• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Süleyman Önsay
Süleyman Önsay
TÜM YAZILARI
17 Ocak 2020

İslam Birliği’nin en büyük engeli: Mezhepçilik

Bu başlık yıllar önce İran İslâmî ve Kültürel İşler Bakanı Muhammed Bagher Hurremşad’ın o günkü Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’i  makamında ziyaret i sırasında yapmış olduğu konuşmasından alınmıştır.

İslâm dünyasının son derece önemli bir süreçten geçtiğini kaydeden Görmez, bu sürecin üstesinden ancak birlik ve kardeşlikle gelinebileceğini vurguladı. Başkan Görmez, şöyle devam etti:

“İslâm dünyası yeter ki birliğini, kardeşliğini bozacak teşebbüslere kaymasın. Bunun da en kötü yolu, mezhepçilik fitnesi yayarak, Müslümanları birbirine düşürmektir. Çünkü hepimizin en büyük mensubiyeti, İslâm’a olan mensubiyetimizdir. Bu mensubiyet, bizi kardeş kılan mensubiyettir. Bu mensubiyete gölge düşürecek her türlü fitneden, fesattan uzak durmak ve Müslümanları da uzak tutmak için fikir ve düşünce insanlarına, dini kurumlara,din âlimlerine büyük görevler düşüyor. Onun için bu ziyaretlerinizin bu kardeşliğe önemli katkılarının olacağını düşünüyorum. Bu konuyu sadece diplomatik seviyede birkaç kelime ve cümleyle geçiştirmeyi düşünmüyorum.”

Bugün Efendimizin “İhtilafü ümmeti rahmetün=Ümmetimin farklı bakış açısı rahmettir” buyurduğu bu nimet nasıl oluyor da felaketlerin kaynağı haline gelebiliyor?

Demek ki mezheb anlayışlarımızda yanlışlıklar var. Geliniz işin ehlinden sıhhatli bilgileri dinleyerek anlayış ve bakışlarımızı bir süzgeçten geçirelim:

Mezheb, dini anlama ve hayata uygulama ihtiyacından ve yükümlülüğünden doğmuş bir bilgi demetidir; dinin dışında değildir, ama din de tek bir mezhebin, yalnızca onun içinde değildir. Din ilâhîdir, Allah tarafından vahyedilmiştir, mezheb ise o ilâhî olanın yanında, vahye muhatap olan müminlerin beşerî anlayışlarını, kavrayışlarını, yorumlarını ve uygulama formüllerini de ihtiva eder.

Vahyedilmiş metinleri okuyup anlama, yorumlama, bunlardan çözüm çıkarma imkanına fiilen sahip olmayan müminlerin kendilerine ait bir mezhepleri olmaz; mezhebi (ictihadı) olan alimlerden fetva alır, onların söylediklerini ve yazdıklarını okur, dinler, uygularlar. Eğer devamlı olarak bir alimin ictihadlarını (mezhebini) uygular, din bilgisini yalnız ondan alırlarsa ‘şu mezhebe bağlı, tabi, şu mezhebden’ diye bilinirler. Ama ictihad edemeyen müminlerin daima tek bir müctehidden bilgi ve fetva alma mecburiyetleri yoktur. Ya ehil olduğu için ictihadı ile amel eden veya ehil olmadığı için ehlinden fetva alarak kul olmaya çalışan mü’min, vazifesini yapmış sayılır.

İbâdetlere, hukuki ilişkilere, suçlar ve cezalara, siyasi ve ekonomik ilişkilere ait konular ‘amele, fürû’a’ dahildir; bir de inanç konuları vardır; bu inanç konularında da alimler arasında anlayış, yorum, görüş farkları meydana gelmişti; yani inanç (itikad) mezhebleri de vardır. İtikad mezhebleri önce ikiye ayrılmış, birine ehl-i sünnet ve hak mezheb, diğerine ehl-i bid’at ve hak olmayan mezheb denmiştir. Bu iki ana grup da kendi aralarında farklı alt gruplara bölünmüşler, ortaya birçok itikad mezhebi çıkmıştır. Araştırmalara göre bir milyar altı yüz milyon civarındaki müslümanın 200-300 milyonu ehl-i sünnet dışındaki mezheblere bağlıdırlar. Bu iki camia –aşırı giden azınlığı dışarda tutarsak genel olarak- birbirini İslam dairesinin dışında tutmazlar (tekfir etmezler), tamamı birbirini din kardeşi bilirler.

