• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Serdar Arseven
Serdar Arseven
TÜM YAZILARI

Tasavvufa hücumlar ve bir Hocaefendi’nin feryâdı!..

26 Ağustos 2016


Serdar Arseven İletişim: [email protected]

Aman ha!..

Dostlarım;

Başta FETO olmak üzere birtakım “rezil” misalleri genele teşmil eden ve bu yolla ülkenin manevi kalelerini çökertmeyi hedefleyen şer odaklarının işlerine yarayacak ifadelerden itinayla kaçınalım!

FETO’yu besleyip, büyüten ve “Öze Dönüş” çabasındaki Türkiye’nin önüne büyük bir engel olarak süren CIA-MOSSAD’ın oyununa gelmeyelim!..

Ehl-i tasavvufu topyekûn hedefe yerleştirmek büyük yanlış olur, böyle yaparsak “darbeyi püskürtmekte çok önemli roller oynayan” yapıları “itibarsızlaştırma” çabasına -farkında olmadan- “hizmet” ederiz!

Anadolu’yu ayakta tutan ruhu -farkında olmadan- incitiriz!

Bu demek değildir ki, hiç eleştirmeyeceğiz, tepki göstermeyeceğiz.

Aksine Kur’an ve Sünnet’e aykırı bütün uygulamaların üzerine gideceğiz…

Bunu yaparken de asla “Ehl-i Sünnet”i rencide edecek ifadeler kullanmayacağız.

Bunları böylece belirttikten sonra, müsaadenizle bir gerçek “Hocaefendi”nin tasavvuf ahlâkına misal teşkil eden bir “çağrısını” sizlerle paylaşmak isterim.

Der ki Hocaefendi, 

“Ne olur beni övmeyin!”

Buyurun dostlar, devamı gelsin:

“Son zamanlarda şahsım hakkında yapılan birtakım aşırı iltifatlarla dolu, şiir ve ilâhilerle süslenmiş, çeşitli resim, slayt ve videolar internette yayınlanıp yayılmaktadır.

  İyi niyetle de yapılmış olsa, bu tür aşırı iltifat ihtiva eden yayınları aslâ tasvip etmediğimin, bunlara hiçbir şekilde izin ve rızam olmadığının, o yayınlarda ifade edilen aşırı yüceltmelerle uzaktan-yakından bir alâkamın bulunmadığının, siz kardeşlerim tarafından bilinmesini arzu ederim.

   Ne İslâm ahlâkının ne de tasavvufî âdâbın hiçbir şekilde tasvip etmeyeceği; gurur, kibir ve şöhrete zemin hazırlayan ve reklâm edercesine yapılan bu tür övgü ve yüceltmelerden rahatsız olduğumu, Kur’ân ve Sünnet ölçüleri dışına taşan her şey gibi, şahsıma gösterilen ‘aşırı muhabbet ve hürmeti’ de son derece mahzurlu bulduğumu, tekrar ve açıkça ilan ederim.

Bu tip yayınların yapılmamasını, yapılmış olanların da en kısa zamanda yayından kaldırılmasını hâssaten rica ederim.

En büyük rehberimiz ve mürşidimiz Peygamber Efendimiz –Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem– kâinâtın medâr-ı iftihârı olmasına rağmen “Lâ fahra/övünmek yok” buyururken, O’nun âciz bir ümmeti olmaya gayret eden bizler de lâyık olmadığımız bu nevî iltifatlardan Cenâb-ı Hakk’a sığınırız.

Ayrıca çeşitli ders, seminer ve sohbetler vesilesiyle şahsımdan nakledilenlerin, kendilerinin anlamak istedikleri şekilde yansıtılıp sonra da şahsıma izafe edildiğine de zaman zaman şâhit olmaktayız. Bunun yanında, haberimiz ve iznimiz olmadan adımıza internet siteleri ve hesapları açarak buradan kontrolsüz birtakım yayınlar yapıldığını da üzülerek görmekteyiz. Biz bu yayınlardan da tamamen uzağız. Bu tür yayınlar, yolumuzun istikâmetine de zarar verebileceği için, bunun vebâlini düşünerek dikkatli olunmasını ricâ ederim.

Diğer taraftan, mensubu bulunduğu mânevî yola duyduğu muhabbette aşırıya kaçarak ‘kendi yolunun en günahkârının bile, o yola mensup olmayan kırk kişiye şefaat edeceği, âhirette mürşidinin eteğine tutunanların doğrudan Cennet’e gidecekleri’ şeklinde, şer’î esaslarla aslâ telif edilemeyecek tarzda, asılsız, mesnedsiz, hezeyana dönüşmüş heyecan taşkınlıklarına da -az da olsa- maalesef rastlamaktayız.

   Evvelâ şunu ifâde edelim ki, şefaat haktır. Rabbimiz dilerse, dilediği kullarına bu salâhiyeti bahşedebilir. Lâkin kimin kime şefaat edeceği, ancak Rabbimiz’in bileceği bir husustur. Âyet-i kerîmede buyrulduğu üzere;

‘…İzni olmadan O’nun katında kim şefaat edebilir?..’ (el-Bakara, 255)

Dolayısıyla sâlih kullara duyduğumuz hürmet, muhabbet ve hüsn-ü zannı, şer’î bir nass kat’iyyetinde görmek, kişiye mânen zarar vermekten başka bir şeye yaramaz.

Unutmayalım ki bu imtihan âlemine hiçbirimiz birbirimize karşı övünmek için gelmedik. Cenâb-ı Hak, râzı olduğu kullarının vasıflarını beyân ederken;

‘Rahmân’ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevâzû ile yürürler…’ (el-Furkân, 63) buyurmaktadır.

Bir başka âyet-i kerîmede de;

‘Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma!..’ (el-İsrâ, 37) îkâzında bulunmaktadır.

Hepimiz; hiçlik, yokluk, fânîlik ve acziyetimizi idrâk ederek Rabbimiz’e kulluğumuzu izhâr etmek üzere bu dünyaya gönderildik. Bu fânî âlemde en büyük pâye, Hakk’a kul olabilmektir. Hepimiz, hatâsıyla-sevâbıyla, âciz birer kuluz. Âkıbetimiz hakkında da elimizden gelen bütün gayreti gösterdikten sonra, yalnızca Rabbimiz’in rahmet, mağfiret, lûtuf ve inâyetine sığınırız.

 ‘…(Ey Rabbim!) Beni Müslüman olarak vefât ettir ve beni sâlihler arasına kat!’ (Yûsuf, 101)

Cenâb-ı Hak lûtf u keremiyle âkıbetimizi hayreylesin.

Âmîn!..

CHP KONVOYUNA   

SALDIRI

Günlerdir bu sütundan uyarıyorum, sosyal medyadan uyarıyorum…

Son olarak Kanal A’da CHP’ye saldırı olabileceği yönünde uyarılarda bulunmuştum.

Çok hassas günlerden geçiyoruz.

Hepimiz kutuplaştırıcı değil yaklaştırıcı, zorlaştırıcı değil kolaylaştırıcı bir dil kullanmalıyız.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarına menfur saldırıdan dolayı geçmiş olsun dileğinde bulunuyorum. Kahraman şehit askerimize rahmet, yaralılarımıza şifa diliyorum.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23