• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
TÜM YAZILARI
20 Kasım 2019

“Atatürk’ün hata yapma hakkı!”

Zat-ı muhterem, arkasına yaslandı, koltuğunda iyice kaykıldı ve başladı ahkâm kesmeye: “Efendim, Atatürk yeni bir devlet kuruyor, birkaç hatalı icraat yapma hakkı yok mu?”

Var tabii: Herkes gibi Atatürk’ün de yanlış yapma hakkı var, ama benim de o yanlışları eleştirme hakkım olmalı! Benim böyle bir hakkım var mı? Yok!

Gerçi Kemalistler, “Atatürk’ü eleştirmek serbest, hakaret etmek yasaktır” kaçamağı yapıyorlar, ama her eleştirel yaklaşımın savcılıklarda, mahkemelerde sonuçlandığını, bu işlerle ilgilenen herkes biliyor.

Üstelik savcılar ve hâkimler bu konuda çok istekli, çünkü onlar da aynı eğitim sisteminin kurbanları!..

Yine herkes biliyor ki, “Kemalistler” kendilerini “dokunulmaz” sanıyorlar!

Taze örnekler var önümüzde: 10 Kasım’da adamın (sözgelimi “adam” dememe takılmayın) biri, Sayın Cumhurbaşkanına hakaretler yağdırıyor, ayrıca Anıtkabir’de Cumhurbaşkanına tezahürat yapan öğrencilere, AK Parti kadrolarına, hatta oy verenlere ana-avrat sövüyor; üstelik o kadar pervasız ki, bunu sosyal medyasında yayınlıyor, akabinde gözaltına alınıyor, ancak birkaç saat sonra serbest bırakılıyor. Bu kez yeni bir video çekiyor, galiz küfürlerine devam ediyor, kimsenin kendisine dokunamayacağını da söylüyor, tekrar gözaltına alınıyor… 

Hemen ardından bir kadın, Karaköy’de gezen kendi halinde bir kıza saldırıyor, başörtüsünü zorla açıyor. Bir gün sonra Beyoğlu’nda benzer bir olay tekrarlanıyor…

29 Ekim’de de metroda sarıklı-cübbeli bir gence sataşmışlar, Atatürk posteri eşliğinde “Onuncuyıl Marşı”nı suratına okumuşlar, aynı anda videoya çekmişler düpedüz “tâciz” etmişlerdi…

Kemalist kesim bu tür olayların faillerine her daim şizofrendeyip geçiyor!

Peki, 10 Kasım günü birçok okulda aynı kareografik sahneleme düzeni içinde ilkokul öğrencilerini Atatürk fotoğrafına secde ettiren öğretmenler de mi şizofren”?

Bunlar belki de bir merkezden yönetiliyor. Lâkin savcılarımız bu konuların köküne inmekte çok isteksiz, ama Atatürk’e eleştirel yaklaşımları cezalandırmakta çok istekliler. Çünkü her türlü yoruma açık bir kanun var ortada. Akıbetiniz yargıcın insafına kalıyor. Onların nasıl bir sistem içinde yetiştirildiği ise belli…

Bu yüzden “Başım belaya girmesin” diyen susuyor. Susunca da “hakikat nihan” oluyor. Ortada yalnızca övgücülerkalıyor!

Sözün özü şu ki, Atatürk’le ilgili konular sadece övgüye açık, yergiye kapalıdır! Zaten bu konuda müthiş bir medya baskısı da var. 5816 sayılı meşhur “Koruma Kanunu”nun esas amacı ise “hakaret”i cezalandırmak değil, Atatürk’ü her türlü eleştiriden “muaf” tutmaktır. Zaten başka türlü “ideoloji”ye dönüşmezdi: Hiçbir ideoloji eleştiriye açık olmaz. Çünkü her ideoloji “tabu”dur: Tartışılamaz, sorgulanamaz, yargılanmaz!  

Gelelim bizim koltukta kaykılmış “zat-ı muhterem”e; şöyle devam ediyor:

“Zaten Atatürk’ün icraatlarını değil, şahsi hayatını eleştiriyorlar. Yok annesi, yok dedesi, rakısı, karısı filan…”

Kamuya mal olmuş insanların özel hayatı hep merak edilir. Bu suçlama amaçlı değil, öğrenme amaçlıdır. “Atatürk’ün özel hayatı” kapalı kutudur (meselâ, Lâtife Hanım’ın hatıraları gerçekten kapalı çelik kutularda saklıdır), hatta doğum tarihi bile kesin olarak tespit edilmemiştir (Kemalistler bu konularda hep uyurlar). Bu alacakaranlığın insanlarda merak uyandırması tabiidir. Peki “Kemalistler”, bu konulardan niçin bu kadar tedirgin oluyor?

“Atatürk icraatları”na gelince: “Birkaç hata” denilerek geçiştirilecek şeyler değil. Bir milleti alfabesinden giyim kuşamına, ezanından tarihine, takviminden saatine kadar, Çanakkale’de yendiği “düşman”ına benzemeye zorlamak “birkaç hata”nın ötesinde ele alınıp derin analizler yapılmasını gerektirir.

“Koruma Kanunu” hakaretin değil, asıl bunların önünü kesiyor!

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Gökten indiği sanılan......nedir?

" GÖKTEN İNDİĞİ SANILAN................" cümlesini biri anlatsın...kimse bilmiyor. Anlatmıyor......Yasak mı öğrenmek! Haydi yorum yazmaya sıraya giren tipler......şunu açıklayında öğrenelim...! Nette var videosu...
  • Yanıtla

H.Y.E

Bir kimseye hakaret etmek her dinde,her ahlakta ve hukukta yasaktir,vicdansizliktir.Ancak her insan da konumu ne olutsa olsun-peygamberler haric- elestirilebilir.Zaten elestirilemiyorsa o kisi ya peygamber ya da ilah mevkiine cikartilmis olur.Bizdeki kemalistlere gelince onlar gecmiste ve gunumuzde kim varsa hatta -hasa- peygamberleri,Allah'i bile- rahatlikla elestirebiliyorlar.M.Kemal'e sira geldi mi is degisiyor.En kucuk bir elestiriyi hakaret safina cekiyorlar basliyorlar kendileri hakarete.Bazan da mahkemelere kosuyorlar.Diyorum ki,Turkiye Devlet'i laiktir diyenlere "hayir" laiklik kilifi icinde "Kemalizm"dir.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23