Amelde olsun itikadda olsun mezhebcilik, ‘yalnız kendi mezhebini hak bilmek ve diğerlerini bu mezhebe davet etmek, kabul etmeyenleri dinden olmasa bile kardeşlikten, yakın ilgiden dışlamaktır’. İşte müminleri bölen de budur; yani mezhebler ve bunlara bağlı (mensup) olmak değildir, mezhebciliktir.

Mezhebciliğin iç ve dış siyasete yansıyan, siyaseti etkileyen tarafı bugün bizi daha ziyade ilgilendirmekte ve hasretini çektiğimiz ‘İslam Birliği’nin önünde güçlü bir engel olarak durmaktadır.

İran’dan Lübnan’a uzanan şeride hakim olma hedefini bir örnek olarak alalım; buraya tek başına şîa veya tek başına sünnîler hakim olmak istediklerinde –ki, bu mezhebciliktir- bu hedef, aralarında savaşa kadar varan tefrika ve ihtilafa sebep olmaktadır. Halbuki hem bu şeride hem de bütün stratejik bölgelere, ötekilerin şerrinden korunmak için ‘ümmetin hakim olması’ hedef olur ve bununla yetinilirse tefrika çıkmaz.

Tefrikanın tek sebebi elbette mezhebcilik değildir, ama bu yazıda önemli bir sebep olarak onu ele almış olduk. (Hayreddin Karaman, 29.11.2012 tarihli- Mezheb, mezhebçilik ve birlik  başlıklı yazısı: https://www.gazeteoku.com/yazar/hayrettin-karaman/mezheb-mezhebcilik-ve-birlik/40870)

Sözlerimizi şu dörtlükle noktalayalım:

“Mümkün mü bu, olsun ruhumuz ilgisiz?

Sen bende ve ben sende doğar, gizleniriz.

Sen ben deyişim anlatabilmek için,

Sen ben aramızda yok ki gerçekte biriz!”

-Celâleddin Rumî-

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

orhan inan

KIYMETLİ HOCAM HER ZAMAN İTİDALLİ VE EHLİ SÜNNET ÇİZGİDE SUHULET TAVSİYE EDEN ,ÖĞRETEN VE DÜŞÜNDÜREN YAZILAR YAZDINIZ.BU ALINTI YAZINIZ DOĞRU BİR BAŞLIK TAŞISA DA,ÜZERİNDE ÇOK KONUŞULACAK VE UYGULAMADA FİKİR BİRLİĞİ SAĞLANABİLECEK BİR YAZI DEĞİL.İTİKADİ MANADA AYNI İNANCA SAHİP OLAN MÜSLÜMANLAR ARASINDA EN UFAK BİR PROBLEM OLMAMASINA VE ŞİA HARİÇ DİĞERLERİ İLE DE PROBLEM YAŞANMASA DA,(EN AZINDAN BİRBİRİNİ ÖLDÜRMEME NOKTASINDA) BİR DURUŞ BEKLEMEK HER MÜSLÜMANIN HAKKI.BUNA BİLE RİAYET ETMEYEN ŞİA NIN ,HAKARETİ VE SALDIRGANLIĞI İTİKADİ ANLAYIŞININ TEMELİ OLMAKTAN ÇIKARMASI EN ÖNEMLİ ŞARTTIR.İŞTE O ZAMAN İTTİHAD NOKTASINDA BEKLENTİYE GİRİLEBİLİNİR.BİR DE ŞİA GRUBUNUN SİSTEMLİ BİR ŞEKİLDE,EHLİ SÜNNETİN İMANINI ÇALMA,ONLARI BÖLME VE SAPTIRMA YOLUNDA GÖSTERDİĞİ AŞIRI ÇABALARA HEMEN SON VERMESİ GEREKMEKTEDİR.İÇİMİZDEKİ MALUM KRİPTOLARINI DA SUSTURMASI BÜYÜK ÖNEM İFADE ETMEKTEDİR.MÜBAREK CUMA GÜNÜNÜZÜ KUTLUYORUM.
  • Yanıtla

Koçoğlu

Bu kadar bilgi ile böyle yazılar yazarsanız varacağınız yer İran fitne başkanının sözünü başlık atmak olur zaten. Ne zamandır mezhepçiler mezhepsizler baş oldu da fikirlerini ve sözlerini rehber edindiniz. İslamda mezhepçilik yoktur. Ehli sünnet itikadı üzere olmak vardır.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı