“Yurdumuz!..”
Kadın ve Demokrasi Derneği’nin (Kadem) düzenlediği “Savaşın Mağdur Ettiği Kadınlar” konulu panel için geldiğimiz Gaziantep’te müthiş bir “hayra” şahitlik ettik.
Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun eşi Sare Hanımefendi, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve Güneydoğu Bölge Temsilcimiz Mehmet Aytekin’le birlikte Bülbülzade Vakfı Eruslu Kız Öğrenci Yurdu’nun açılışına katılmak bünyemize gerçekten iyi geldi.
Zira son vakitlerde bu meseleler iyiden iyiye canımızı sıkıyordu.
Mânâsız mekânlarda zaman öğüten eğitim kurumları, kayıp giden hayatlar, barınaksız çocuklar…
“ÇATI” MESELESİ!..
Geçtiğimiz haftalarda sohbetlerine katıldığım Bingöl’deki, Elazığ’daki gençler, “büyük barınma sorunu” ile karşı karşıya olduklarını, “bir yerlere” mahkûm kaldıklarını söyleyince meseleyi biraz daha yakından izlemeye karar verdim.
Gerçekten de çok büyük bir problem bu…
“Malûm yapılarla mücadele” çalışmaları kapsamında öğrencilerin “barınma problemi”nin çözümüne hız verileceği söylenmişti ama yapılabilenler, ihtiyaçla kıyaslandığında son derece yetersiz kalıyor.
Kimi yerlerde sağlanan barınma imkânı ihtiyacın yüzde 10’una ancak denk gelebiliyor, yüz gençten 90’ı altına sığınabileceği bir çatıdan mahrum!..
Durum eskisinden çok daha iyi olsa da, Devlet yurtlarının öğrencilere sağlıklı barınma ve çalışma ortamları sağlayabildiği söylenemez.
Son yıllarda “gezi ruhlu” gençlerin baskısı da iyice arttı, “muhafazakâr” takımı bin türlü huzursuzluk içinde…
Dert bir değil, elvan elvan!..
Devletin imkânları bu işi kısa sürede çözmeye yetmez, yetemez…
Hep birlikte yapacağız inşallah, bu iş sivil topluma düşer…
O YILLAR ÇOK ÖNEMLİ…
Doğru…
Yurtta geçirilen yıllar verimli bir şekilde değerlendirilebilirse talebenin “müspet yönelimler içine” girmesine büyük katkı sağlar.
Bizde eğitimin maliyeti çok büyük; para, pul bir yana, milyonlarca gencin hayatı, dünyaya da ahirete de yaramayacak mevzularla tüketiliyor!..
Okulda oyalanan genç, hayata atılma noktasına geldiğinde şaşırıp kalıyor; kafesteki kuşu vahşi tabiata salmak gibi bir hâl bu.
Çocuk, manevi yönden de takviye edilmediğinden zorluklar karşısında mukavemetsiz kalıyor…
Ondan sonra da, “gezi yolları”ndan topla bakalım!..
“Sağlam” yurtlarımızın sayısı çok daha fazla olsaydı, “çürük” gençlerimizin sayısı çok daha az olmaz mıydı?
Değil mi ya!..
•
Onun için…
Bu meseleyi ya çözeceğiz ya çözeceğiz!..
Nasıl çözeceğiz?..
Belli;
Gaziantep merkezli Bülbülzade Vakfı gibi sivil toplum örgütlerinin çabasıyla…
Devlet destek verecek, millet omuzlayacak, ama bu iş sivil toplum örgütlerinin marifetiyle yapılacak.
Okulda kıvamı veremezsin, devlet bu işi halledemez…
“Basmakalıp” öğretmen yetiştirme mekanizmalarıyla sağlıklı bir nesile ulaşılamaz!..
Anne, baba, işadamı, sivil toplum örgütü…
Bu iş böyle çözülecek!..
Onun için derim ki; Bülbülzade Vakfı gibi sivil toplum örgütlerimize sahip çıkalım…
Başkanı Turgay Aldemir gibi “yürek devlerini” bağrımıza basalım…
Para, mevki, şan, şöhret…
Bu işlere fazla dalan, daldıkça da “özü” kaybeden bir hâl var bünyede…
Bunları geç, esasa gel…
Kendine gel!..
Gel ve düzel!..


