’yi yakından tanıyanlar bu durumu, Soyer’in;

“Kılıçdaroğlunun adamı” olmasına bağlıyorlar..

Soyer de, her İzmir'e gelişinde Kılıçdaroğlu’nu yalnız bırakmayarak “Kemal’in adamı” payesini ziyadesiyle hak ettiğini “lisan-ı haliyle” ispat ediyordu.

Aksi bir durum olsaydı!..

 10 yıl boyunca yürüttüğü Seferihisar Belediye Başkanlığında tek yaptığı şey Yunanlıları memnun etmek olan Tunç Soyer, darbeci babasına rağmen İzmir’in “Büyükşehir Belediye Başkan Adayı” olabilir miydi?

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23