• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Serdar Demirel
Serdar Demirel
TÜM YAZILARI
02 Şubat 2017

Geleneğe bağlı İslâm düşüncesine öncülük eden şehirler

Geçen pazar, “Modern İslâm düşüncesine öncülük eden şehirler” başlıklı yazımızı yayınlamış, bu hafta da yazının devamı niteliğinde olan “Geleneğe bağlı İslâm düşüncesine öncülük eden şehirler”i yazma sözünü vermiştik. 

Maalesef gazetedeki köşemiz meseleyi genişçe ele almaya müsait değil. Dolayısıyla birinci yazımız çok özet kaldığı gibi bu yazımız da özet olacak.

Önce okurdan gelen talep üzerine modern ve gelenekten kastımızı kısaca özetleyelim. Modern İslâm düşüncesinden kastımız; evvelemirde modern, sonra da kimi yerde protestan kimi yerde de oryantalist paradigma içerisinde İslâm’ı yorumlama faaliyeti. Bunlar içerisinden ilmî gelenekten tamamen kopanlar olduğu gibi bağlılığını kısmî olarak sürdürenler de vardır.

Gelenekten kastımızı ise iki kategoride toparlayabiliriz. Birincisi, tarih süreci içerisinde oluşmuş din tasavvurunu ve bu zeminde ortaya çıkmış kültürü, amelleri ve eğitim modelini tüm formlarıyla beraber din adına koruma faaliyetleri. 

İkincisi de, sabiteler ve değişkenler ilişkisini sağlıklı kurmaktan yana, usûl disiplinine bağlı ve bu disiplini statik değil dinamik olarak gören, dolayısıyla işletilmesini savunan, bir diğer ifade ile temel paradigmaya bağlı, tarihsel süreklilikten ve ihyadan yana kesim. Birincisi gelenekçi iken ikincisi geleneği olan bir dinî duruştur.  

Bu meyanda modern İslâm düşüncesine öncülük eden şehirler, Selanik bir istisnadır, aynı zamanda geleneğe de öncülük etmiş şehirlerdir denebilir. İstanbul ve Kahire’de ortaya çıkan modern İslâm yorumlarına mukavemet eden kesimler de yine aynı şehirlerden çıkmıştır. Bugün de aynı durum geçerlidir. 

Geçen yazıda Endonezya’da Muhammed Abduh çizgisini takip eden Muhammediyye hareketinden bahsetmiştim. Bu hareketin ortaya çıktığı şehirlerde geleneğe bağlı ulemâ da Nahdatul Ulema hareketini kurmuştur. 

Bu hareket 1926 yılında bölgede ‘pondok/pesantren’ olarak adlandırılan geleneksel dinî okulları ve geleneksel toplum kesimlerinin temsilcisi olarak ve Muhammediyye’nin karşıtı olarak kurulmuştu. İslâm’ın Endonezya’ya girdiği ilk dönemlerde bölgeye kök salan itikatte Eşari, fıkıhta Şafiî ve sufî öğretilere bağlıdır.

Bütün Endonezya’da 40 milyon civarında üyesi olduğu belirtiliyor. 28 üniversite, 5 binin üstünde okulları bulunmakta. Sadece üniversitelerinde 300 bin talebe okumakta. Akademik dünyada Muhammediyye kadar etkin olamazsa da halk üzerinde daha etkin olduğu açıktır. Bu etkiyi bölge ülkelerinde de görmek mümkündür.

Bu hareketin geniş ve esnek yapısı yukarıda kendimize göre tanımını verdiğimiz geleneği iki farklı boyutuyla da bünyesinde barındırmaktadır.  

Geleneği temsil eden şehirler denince benim aklıma öncelikle Hindistan’daki Diyobend şehri ve bu şehre rengini vuran Darul Ulum gelir.

Muhammed Kâsım en-Nânotvî (1833-1880) İngilizlerin elinin değmeyeceği merkezden uzak bir bölgede İslâmî ilimleri ihya ve ilim talebeleri yetiştirmek üzere o dönem küçük bir köy olan Diyobend’de yerleşerek 1866 tarihinde Darul Ulum’u kurar.  

Hindistan’da geleneksel dinî eğitimin öncülüğünü yapan bu merkez bugün Pakistan ve Bangladeş’te de hâkim konumdadır. İngiltere ve Güney Afrika’da da hatırı sayılır bir ağırlığı vardır. Eğer Hindistan devleti yabancı ülkelerden buraya öğrenci gelmesine izin verse birçok ülkeden talebe akacağına kuşku yoktur. Pakistan da ise bu ekole bağlı medreselerde yüzbinler eğitim almaktadır. 

Medrese geleneği tarihteki muhtevasına uygun yapısıyla burada akmaya devam etmektedir. Tefsir, fıkıh, kelam ve bahusus hadiste güçlü eserler vermekte, aynı vizyon ve misyona sahip alimler yetiştirmektedir. Darul Ulum’un kütüphanesi ve eğitim verilen sınıflar, tercih edilen yöntem de tarihsel formu korumaktadır. Şehre geldiğinizde zaten farklı bir yere geldiğinizi anlıyorsunuz.

Bu küçük şehrin İslâm ilim birikimine yaptığı muazzam katkı ve fakat formu korumadaki ısrarı da ilim ehlinin ciddi olarak çalışması gereken bir konudur.  

2016 Kasım ayında burayı da ziyaret etmiş, Darul Ulum Diyobend Başkanı Ebu’l Kâsım en-Nu’mânî başta olmak üzere ulemâsıyla çok faydalı görüşmeler yapmıştık. Fotoğraf çektirmeye izin vermeseler de biz misafir olmanın avantajlarını kullanarak gördüklerimizi kayıt altına almak amacıyla bazı fotoğraflar çekmeyi başarmıştık. 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23