--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

M. Kemal bir oyla seçilmiş...

Sinan Burhan
Sinan Burhan

16 Nisan tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı Sistemi referandumunun ardından tartışmalar bitmiyor. Tartışmak iyidir. Tartışmak faydalıdır. Ancak bu tartışmaları yaparken bilgi ışığında yapmak, objektif kriterler ışığında yapmak gerekir. Kimse bu referandumun, sandığın meşruiyetini sorgulayamaz. Demokrasi sandık demektir. Demokrasi nihayetinde matematik demektir. O nedenle sübjektif tartışmaları bir tarafa bırakalım.

Referandum sonucuna göre 51.40 Evet, 48.60 oranında Hayır çıktı. Yaklaşık bir buçuk milyon oy farkı var. Birtakım şekil şartları üzerinden, YSK üzerinde kimse referandumun meşruiyetine gölge düşürmesin. Önemli olan sandığa seçmenin iradesinin yansımadır. Zarflar mühürlü mü, mühürsüz mü bu konular ikinci derecede önemli konulardır. Önemli olan “bu oyu kullananlar gerçek mi değil mi”, ona bakmak gerekir. Milletin iradesinin sandığa yansıması fevkalade önemlidir.

1987 yılında yapılan yasakların kaldırılması ile ilgili referandum sonucunda Demirel, Ecevit, Erbakan siyasete dönebilmişti. Bu referandumda 50.1 Evet 49.9 Hayır çıkmıştı. Çok az bir farkla, Evet çıkmıştı.  O tarihlerdeki Evet oranı şu andaki referandumdan daha düşük olmasına rağmen kabul edilmiş ve tartışılmamıştı. O referandum iyi ki yapıldı. Yasakların önü açıldı. Millet her zaman demokrasinin önünü açmıştır.

Öte yandan İngiltere, Avrupa Birliği’nden çıktı malumunuz. İngiliz halkı Avrupa Birliği’nden çıkmak için sandık başına gitti, yüzde 51 “çıkalım” derken yüzde 49 “kalalım” dedi. Ama kimse bu konuda meşruiyet tartışması açmadı. Her konuda Avrupa’yı örnek alan muhalefetin neden bu konuda örnek almadığını anlamıyorum.

CHP milletle seçim kazanmayı öğrenmelidir. Bakın 2007 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sabih Kanadoğlu çıktı dedi ki, “bu parlamento Cumhurbaşkanını seçemez.” 

“Neden?” diye sorulunca, “mecliste 367 vekil hazır bulunmalıdır” dedi. Meclis o nedenle Cumhurbaşkanını seçemedi. O yargı darbesinden sonra Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine karar verildi. CHP o gün 367 kararını destekledi. Günü kurtarmak isterken kendilerinin başına daha büyük bir iş açtılar ve cumhurbaşkanını halk seçer hale geldi. Yani demem o ki; yargı kararlarıyla, ara rejim arayışlarıyla seçim kazanılmaz. Kemal Bey bence iyi yolda gidiyor. Milletle seçim kazanacağını düşünüyor. O nedenle illa millete gitmek gerekir.

Gazi Mustafa Kemal, meclis başkanlığına aday oldu. Karşısında birden fazla aday vardı. Bu adaylardan Mustafa Kemal ve Erzurum Milletvekili Celalettin Arif Efendi en çok oyu olan iki isim oldu. Mustafa Kemal 110 oy aldı. Celalettin Arif Efendi 109 oy aldı. Ve Mustafa Kemal meclis başkanı seçildi. 

Kimse bu konuyu tartışmadı. Tartışmak da doğru değil. Çünkü bir oy dahi olsa vekillerin tercihi önemlidir. O nedenle demokrasilerde bir oy da kıymetli, bir milyon oy da kıymetlidir.

Yapılması gereken sandığa saygı duymaktır. Sandık konuşunca bizlere susmak düşer. Milletimiz sağduyuludur. Milletimiz ferasetlidir. Millete hakaret olmaz. İsmet İnönü’nün torunu Gülsün Bilgehan “bu ülkenin yarısı cesur ve namuslu” diyerek bir tweet attı. Milletin yarısını “korkak ve namussuz” ilan etti. Bu tweete cevap vermeye bile değmez. Cevap vermek için onun seviyesine inmek gerekir. Onun seviyesine bile inmek yetmez, çukur olmak gerekir. Bu açıklaması “milli şef” geleneğine uygundur. 

Bu adamlar, Aşık Veysel’i bile “baldırı çıplak” diye Ankara’ya sokmadılar. 

 

Sinan Burhan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle