--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Utanmadıktan sonra dilediğini yap!”  

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
4

Yaşanan son olayları siyasilerin haline ne diyeceğimiz çaresizliği içinde ayet ve hadisle değerlendirmek hatırıma geldi. ‘Bize dokunamazsınız’ diye bağırıyorlar. Kendilerine ‘özel muamele’ yapılmasını istiyorlar. ‘Bizler her türlü suçu işler, ama ceza çekmeyiz’ tavrı sergiliyorlar. CHP’li olmanın hukukun üstünde bir statü ve özel muameleye tabi tutulmayı gerektirdiğini savunuyorlar. Suç işleme imtiyazı istiyorlar. Bunlarla da yetinmeyip Türkiye milli menfaatlerini savunmak için adımlar atacak, önüne duvar öreceksin. 

İyi ve güzel olan ne varsa kavga ediyorlar. ‘Karşıyız karşı, her şeye karşı’ diye özetlenebilecek bir tavır sergiliyorlar. YPG ve PKK’ya TIR’larla silah yığan, terör ve teröristleri destekleyen, benim ülkemde darbe girişiminde bulunan Fethullah Gülen’e sahip çıkan ABD’yi de bir hukuk devleti olarak gösteriyorlar. Muhafazakârların, Kemalistlerle, din düşmanlarıyla vatanı ve devleti bölenlerin temsilcileriyle aynı çizgiye gelmeleri, beraber hareket etmeleri; vahametin, gafletin, ihanetin daniskası! Hırsları ve ihtirasları uğruna şu düştükleri hale bakın.  

Tarih boyunca dünyaya insanlık dersi verdik. Dünyanın neresinde mazlum varsa umudunu bize bağladı, bizden yardım istedi. Her zaman milletin, ümmetin, insanlığın umudu, zalimin kâbusu olduk. Yerli ve yabancı zalimlerin zulmü altında inleyen ümmet, hem içerden hem de dışardan ihanete uğradı. Kimi Esad, kimi Rus, kimi DEAŞ, kimisi de PKK zulmünden kaçtı. Bize sığındı. İftihar edip gurur duymaları gerekenler ne yaptı? Bağırıp çağırıp kirletmeye çalıştılar. Muhtemel sınır ötesi harekâtımızı desteklemeyip karşı çıkanlar; bu milletin evladı olamazlar, devletin de düşmanıdırlar. Tek amaçları da Türkiye’nin yönetilemez olduğunu, ‘memleket bunlar yüzünden ne hale geldi’ yaygarasıyla kaos zemini oluşturmak. Bunun için organize olanlar da Cumhurbaşkanımızın etrafını kuşatan milliyetçi, muhafazakâr, dindar olarak bilinen malum ‘zillet ittifakı!’ Abdülhamid Han’a yapılan kuşatmanın benzeri. Türkiye’nin büyük bir harekât öncesi, iç cepheyi sarsmaya çalışıyorlar. Devletlerin iç ve dış düşmanların ittifakıyla yıkıldığını düşünmüyorlar bile. PKK/KCK PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleriyle ortak hareket eder durumdalar. Millî birlik ve beraberlik ile bekaya yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı, yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla icra edilen operasyonlara karşı çıkıyorlar. ‘NATO’dan izin alınması lazım’ diyeceksin. Batı uşaklığı’na devam edeceksin yuvarlak masada kulağın gelecek emirlerde olacak. Katliamların, vahşetin, zulmün, bebe katillerinin, siyasi temsilcisine özgürlük isteyeceksin, yargının verdiği kararları tanımadığın gibi hak/hukuk bilmeyeceksin. Bütün bu yaptıklarının adına da ‘siyaset’ diyeceksin! CHP ile HDP öncülüğünde ABD, İsrail, Almanya, Fransa, vb. emrine girip ‘Batı uşaklığı’ yapan yuvarlak masadaki yuvarlak siyasilere ne demeli? Yakın siyasi tarihi bilenler; Türkiye’de siyasetçi ve siyaset müessesesinin hiç bu kadar kirletildiğini görmedi. Bu yaşadıklarımıza; muhalefetin başına, yuvarlak masanın yuvarlak adamlarının tepki vermemesi, zımnen tasvipkâr davranmaları bana bir âyeti ve bir hadisi hatırlattı. Birçok ayet ve hadis olduğu halde sadece bu belirttiğim ayet ve hadisin düşünülmesi yeterli olur. 

“Allah’a ve O’nun Rasulüne tâbi olun. Birbirinizle didişmeyin. Sonra direncinizi, mukavemetinizi, yitirirsiniz. Rüzgârınız (kuvvet ve yardımınız) da kesilir. Muhakkak sabredin (direnin), unutmayın ki Allah sabredenleri (direnenleri) sever. Küfre sapanlar birbirleriyle dayanışma içindedirler. Ancak siz de böyle yapmadıkça yeryüzünde fitne (zorbalık) ve büyük bir fesat (baskı) hâkim olacaktır.” (8 Enfal 46, 73) Peygamberimiz: 

 “İlk peygamberlerden itibaren halkın hatırında kalan bir söz vardır: Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” (Buhârî, Edeb) buyurdular. Bir atasözü halinde nesilden nesile aktarılarak gelen “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” hikmeti, utanma duygusunun insanı fenalıklara dalmaktan alıkoyduğunu açık bir şekilde ifade etmektedir. Şu halde Allah’tan ve insanlardan utanan bir kimsenin, nefsinin istediği her hareketi yapması mümkün değildir. Utanma duygusuna sahip olmayan bir kimsenin ise önünde hiçbir engel yoktur; dolayısıyla öyle bir kimse her türlü çirkinliği kolayca yapabilir. “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözü, yukarıda belirtildiği şekilde, hayâ duygusundan yoksun olan birinin her şeyi yapabileceğini ifade etmektedir. Bu sözü; “İstediğin fenalığı yap bakalım; bir gün bunların hesabını tek tek vereceksin” anlamına da gelmektedir. Bir diğer mânası da, “Yapacağın işe iyi bak! Şayet bu iş Allah’tan ve insanlardan utanılacak bir şey değilse, onu gönül hoşluğu ile yap!  

Eğer yaptığın takdirde Allah’tan ve insanlardan utanacaksan, onu kesinlikle yapma!” demektir. Bu mânasıyla bu söz insana bir davranış ölçüsü vermektedir. Yapılacak bir iş, neticede insanın utanmasına yol açacaksa ondan sakınmalıdır. Mü’min, Allah’ın dostlarını dost, düşmanlarını da düşman bilir. Onlar, Allah’a düşmanlık yaptıkları müddetçe onlarla muhabbet gösterisi içinde olmaz/olamaz. Çünkü hem Allah’tan yana olmak hem de O’nun düşmanlarıyla hemhal olmak mü’min tavrı değildir. Bu olsa olsa münafıklık hastalığı olur. Bütün bu yapıyı sürdürenlere, yuvarlak masanın yuvarlak adamlarına ‘yazıklar olsun’ deriz. “Allah’ım içimizdeki beyinsizler yüzünden bizleri helak etme!”  dualarımızdan sonra da Hadis-i şerifi de unutmayız/unutturmayız. 

“Utanmadıktan sonra dilediğini yap!”

 

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle