--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Demokratikleşme Talebi ile yapılan zalimlik!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci

Her gün al bayrağa sarılı şehit cenazeleri bile önemli görev ve sorumlulukları olanları bir tek terör noktasına odaklandırmıyorsa, hâlâ bizi biz yapan değerlerle uğraşılıyorsa, Musa (as)’ın Kur’an’daki duasına katılmaktan; “İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizleri helak eder misin Allah’ım!” diye yalvarmaktan başka elimizden ne gelir?

Bu ne hal! Bir türlü aşağılık kompleksinden kurtulamadık. Ömrü din düşmanlığı ile geçmiş ‘beyaz Türkler’ olarak yaşamış, hem milletvekili, hem gazeteci olarak bu milletin ve ümmetin mukaddeslerine düşman olmakla kalmamış bunu her fırsat ve her imkanda kullanmış bir sürü adam kendi değer ve kavramlarından uzak, Batı’nın kavram ve değerleriyle okuyup, düşünüp açıklamalarda bulunarak, Haçlı psikolojisinin temsilcilerinin her türlü Devlet/millet/ümmet düşmanlıklarına ortak oluyorlar. Bütün doğrular İslam’ın özünden gelir. İslam’ın özünü yanlış bilen, tarihi-sosyolojik doğruları da öğrenemez, kendini de öğrenemez, hayatı da öğrenemez. Her cenazede haykırılan “Şehitler ölmez! Vatan bölünmez!” sözlerinin temelinde “din” yok mudur? Halkın arasında sadece cenaze merasimlerinde bulunanlar cenazedeki mânevî havadan hiç mi etkilenemiyorlar?

Dinden-imandan korkmayın!

Bu millî ve mânevî hava bizi etkilemeyecekse göz yaşına “tuzlu su” şehit kanına “alyuvar-akyuvar, hemoglobin maddesi”, annelerin emzirdiği helal süte “marketteki pastörize süt” diyen, terörle mücadele için cepheye çağıracağınız zaman “bu işte kaç para var” diyebilecek soysuz, ateist,  pozitivist bir zihniyetle yetişen zevat mı etkilenip bu insanlarla beraber olacak. Beyler! Dinden-imandan korkmayın! Dinle-imanla Allah’la, Peygamberle aranızı düzeltin. Açmadığınız kitabı okuyun. Uzak kaldığınız değerlerinizi kaybettiğiniz bir malınız gibi arayıp bulun. Kutsalınızı “kendi mukaddesleriniz”den alın. Milleti millet yapan değerlere hâiz olmadığınız müddetçe; vatan-millet düşmanlarıyla mücadele edemezsiniz. Tarih bilgi ve kültürünüzü gözden geçirin. İmansız, Kur’ansız bir tane kazanılmış zaferin olup olmadığını araştırın. Milletimizin diğer milletlerden üstünlüğünün neler olduğunu, bu üstünlüğün menbasının ne olduğunu inceleyin. Bütün bunlardan sonra; İç dünyanıza dönüp bir “nefs muhasebesi” yapın! Her şeye rağmen bu millet hatadan dönenleri affeder. Bu milletin gönül kusuru olmamıştır. 

Bu milletin evlatlarına bilhassa aydınlar, “demokratikleşme talebi” adı altında bölücülüğe verdiği tavizler vasıtasıyla “gönül kusuru” işlemiştir. Gelinen vaziyet; sebep değil, sonuçtur. Bir de utanmadan sebebi oldukları hâdiselerden rahatsız olmaktadırlar. Bu vatanda yaşıyoruz. “Toprak”da değil, “Vatan”da. Topraklar inançla, tarihle, şüheda ile, rahmet ile himmet ile “vatan” olurlar. Sosyal zarureti bu vatanda halledeceğiz. Doğusunda, batısında, kenarında, köşesinde değil; birliğinde, bütünlüğünde. Etnik tahlil, toprağın kimyevi tahlilinden farksızdır. Tuhaflıktır, mantıksızlıktır.   

İNGİLİZ TARİHÇİ HAKKIMIZI VERDİ

Bahs olunan hataların hiçbiri “millet”e mal olmamıştır. Bu millet, uhuvvet ve muhabbet kusuru işlememiştir. İşleseydi, tefrik’e ve tecrid’e giderdi; kaynaşmazdı. Halbuki, tarihiyle, irfanıyla sanatıyla edebiyatıyla, beşeri ve iktisadi coğrafya şartlarıyla kaynaşmıştır. Bölücülük, ırkçılık Batı kaynaklıdır. Batı’lı izan ve insaflı aydınlar (mesela İngiliz tarihçi Toynbee) İslâm Medeniyetinin Batı medeniyetinden üstün olan iki yönünü; kavmiyetçiliği ve içkiyi yasaklaması olarak tesbit, takdir ve teşhir eder. Kendi adamlarını, Osmanlı ve Türkiye düşmanlığından, emperyalist hareketten kurtarmaya çalışmışlardır. Doğru olan tesbit şudur: “Milli-manevi eğitim ihmali” bütün bölgeleri etkilemiştir ve “etkilenme” bölgelerin özelliklerine göre yaşanmıştır. Milli-manevi yapının yeterince geliştirilememesi umumi olarak yaşanmıştır. Batılısı’nda da Doğulusunda da yaşanmıştır. Milli ve manevi vahdet, sadece yan yana ve uslu uslu durmaktan ibaret değildir! O vahdet, muayyen değerlerin canlı tutulmasından ve hayata yön vermesinden doğan bir neticedir. Milleti millet yapan değerlere önem verilseydi ve onların sosyal hayatımızı yönlendirmesi sağlansaydı böyle mi olurdu? Bir kültür emperyalizmi, bir kültür erozyonu içindeyiz. Terörü yok saysak da bizim bir milli manevi zafiyet meselemiz vardır. Bunu görmek lazım. Esasen terörün doğması daha doğrusu “doğdurulması” ve önlenememesi de bu meseleyle alakalıdır. Hadise şudur: Zaman değiştikçe, döşenen raylar bizi yeni noktalara getiriyordu. O yeni noktalarda kendimiz kalarak değişemiyoruz. Zaman değişiyor ama raylar değişmiyor ki! Raylar kendi ideallerimize, kendi değerlerimize götüren raylar değil ki! Temel yanlış “batıcılık”tır. Bugün Türkiye’de bölücülüğü isteyen mihraklar; ya dalaletten, ya hıyanetten yahut gafletten buna alet olmak istemektedirler. Bölücülük, tamamen sun’i olarak başımıza Batı’nın musallat ettiği bir derttir. Bu kadar işimiz var, bu kadar meselemiz var; bakınız Türkiye ne ile meşgul ediliyor! Böylesine sun’i bir meseleyi önce fikren halledemiyoruz, fiili zorluklar ondan doğuyor. “Batıcılık” illetinden kurtulamıyoruz. Batı’nın medeniyetini, Batı’nın demokrasisinden Batı’nın kapitalizminden tecrit edemezsiniz. O medeniyeti bunlar oluşturuyor. Deliler gibi tüketen, parayı put haline getiren, kültüründeki manevi değer hükümlerini ayak bağı sayan ve esasen o kültürün bağrını da İslam’a duyduğu düşmanlık yüzünden tamamen kurutan Batı Medeniyeti’nin bütün sistematik unsurları sorgulanmalı ve yargılanmalıdır. Hâlbuki bizimkiler, en küçük bir yoklama ihtiyacı ve endişesi dahi hissetmeksizin, Batı’nın demokrasisindeki, kapitalizmindeki, kültürsüzlüğündeki bütün sloganları kendi mallarıymış gibi benimseme tavrı içindedirler. Kıvranıp duran insan ruhunun iniltilerine kulak veriniz! Ve biliniz ki; insanın şu halini görüp de “İslam”ı korku-tehlike kaynağı olarak lanse etmekten vazgeçin. Bu huyunuzdan vazgeçmeyişiniz; hayata, kültüre, medeniyete ihanettir. İnsanlık suçudur.

Devleti korumak, milleti korumaktır. Devlete vuranlar, millete ve Ümmete vurduklarının farkındalar mı? Milleti korumak, milleti millet yapan değerleri korumaktır. Meşruiyetin kaynağı, milleti millet yapan insanı insan yapan ve de yücelten değerlerdir. Eğer milletten, milletin kararından-iradesinden korkuyorsanız, milleti millet yapan aileyi aile yapan, insanı insan yapan değerlerden korkuyorsunuz demektir. Batılılar, İslâm’ı tehdit ve tehlike olarak konumlandırmışlardır. İslam karşıtlığı; ruhu yok eder. Millet olma ruhunu da, ümmet olma ruhunu da, insan olma ruhunu da berhava eder. 

HER CANI SIKILANA HOŞGÖRÜ OLMAZ!

Her gün al bayrağa sarılı şehit cenazeleri bile önemli görev ve sorumlulukları olanları bir tek terör noktasına odaklandırmıyorsa, hâlâ bizi biz yapan değerlerle uğraşılıyorsa, Musa (aleyhisselamın) Kur’an’daki duasına katılmaktan “İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizleri helak eder misin Allah’ım!” diye yalvarmaktan başka elimizden ne gelir? Bilmemiz gerekmez mi ki, taarruzu göze alamayan bir müdafaa anlayışı ile hiçbir mücadele kazanılamaz. Herkes kendi hamlesini kendi başlatmalıdır. Her canı sıkılana “buyur!” diyen hoşgörü anlayışını ve yenilik özentisini, artık terk etmeliyiz. Yok, artık biz deneme tahtası değiliz. Bu canı, bu yuvayı, bu vatanı, bu milleti, bu ümitleri yolda bulmadık biz! “Allah’a ve O’nun Rasulüne tâbi olun. Birbirinizle didişmeyin. Sonra direncinizi, mukavemetinizi, yitirirsiniz. Rüzgârınız (kuvvet ve yardımınız) da kesilir. Muhakkak sabredin (direnin), unutmayın ki Allah sabredenleri (direnenleri) sever. (8 Enfal 46) Küfre sapanlar birbirleriyle dayanışma içindedirler. Ancak siz de böyle yapmadıkça yeryüzünde fitne (zorbalık) ve büyük bir fesat (baskı) hâkim olacaktır.” (8 Enfal 73)

Mü’min, Allah’ın dostlarını dost, düşmanlarını da düşman bilir. Onlar Allah’a düşmanlık yaptıkları müddetçe onlarla muhabbet gösterisi içinde olmaz/olamaz. Çünkü hem Allah’tan yana olmak hem de O’nun düşmanlarıyla hemhal olmak mü’min tavrı değildir. Bu olsa olsa münafıklık hastalığı olur.

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle