DİRİLİŞ vakti
Bir insan düşünün ki hiçbir şey değil, sadece demokrat! Ne çıkar bunun demokratlığından?
“İnsanlığımız azalıyor” düşünmeden yaşıyoruz. Düşünmeden yaşadığımız içindir ki, yaşadıklarımızı değerlendiremiyoruz.
Batılı bir düşünüre söyletelim demokrasi tarifini. Diyor ki: “Demokrasi, alelade insanların olağanüstü imkânların kaynağı olduğuna inanmaktır.” Bizdekilere göre ise; “Halkın hep hatalı seçimleriyle iktidara gelenleri ne kadar engelleyip zaafa uğratırsak, o kadar aydın ve çağdaş oluruz!” O kadar da demokrat! Hâlâ nelerle uğraşıyoruz. İnsanı tamamen unutan ve kültür bağlarını koparan bir medeniyet anlayışının kurduğu hayat tarzında, herkes kendini sömürüyor duruma düşerse ne olacak? Batı’daki birçok hatalı unsurun yeri bizde boş. Hatayı-yanlışı boşlukla karşılamayız. Hatalarının mahiyetini anlayıp biz doğrusunu yaparak kendi boşluğumuzu doldurmalıyız. Asıl zenginliğimize dayanarak doldurmalıyız.
Batı’daki bazı doğruların (faydalıların) da özü çürümüş, çürümeye yüz tutmuş. Biz onları, onların sıhhatlisini kendi özümüze göre birleştirmeliyiz. Biz kendi asli değerlerimizin bütünlüğünün hikmetini ve kıymetini bilemeden yalnızlaştırdık. Taklit, bir cezayı mecburiyet gibi ufuklarımızı kararttı. Yâni taklit, bir hür tercih değildi. Yanlış yürümeler sonunda karşılaşılan batağa saplanıp kalma çırpınışlarıydı. Kızdığımız sonuçların sebeplerini besliyoruz, arzu ettiğimiz sonuçların sebeplerini beslemiyoruz. Bu durumu da en çok “fikrî-fiilî moda” zaaflarımız meydana getiriyor.
DÜNYA, İSLÂM AHLÂKIYLA KURTULUR
Dine zam da yapılmaz. Dinden tenzilat da. Dünyanın gerçek mihverine oturması, İslâm Ahlâkı’na bağlı bir düşünce ufkunun açılması ile mümkündür. İslam’ı yaşamak, onu hayatın bütünlüğü içinde yaşamaktır. İbadetin kemali, hayatın bir ibadet halini almasıdır. İslam sana bir “istikamet”, bir “kişilik” kazandıracak ve sen bu hayatın her safhasını, her işini, o istikamet şuuruyla ve o kişilik sağlamlığıyla yaşayacaksın. İnsanlar İslamiyet’in güzelliklerini pratikte görmek istiyorlar. Sırf geçmişin başarılarıyla övünmek bizi inandırıcı kılmıyor.
“İslam güzel de siz neden güzel değilsiniz?” diyorlar. İslam ülkelerinde yaşanan olumsuzluklar, İslam adına işlenen cinayetler, insan hakkı ihlalleri bizleri çok zor duruma sokuyor. Muhataplarımıza: “Sizde de aynı olumsuzluklar var, dünyayı sömürüyorsunuz, zayıfları eziyorsunuz, bizdeki olumsuzlukların pek çoğu sizden kaynaklanıyor” dememiz bizi haklı çıkarmıyor. Zira başkalarının kötü olmaları bizim iyi olduğumuzu göstermez.
