--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Metroda öpüşmeyin bile diyemiyoruz...

Sinan Burhan
Sinan Burhan

Acımız büyük. Yeni yıla Reina katliamıyla girdik. 40 canımızı teröre kurban verdik. Bütün sorunları, acıları geçtiğimiz yılın sırtına yükleyip önümüze bakmak istiyorduk. Gene olmadı. İbni Haldun coğrafya kaderdir diyor. Bu coğrafyada yaşamanın bir bedeli var. Uygarlıklara beşiklik eden bu topraklar aynı zamanda savaşların da merkezi durumunda. Türkiye’nin stratejik konumu önümüze büyük avantajlar sunsa da beraberinde sorunları da getiriyor. Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan bir köprü pozisyonunda olması, enerji hatlarının tam ortasında yer alması, ilahi dinlerin merkezi olması nedeniyle çatışma alanı olmuş durumda.

Bu coğrafyada ancak kardeşlikle, merhametle ve anlayışla bir arada yaşayabiliriz. Tarih boyunca haçlı seferlerinin çekim alanı olmuş bölgemiz yine küresel emperyalizminin işgali altında. Şöyle geriye doğru bir gidin Rusya, Afganistan’ı işgal etmeseydi Taliban doğar mıydı? ABD demokrasi adı altında Saddam’ı devirmeseydi Irak’ı işgal etmeseydi El Kaide doğar mıydı? Suriye ve Libya iç savaşa sokulmasaydı DEAŞ terör örgütü ortaya çıkar mıydı? Kabul edelim ki küresel emperyalizmin katliamları, kadınlarımıza tecavüzleri, doğal kaynaklarımızı yağmalamaları radikal terör örgütlerini doğurmuştur.

Hani bu bölgeye barış gelecekti. Hani bu bölge demokrat olacaktı. Batılılar ve bizim aydınlarımız şunu sorgulamalıdır. Din neden bu kadar radikal yorumlanıyor. Sebebi basit siz bölgeyi kana bularsanız, bölgenin kaynaklarını yağmalarsanız radikalleşme kaçınılmaz olur. Bu sosyolojik gerçeği bilimsel olarak incelemeliyiz. Şimdi de ülkemiz hedef durumda. Kayseri’de askerlerimizi şehit ettiler. İstanbul’da polislerimizi şehit ettiler.

Bizler Türk Milleti olarak barış ve kardeşlik sevdalısıyız. Bu topraklarda Mevlana yetişmiş, bu topraklarda Hacı Bektaş-ı Veli yetişmiş. Bizim din kültürümüzün temelinde tasavvuf var. İnsan sevgisi var. Türk toplumu hiçbir zaman radikal olmamıştır. Hiçbir zaman devletine isyan etmemişti. Yıllardır bu coğrafyada Alevi-Sünni kardeş olarak yaşadık. Hiçbir zaman dinini, mezhebini, ırkını sormadık. Onları kardeşimiz bildik.

Yılbaşı meselesine gelince isteyen kutlar istemeyen kutlamaz. Yılbaşını kutlamak bir Hristiyan için kutsal ve önemli olur. Bizler ancak bu duruma saygı duyarız. Ayrıca Hristiyan olmasa da kutlamak isteyenler kutlayabilir. Biz karışmayız. Herkesin dini inancı kendisini bağlar. Ben bir Müslüman olarak kimseye din, form, şekil dayatamam. En başta benim dinim buna müsaade etmez. Ben de bir Müslüman olarak yılbaşını kutlamak istemem. Kendi dini anlayışıma uygun bulmayabilirim. Bu konuyla ilgili karşıdakinin de bana saygı duymasını beklerim.

Ülkede yaşam tarzı üzerinden bir çatışma alanı oluşturmak istiyorlar. Ben bugüne kadar gerçek anlamda hakiki bir dindarın başkasına baskı yaptığını görmedim. Bizim bin yıllık kültür geleneğinin temelinde hoşgörü vardır. Kardeşlik vardır. Bir dönem Ankara metrosunda öpüşme tartışması vardı. Şunu söylemek isterim otobüste, metroda öpüşen vatandaşlarımıza dur bir kardeşim toplum içinde bunu yapma bile diyemiyoruz. Güya AK Parti iktidarı döneminde her şey dindarlaştı yok böyle bir durum. Ağzımızı bile açamıyoruz.

Hadi deyin bakalım metroda öpüşmeyin diye. Hemen laiklik elden gidiyor, hemen yaşam tarzına müdahale tartışmaları başlar. Bırakın dine aykırı olmasını geleneklerimize bile aykırı bu durumu bile kabullendik. O nedenle Müslümanlar baskı yapıyor demek yanlıştır. Bu çerçevede Reina katliamını kınıyorum. Birbirimizle kardeşlik içinde bir yeni yıl diliyorum.

Bizler bayrağını seven, devletini seven, cumhuriyetini seven insanlarız. Bizler farklılıkları zenginlik olarak görürüz. Kimseye müdahale etmeyiz. Ancak kendi dinimizi ve kültürümüzü yaşama hakkımıza saygı gösterilmelidir. 

 

Sinan Burhan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle