--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kurtulmuş ve Suriye...

Sinan Burhan
Sinan Burhan

Suriye’de yaşanan iç savaş ve kaos hem ülkemizin gündeminde hem de dünya gündeminde ilk sırada yer alıyor. Amerika’nın bölgeye demokrasi ve barış getirme hevesiyle başladı bütün katliamlar. Bölgeye demokrasi, barış gelmedi tam tersi var olan özgürlükler ortadan kalktı. Bırakın özgürlükleri güvenlik bile bu coğrafyada kalmadı. ABD 11 Eylül saldırılarını bahane ederek Irak’a müdahale etti. Ardından sağ olsun düşünceli müttefikimiz bölgenin demokrasi ihtiyacını karşılamak üzere Libya’da Suriye’de iç savaş başlattı. Sözde bütün bu iyilikler, güzellikler demokrasi adına yapıldı. Suriye’de akan her damla kanda ABD’nin demokrasi getirme hevesi vardır.

Hepimiz biliyoruz ki bölgeye demokrasi filan gelmeyecek. Demokrasi etnik ve mezhep temelinde bölünmenin sihirli yalanı. Amaç bölgedeki enerji güzergâhını yeniden belirlemek ve İsrail’in güvenliğidir. ABD İsrail’e silah yardımı ve maddi yardım yapmak yerine bölgeyi etnik ve mezhepsel temelde bölmeyi tercih etmiştir. Önce Saddam Hüseyin’e Kuveyt’e gir dedi. Ardından vay sen misin Kuveyt’i işgal eden dedi ve Irak’a müdahale etti. Suriye’de Beşer Esat diktatör dedi. Halkına zulüm ediyor dedi. Buraya o güzelim sözde demokrasiyi getirme gayretine düştü. Sonuç yine göç, kan ve gözyaşı.

Emevi camiinde öldürülen rahmetli Ramazan El Buti ana hatlarıyla şöyle demişti. Beşer Eset’in babası Hafız zalim ve diktatördü. Beşer Eset ise ona göre daha yumuşak huylu bir devlet adamı. Bu ülkede geçiş aşama aşama olmalıdır. Türkiye ile ekonomik ve kültürel etkileşim arttıkça rejim yumuşayacaktır. Bugünden yarına değişim olmaz. Batılıların amacı demokrasi değil onların amacı üniter devletleri ortadan kaldırmak. Bölgeyi mezhep ve ırk temelinde bölmek ve iç savaşa sokmak. Türkiye bu oyuna gelmemelidir. Saddam gitti. Irak parçalandı. Batı’nın amacı Esat’ın gitmesi değil iç savaştır. Esat zalim ve katildir. Tamam da batılılar bu ülkede zalim Esat gitsin Müslüman birisi gelsin diye mi müdahale etti. Biz bu kadarda saf olamayız. O nedenle Türkiye dikkatli olmalıdır diyerek uyarmıştı. Bugün gelinen noktada rahmetli Ramazan El Buti haklı çıktı. Bölge küresel emperyalizm tarafından yağmalanıyor. Suriye halkı gelinen noktadan mutlu değil ya Türk halkı mutlu mu? Elbette değil. Bırakın Suriye’de demokrasiyi güvenliği sağlayacak bir devlet bile yok.

Geçtiğimiz hafta Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş Bey Hürriyet gazetesine bir mülakat vermiş. Bu mülakatta gazete öyle bir başlık atmış ki hocanın anlatmak isteği ile gazetenin verdiği mesaj arasında dağlar kadar fark var. Gazete Suriye politikası baştan sona yanlıştı şeklinde bir algı oluşturmuş. Bu algı bana göre bir operasyondur. AK Parti içinde bir ayrılık oluşturma çabası gözden kaçmıyor. Hele Ahmet Davuotoğlu Bey’i hedefliyor demek külliyen yanlıştır. Ahmet Bey samimi ve ilkeli bir siyasidir. Dış politikada farklı bir yorum yapmış olabilir. Niyeti hayırdır. Ayrıca bu dış politika hükumet politikasıdır. En büyük yanlış bu batılılara ve ABD’ye güvenmek. Numan Kurtulmuş’un önceki gün Suriye politikamızda bazı yanlışlar vardı demesine kızmamak gerekir. Öz eleştiri yapmak erdemdir. Kurtulmuş ilgili röportajında bölgede Sykes-Picot anlaşması yeniden revize ediliyor. Batılıların niyetinin başta ülkemiz olmak üzere Suriye’yi, Irak’ı parçalamak olduğunu belirtiyor. Bizler batılılara güvenmekle hata yaptık diyor. Ve kendi çözüm önerisinin savaşın başından itibaren İran, Mısır, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin bir araya gelmeleri olduğunu söylüyor. Biz batılılara güvenmek yerine bölgenin Müslüman ülkeleriyle sorunu çözseydik daha iyi olurdu diyor.

Kurtulmuş’un ifadelerinden anladığım yanlışların faturasının sadece Türkiye’ye kesilmesinin doğru olmadığıdır. Ülke olarak iyi niyetle Suriye halkının yanında yer aldıklarını belirtiyor. Asıl sorumlunun Batı olduğunun altını çiziyor. Bugün Avrupa’ya mülteci akınından batıllarında rahatsız olduğunu belirterek onlarda Suriye’de yanlış yapmasalardı, haritaları değiştirmek istemeselerdi, bölgenin doğal kaynaklarını sömürmek istemeselerdi dünya daha huzurlu olurdu diyor.

Ayrıca Kurtulmuş, bu görüşlerini yeni dillendirmiyor. Saadet Partisi Genel Başkanı iken de dillendiriyordu. Bu konuyla ilgili farklı yayın organların da benzer açıklamaları da olmuştu. Sanırım görüşü Esat’a da Amerikan müdahalesine de karşı olmak olarak açıklanabilir.

 

Sinan Burhan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle