Necip Fazıl törenleri ve patlama
Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak Bey’in davetlisi olarak Necip Fazıl Kısakürek ödül törenleri için İstanbul’a gitmiştim. Haliç Kongre Merkezi’nde rahmetli Necip Fazıl’ın adına yakışır bir program oldu.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın kültürümüze, medeniyetimize ve Necip Fazıl’a ilişkin söyledikleri sözler bizleri duygulandırdı. Necip Fazıl’a göre bu topraklarda yerli ve milli olmanın bir bedeli var. Haçlı seferleriyle başlayan Türk Milletinin Anadolu’dan çıkartılması süreci devam ediyor.
Necip Fazıl demek direnmek demek. Necip Fazıl demek vatan demek, bayrak demek, ümmet demektir. Necip Fazıl demek küffara ve onun uşaklarına direnmek demektir. Tüm bunların altının çizildiği gecede kıymetli isimlere ödüller verildi.
Törene Sayın Erdoğan’ın yanı sıra, Başbakan Binali Bey ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş katıldı. Kurtulmuş “Allah demenin bile yasak olduğu bir Türkiye’den bahçesinde cami olan bir cumhurbaşkanlığına kavuştuk” diye konuştu.
Elbette bu konuşmanın bu dik duruşun bir maliyeti var.
Tören bittikten sonra sağ olsun Ülke TV Genel Yayın Yönetmeni Hasan Öztürk Bey beni Yenikapı’da Marmaray’a bıraktı. Marmaray’la Üsküdar’a geçtim. Marmaray’dan çıkar çıkmaz Üsküdar’da çok şiddetli bir patlama sesi duydum.
İlk defa böylesine bir patlama duydum. Sanki yer sallandı. Etrafta koşuşan insanlar vardı. Dükkânları kapatın evinize koşun diye sesler geliyordu. Patlama öyle şiddetliydi ki Üsküdar’da patlama var sandım. Sonra dumanların karşıda yükseldiğini gördüm. Bu vesileyle öncelikle şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.
Bu patlama vesilesiyle aklıma Necip Fazıl törenleri geldi. Ne diyordu Necip Fazıl bu topraklardan bizleri söküp atmak istiyorlar. Batı’nın şark meselesi devam ediyor. O yüzden direnişe devam. Bu arada, Avrupa’dan kınama ve taziyeler geliyor. Batılıların bu kınama ve taziyesine kimse artık inanmıyor. PKK’lıları besleyen Avrupa Birliği ülkeleridir.
PKK, Avrupa’da 1990’ların başında kendisine sunulan siyasi destek sayesinde örgütlenmeye başladı. AB Konseyi, Mayıs 2002’de PKK’yı, “KONGRAGEL ile KADEK olarak da bilinen” ifadesiyle terör listesine eklerken, PKK’nın üstlenmekten kaçındığı eylemlerini sahiplendirdiği TAK’ı ise 2006’da ayrı bir kategoride listesine aldı.
Buna karşın PKK, AB üyesi ülkelerde geniş bir hareket alanına sahip. Türkiye uzun yıllardır örgütün, Avrupa’da uyuşturucu ve insan kaçakçılığı, zorla para toplama, kara para aktarımı ve aklanması yollarıyla terör faaliyetlerini finanse ettiği konusunda ilgili hükümetleri uyarıyor.
Türkiye Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü, (UHDİGM) aybaşındaki açıklamasında Türkiye’nin 2006-2016 yılları arasında, sadece Almanya’dan 136 PKK militanının iadesini talep ettiğini, bunlardan sadece üçünün kabul edildiğini bildirmişti.
Almanya haricinde de 2007-2016 yılları arasında 20 AB ülkesinden 263 teröristin iadesi için talepte bulunulduğunu açıklayan UHDİGM, sadece sekizi için kabul geldiğine dikkati çekmişti. AB yönetimleri ise ülkelerinden dağ kadrosuna elaman dahi temin edebilen PKK teşkilatlarına, sivil toplum kuruluşu muamelesi yapıyor.
O yüzden Türk halkı AB’ye inanmıyor. PKK’lıları besleyen bunlar. PKK’lılara yardım eden bunlar. Silah veren, para veren bunlar. Bu ikiyüzlü insanları bir gün terör vuracaktır. Yapılan anketlerde AB ve Amerika’ya güvenin kalmadığını görüyoruz. Batılılar samimiyse teröre destek vermesinler, teröristleri iade etsinler. Aklımızla alay etmesinler.