KAPİTALİZM VE LİBERALİZM İFLAS ETTİ
Kapitalizmin de iflasa doğru gittiğini en açık belirtilerle gösteren tecellilere rağmen, bu zavallı insanlık acaba İslâm’a doğru yönelmeyecek mi? Asıl mesele budur! Liberalizmin ve kapitalizmin bireyi, bir ekonomik insandır. Zenginleşmeyi ve özgürleşmeyi düşünür. Peki “insan olmak” için bu yeter mi? O adam, özgürleşmek ve zenginleşmek için neler yapacak; sonra da o özgürlüğü ve zenginliği nasıl kullanacak, nasıl yaşayacak? Bu insanın sorumluluk bilinci ve kişiliği nasıl oluşacak? İlkeli, kişilikli, sevgi ve saygı insanı; sorumluluk bilincinin insanı bireyi nasıl var olacak? Devlet sadece hukukla ve adalet hizmetleriyle mi sağlayacak bunları? Bireyin ruhuyla aklıyla iradesiyle kalbiyle ilgili denge ve gelişme ihtiyaçları nasıl karşılanacak? Peki ahlâk eğitimi ne olacak, nasıl olacak? “Bilim” ahlâk eğitimi verir mi? Felsefe ve ideolojiler verir mi? Ona iyi insan, iyi yurttaş, iyi anne-baba, iyi evlat, iyi öğrenci, iyi meslek insanı olma eğitimini ve değerlerini kim verecek? Senin dağıtacağın görevlerde ve rollerde “iyi insan”a, sorumluluk bilinci sahibi kişilikli ve ilkeli insana ihtiyaç yok mudur?
Bir test örneklemesi olarak mesela şunu sorabiliriz: Gayrimeşru ilişki serbestliği, liberal dünya görüşünün hangi değerine, hangi değer ölçüsüne aykırıdır? Her türlü kopukluğun ve ayar bozukluğunun menşei burası. İstikametsizlik, isabetsizliğin ikiz kardeşidir. Yanlış uygulamalar, İslâm’dan kaynaklanmayan örnekler yüzünden şifa vesilesi ilaçlar “acaba beni zehirler mi?” tereddüdüne mi yol açıyor? Bu tedirginlik ve tereddütler, İslâm’a yönelmeye mani bir hal mi oluşturuyor acaba?
Hz. Ömer’in söylediği gibi; “Allah kötülüğü kötülüklerle değil, iyilikle değiştirir.” Aslolan iyi olmak ve iyiliği iyi temsil etmektir. Manevi sıhhat seviyesi yüksekse; maddi şartlar, parlak ve güçlü görünmese bile tatmin verir. Mesela; merhametsizliğin ve adaletsizliğin hâkim bulunduğu bir cemiyette en modern hastaneler var olsa da, siz adil bir cemiyette daha geri imkânlarla daha iyi tedavi edilirsiniz. Sosyal hayat da bir mânâ kayba uğrayınca, madde çürümeye başlar. Bu tedrici ölümdür. Mânâdan taviz verdikçe, maddi durumun parlaklaştığı zannedilir. Düşünülmez ki, o dıştaki parlaklık içteki çürümeye de mani değildir. Nitekim birçok medeniyetler, büyümeleri ve parlaklıkları artarken çürümeye başlamışlardır. Mânâ kaybı olmuşsa, maddi sıhhat şartları da bozulur. Çokluk ve parlaklık bunu etkilemez.
BİZE DÜŞEN TEVEKKÜL VE SABIR
Yaşanmayan, hayata intikal etmeyen, vicdanlara hapsedilmiş bir din ve iman sadece bir iddiadır. Dindarlık ise iddia ile olmaz. Dindarlık ve dine saygı, dini olanı, dinde olanı yaşamakla ve kullanmakla ispat edilebilir. Gerek fert, gerek millet olarak tercihlerini daima din kardeşlerinden yana kullanmak zorundadır. Günümüz dünyasında beynelmilel platformlarda Müslümanların birbirlerine sahip çıkmaları, dünyadaki güç dengeleri bakımından fevkalade ehemmiyet arz etmektedir. Bu konuda şu hadis-i şerif pek dikkat çekicidir: “Müslüman müslümanın (din) kardeşidir. Müslüman müslümana zulmetmez. Müslüman müslümanı başına gelen musibette terk etmez, onu zalimin zulmünde bırakmaz. Müslüman, din kardeşine yardımda bulundukça Allah da ona yardımda bulunur.”
“İslam’ın Hakikati” ezelî ve ebedîdir. Bütün mahlûkata, bütün mükevvenata şâmildir. Mevlâ her zaman güzel eyler. Mükafat verir güzel eyler; mücazat verir, güzel eyler; affeder, güzel eyler; kahreder, güzel eyler. Esbaba tevessül edip, gayretten hâli kalmayıp, Rabbimize tevekkül ve sabrın her çeşidiyle teslim olmak çıkış yolumuzdur. Bugünün özel imtihanı itidal sabrı ile ilgilidir. İtidal sabrı; yani nefsin aşırılık dürtülerine sabır.







