--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Gündemdeki olayları mümince değerlendirelim!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
10

Gündemdeki olayları mümince değerlendirelim!

YAŞAR DEĞİRMENCİ

Her zamanki gibi gündem dolu olunca insanımız; kararsız, tedirgin, temkinli, tereddütlü karmakarışık duygular içinde. 

Acı tatlı, ibretli ve dersler çıkaracağımız, şehitlerimize rahmet okuduğumuz, gazilerimize sıhhat ve âfiyet niyazımızla hayırlı uzun ömürler dilediğimiz 15 Temmuz destanı da bugünlere denk gelince hissiyat/duygusallık, hassasiyet toplum bünyesinde mâkes buldu. 

Bütün bunlara ilave olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kızılcahamam’da partisinin 32. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’ndaki tarihi ‘Terörsüz Türkiye’ konuşmasının satır aralarında sürecin ana hedefinin Türkiye sınırlarını aşan ‘Türk, Arap ve Kürt kardeşliği’ temelinde tarihi bir vizyon ve misyon kapsamında bölgesel siyasi istikrar, barış ve huzurun hedeflendiği konuşması bir başka gündem maddesi. 

PKK’nın sembolik de olsa silah bırakması, Türkiye’nin hem iç politikada hem de dış ilişkilerde yeni bir güvenlik ve diplomasi geliştirmesini zorunlu kılar. 

“15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü” günü olarak isimlendirilip tatil edildi. Ancak isimde millî manevi değerlerimizi hatırlatan kelime bile yok. Birlik beraberlik hep kendi kültür ve medeniyetimiz ortak paydamız olduğunda gerçekleşir. Kendi mukaddes/kutsal değerlerimiz kullanılmayınca, aidiyetimiz bilinmeyince, iftihar kaynağımız Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şerifler, Peygamber Efendimiz hayatımızdaki yerini almayınca Kemalizm ve Laisizm aşağıda olması gerekirken yükselişe geçiyor. 15 Temmuz hain darbe girişiminde şehit olan kardeşlerimiz için kullanılagelen “Demokrasi Şehidi” ifadesi sıkıntılı bir ifade olup kullanılmaması gerekir. Onlar Demokrasi şehidi falan değildir. Şehadet sadece Allah için can feda etmekle elde edilir. Demokrasi veya herhangi bir izm için ölmekle şehit olunamaz. “Şehitlik” olur olmaz yerde kullanılmamalı. Bunu da hatırlatmış olayım. 

İçimizde, her şeyi suiistimal eden küçük ama etkili bir grup var. Sonunda ‘15 Temmuz sektörü’ oluşturmayı da başardılar. 

Büyük bütçeler eşliğinde hazırlanan afişler, sergiler, etkinlikler ve anma toplantıları etkili olmadı, olamıyor. Yürütülen çalışmaların, çoğunlukla; derinlik, incelik ve samimiyetten uzak olması, böylesine kıymetli bir günün, milletimiz üzerindeki tesirini azaltıyor.

Vatan siperini dolduran insanların hakkını gözetmemiz gerekiyor. Bir iç kanama gibi sessizce ilerleyen; ihtiyaç halinde ortaya çıkan ve vazifesini yaptıktan sonra kenara çekilen, vatan evlatlarını ihya etmek zorundayız. 

Süleymaniye’de cuma günü sürecin yol haritasına uygun olarak gerçekleşen PKK militanlarının silah yakma merasimi sembolik anlamları son derece incelikle işlenmiş ve tasarlanmış mükemmel bir organizasyonla gerçekleşti. Sürecin ruhuna uygun, ilgili tarafları, aktörleri, müdahil insanları rahatsız edecek gereksiz her türlü hareketten özenle kaçınılmış; toplumda çok ince bir mesajın içeriklerini ince ince yazıyordu. Başta Cumhurbaşkanımızı ve Devlet Bahçeli’yi tebrik etmek gerekiyor. Organizasyonu düzenlemekte emeği geçen herkesi bilhassa, süreci başından beri büyük bir titizlikle yürüten MİT’i ve bölge yönetimini, Türkiye’nin 50 yıldır mustarip olduğu bir terör olayını bu şekilde, örgütün gönüllü silah yakma eylemiyle katıldığı bir anlaşma zemininde çözüme kavuşturması dünyada emsali görülmemiş bir model. Bu konuda birçok kişinin sürecin başından itibaren ifade ettiği endişelere hitap eden, bu endişelerin yersiz olduğunu gösteren bir katılımdı bu. Türk-Arap-Kürt kardeşliğinin ve millet birlikteliğinin bir uyanışı bağlamına oturttu.

Cumhurbaşkanımızın konuşmasındaki şu ifadelere katılmayan, karşı çıkanlar; kendi medeniyetini bilmeyen, zalimlerin katliamına caniliğine ‘uygarlık’ diyen güruhtur. 

Tezgâhları, politik kazanç kapılarının kapanıyor olmasından dolayı, daha önce olduğu gibi şimdi de süreci baltalamak için ellerinden geleni yapacaklarından şüphe yok. 

Sürecin önemi kadar Cumhurbaşkanın bu konuşması da önemli bir tarihi metin olarak dikkatle okunmalı, sürekli göz önünde bulundurulmalı. Kendi değerlerinden habersiz muhalefete: ‘Ümmetin birliğini savunmak ne zamandan beri suç oldu’ ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii bunlar ümmet bilinci nedir bilmezler. Bir duvarın tuğlaları gibi birbirimize kenetlenmemizin neresi yanlış be gafiller. Milletin inancından ve değerlerinden bu kadar mı kopuksunuz. Ne yapacaksınız, batılı patronlarınızın kılıcını kuşanıp Türkler Kürtler Araplar arasında fitne mi yayacaksın, nefreti mi yayacaksın, kavgayı mı büyüteceksin. Allah bunlara akıl izan ve basiret versin. Bizi ümmetçilik yapmakla suçlayanlara şunu söylüyorum, ekranları başında bizi izleyen milletime de sesleniyorum, biz Türk milletindeniz. Hz. Muhammed’in (sav) ümmetindeniz, biz sadece bugünden değil kalu beladan beri ümmetin sevdalısıyız.”

Terörün bitmesinin, Türk, Kürt ve Arapları birbirine yakınlaştıracağını söylerken de Erdoğan, “Bugün, Malazgirt ruhu, bugün Kudüs ittifakı, bugün İstiklal Savaşı’nın nüvesi yeniden şekilleniyor” dedi.

“Türk, Kürt, Arap” kavramlarını sıkça kullanırken, aslında coğrafyaya mesaj yolluyordu. Tarihi bir gerçeği hatırlattı Erdoğan: “Türk deyince Müslüman, Müslüman deyince de en çok Türk akla geldi” derken, “Türk, Kürt, Arap, eğer bir aradaysa, birse, beraberse, işte o zaman Türk vardır, Kürt vardır, Arap vardır” diyerek varoluşun ittifakla mümkün olacağı gerçeğini de hatırlattı. Bu arada Irak ve Suriye’deki Kürtleri de kucakladı Erdoğan. Konuşması sınır içi kadar sınır ötesineydi. “Türkiye Yüzyılı”nın inşasıydı. Bu Türkiye için çok hayırlı bir yoldur. Biz sürecin Türkiye açısından bize yüklediği yeni siyaset sorumluluklarını düşünmek zorundayız. Çekilen zorluklara rağmen ulaşılan bir barış ve kardeşlik iklimi şimdiye kadar çatışanların beraber verdiği bir kararla mümkün olabilmiştir. Bu yüzden tarafların bu iklimi bozacak söylem ve davranışlardan kaçınmaları çok büyük önem arz eder. Silahların bırakılmasıyla birlikte sadece Türkiye’de değil bölgede de yeni bir dönemin kapılarının ardına kadar açılacağı gerçeğidir. Cumhurbaşkanımızın “Türkiye Yüzyılı” derken kastettiği de bu. Evvela terörden azade bir Türkiye. Ayağındaki terör prangasından kurtulan Türkiye’nin tarihsel misyonuna uygun yeniden yapılandırılması.

O yüzden yeni bir Türkiye veya “Türkiye Yüzyılı” için gerekli olan reformlar hiçbir kuşkuya veya itiraza mahal bırakmayacak şekilde yapılacak, atılması gereken adımlar da atılacaktır. Millet olarak birliğimizi beraberliğimizi sağlayacak her adım atılmalıdır. 

Yorumlar

(10)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Hikmet Yılmaz

18 Temmuz 2025 12:31

HEDEFTE TÜRKÜK VAR. Onun için Türk- Kürd - Arap vs.vs şeklinde alt kimlikler üste çıkarılarak mozaik bir toplum resmi çekiliyor. Türk eğemenliğine yeni yeni ortak getirilmeye çalışılıyor. Türk- Kürd- Arap ayrıştırmayı devlet katında kabule yol açacak etnik ve mezhep fikrinin ilk planda böyle kamuflajlarla rahatlıkla " YABANIN YENİÇERİLERİ " hedefe gitmek istiyor. Bizi; Gavurun ve Arap'ın kirli çamaşırının içine sokmaya çalışıyorlar. TÜRK'ÜN TÜRK'DEN BAŞKA DOSTU YOKTUR. ALLAH TÜRK'ÜN KORUSUN VE YÜCELTSİN.

Nedim

18 Temmuz 2025 12:16

İslam iddiası taşıyanların İslam adına yapıp ettikleri hayatın bütününü oluşturacağindan tek örnek peygamber efendimiz sav yapıp ettikleri ile sahabeyi yetiştirdiğini örnek alınma zorunluluğu vardır.Kurana sünnete uyma zorunluluğu da vardır FAKAT Kur'an'ı sünneti sahabe nasıl anlamış yaşamış inanmişsa o şekilde aksi takdirde İslam iddiası taşıyıp Kur'an'ı sünneti kendi kafalarına göre kendi meşrep lerine göre anlayan hariciler Şiiler mutezile liler vahdeti vucudcu sufiler vb BİDAT EHLİ nin durumuna düşülür.Nisa 115 te hidayet te yani CENNETE götürecek yolda olmak için peygamber den sünnetinden rehberliğinden yuzcevirmemeyi ve müminlerin SAHABENİN yolundan itikadından ayrılmamayi gerektiği buyrulur.Ve tevbe 100 de de Allah cc razı olduğu tek müslümanlar Sahabe ve onlara güzelce sahihçe tâbi olanlar olduğu da geçer.İslam da tek geçerli hayat nizamı Kur'an sünnet ve icma merkezli hayat nizamı olan sistemdir.Yasama ve yargı gücü başta olmak üzere Allah'a ait vasıfları kişilere kurumlara verilmemesi Allah'ın ukdesinde hakimiyetinde olduğu bir sistem diğer sistemlerden ayrıci vasfı taşır.Yoksa İslam öncesi Araplarda da Allah inancı Kabe inancı vardı.Cunku kendilerini İbrahim as ve İsmail as 'a nisbet ediyorlardı.Fakat Allah'a ait vasıfları kişilere kurumlara vererek şirk ve küfür işliyorlardi.Resulullah la ilahe illallah davası na sözüne çağırınca kavmi sa'd süresi 5.ayetinde geçtiği,"çok tuhaf bu (Muhammed) ilahları tek mi yapmak istiyor"mealindeki sözlerle ilah rabb hâkim malik Allah cc olacak yegâne yasama ve yargı sahibi Allah cc olacak hayata müdahil bir Allah inancına itiraz ediyorlardı.Cunku tezgahı kurmuşlar aynı firavun nemrut gibi.Yasama yi da yargıyı da kendi ukdelerine hakimiyetleri ne almışlardı.La ilahe illallah la bunlar Allah'a verilecek denemesine itiraz ediyorlardı.Gunumuzde ve özellikle de Osmanlı sonrası artık yasama da yargı da haşa çöl nizaminda olduğu gibi gökteki Allah'a ait değil insanlara bilime kurumlara aittir denildiği gibi bir durum vardır.İnsanlik ancak Allah cc in yasa ve yargı sahibi olduğu nizamda huzur adelet bulurlar

Hasan

18 Temmuz 2025 09:30

Ümmetçilik bir rüyadır, Osmanlının yıkılışı bunun en büyük kanıtıdır, ümmetçilik etnik kimlik ingilizlerin amerikanın ortadoğuyu karıştırmak sömürmek için kullandığı kavramlar, yakın tarihte sayısız örnekleri var

Vay vay

18 Temmuz 2025 09:29

Sayın yazar, kürt, turk şimdiye kadar kardeş değil miydi...Araplari niye kattınız anlamadım...Anlaşılan Türkiyedeki milyonlarca suriyeli dönmeyecek ve burda kalacak...Türk,kürt,arap kardeşliğine Afganlari da ekleyin tam olsun...Sayın yazar sizin cenahta sürekli 180 derecelik dönüşler oluyor, size yetişemiyoruz...Dun DEM PARTI ye terör örgütünün siyasi uzantısı diyordunuz bugün başka şey...

okur

18 Temmuz 2025 08:57

yasar bey iila dini karistiyorsun

Dost acı söyler

18 Temmuz 2025 08:00

20 yıldan fazla Türkiye'yi yönetenler bir duruş bir değer bir ilke sergileyemedi, dün kara olan bugün ak yarın belki yine kara olacak, artık millet güvenmiyor

Tika

18 Temmuz 2025 07:04

Ümmetçilik yapanlara bu millet gereken cevabı sandıkta verecektir

Okur

18 Temmuz 2025 06:45

Reformlar neler, atılması gereken adımlar neler kimin bilgisi var. Sizin varsa açıklayın.

Şeref

18 Temmuz 2025 05:24

Madem Türk ,kürt ve Arap birdir kardeştir, bu "Türk yüzyılı" aynı zamanda Kürt-Arap yüzyılımıdır?.Kafam karıştı yavv..!!!

BIR SEY OLDUGU YOK

18 Temmuz 2025 11:14

Avrupadan sığınmacılar için para almak, körfez ülkelerine şirin görünmek için yapılıyor...

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle