• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Serdar Demirel
Serdar Demirel
TÜM YAZILARI
29 Ocak 2017

Modern İslâm düşüncesine öncülük eden şehirler

Müslüman tarihinde geleneğe ve gelenek karşıtlığına, kadîm ve modern olana merkez olmuş şehirler vardır. Bu bağlamda ilk yazımızda Modern İslâm düşüncesine öncülük eden şehirleri, ikinci yazımızda ise geleneğe öncülük eden bazı şehirleri ele alacağız. Bu yazılar sadece konuya dikkat çekmeyi amaçlamaktadır.    

Modern İslâm düşüncesine beşiklik etmiş şehirler dendiğinde akla İstanbul, Kahire ve bugün Yunanistan topraklarında kalan Selanik şehirleri gelir. İstanbul ve Kahire’nin bu meyanda oynadığı rol bilinir. 

Cemalattin Afgani (1839-1897), Muhammed Abduh (1849-1905) ve Reşit Rıza’nın (1865-1935) öncü rol oynadığı bu akıma Kahire merkezlik etmiştir. Bu şehir Ümmet’in ortak dili olan Arapça konuşup yazması ve tarihî İslâmî eğitim merkezi el-Ezher Üniversitesi’ni da bağrında barındırması sebebiyle bütün Müslüman coğrafyayı etkilemiştir. Bu etkiyi Endonezya’dan Fas’a kadar rahatlıkla görebilirsiniz.

Meselâ Endonezya’daki etkisi muazzamdır. Ülkenin sivil toplum yaşamında en önemli iki dinî-sosyal hareketten biri olan Muhammediyye, modern İslâm anlayışı esasları üzerine 1912 yılında kurulmuş bir yapıdır. Muhammed Abduh bu yapının din tasavvurunun ve eğitim anlayışının şekillenmesinde son derece etkili olduğundan hareket ismini ona nisbeten almıştır.

Modern eğitim kurumları, sağlık kuruluşları, STK’lara ve hatta siyasete uzanan etkin örgütlü yapısıyla 250 milyonluk ülkenin dünü ve bugünü üzerinde belirleyici olduğu gibi geleceği hakkında da söz sahibi bir konumdadır. 

Muhammediyye, günümüz itibarıyla 35 milyonun üzerinde üye sayısına sahiptir. Ülkenin her eyaletinde faaliyet gösteren 60 civarında üniversitesi ve çok sayıda okulları mevcuttur. Hareketin Kahire ve modern düşünce çizgisiyle irtibatı hareketin övünçle zikrettiği bir husustur.

Modern düşünce İstanbul ve Kahire’den önce Selanik’te neşvü nema bulmaya başlamıştır. Çünkü Selanik Osmanlının Batı’ya açılan kapısıydı. Avrupa şehirlerine en yakın yer olması ve bu şehirden Avrupa’da eğitim almak üzere giden öğrenci sayısının diğer şehirlere göre daha fazla olması cihetiyle de, Batı’daki fikrî akımlara çok açık bir şehirdi. Çok erken yıllarda insanlar Paris, Londra, Zürih gibi merkezlere gidip Batılı tarzı eğitim alıyorlardı.

Bu şehir aynı zamanda Osmanlı Yahudilerinin yoğun olarak yaşadıkları bir merkezdi. Hem Ortodoks Yahudiler hem de ana akım Yahudilikten ayrılmış heteredoks Sebataycılar (Dönme hareketi) burada temerküz etmişti. İlk modern okullar burada açılmış, ilk feminist çizgideki kadın dergileri burada yayınlanmıştı. Mason locaları, Batı tarzı klüp ve derneklerin üssü durumundaydı. 

İttihat ve Terakki de burada kurulmuştu. Burası hem dinî hem de siyasi anlamda Osmanlı otoritesinin uzağında önemli bir ticaret kavşağı ve bu yüzden farklı düşünce akımlarına açık bir şehirdi. Bu özellikleri dolayısıyla Osmanlı’yı fazlasıyla etkileyen bir mekândı. 

Selanik’in Osmanlı’nın son döneminde düşünce ve siyasi hayatta oynadığı rol iyi tesbit edilemezse yakın tarihimizin ve modern İslâm düşüncesinin hakkıyla anlaşılması da mümkün olmayacaktır.  

Buradan nüfusu 1.6 milyar olan dünya Müslümanlarının 600 milyonunun yaşadığı Hint alt kıtasına sıçrayalım. Hindistan yukarıda zikredilen şehirler kadar ve belki de daha erken İslâm modernizmiyle tanışmış bir coğrafyadır. Zira İngilizler tarafından işgal edilmiş ve İngilizlerin tehlikeli ince dokunuşlarına muhatap olmuştur. 

Bu meyanda daha sonraları kendisine İngiliz Kraliyeti tarafından “Sir” unvanı verilecek olan Seyyid Ahmet Han (1817-1898) dikkati câliptir. Kendisi Hint alt kıtasında modern İslâm düşüncesinin teorisyeni ve aksiyon adamı olmuş, bilahire diğer Müslüman coğrafyaları da etkilemiştir. İslâm âleminde daha çok hadis karşıtlığıyla bilinir.  

Geri kalmış Müslümanların kalkınması ve tarih sahnesinde güçlü bir aktör olarak varolabilmesi için İslâm düşüncesini reform etmeye çalışmıştır. Bunu sağlayabilmek için Aligarh şehrinde 1920 yılında Aligarh Üniversitesi’ne dönüşecek Mohammedan Anglo-Oriental College okulunu 1875 yılında kurmuştu. 

2016 Kasım ayında bu üniversiteyi ziyaret etmiş, üniversite kampüsü içerisine kurmuş olduğu camiyi ve cami haziresinde bulunan mezarını ziyaret etmiştim. Ahmet Han, “İki Ulus Teorisi”ni ortaya atarak 1947 yılında Pakistan ve Bangladeş’in Hindistan’dan ayrılmasının teorik altyapısını da kuran kişidir. 

Devam edeceğiz. 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23