--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Yetkinizi de çapınızı da aşar” Savcı Bey!..

Serdar Arseven
Serdar Arseven

Cumhuriyet Halk Partisi, “Kanal A” televizyonunda yayımlanan Sadık Yalsızuçanlar imzalı “Resmi Tarihten Gerçek Tarihe” adlı programın daimi misafiri Sait Alpsoy’dan davacı oldu.

Sait Alpsoy programda, PARALELCİLERİN “yararına çalıştığı” CHP’nin tarihini anlatırken, bu milletin “Din”ne, “Mukaddesat”ına”, “Cami”sine, “Ezan”ına”, “Kur’an”ına karşı” neler yapıldığı hakkında son derece çarpıcı iddialarda bulundu.

CHP, programda sarf edilen sözlerinin, “Halkın bir kesimini sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama” suçunu oluşturduğu iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu.

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Taştan da, “Maddî gerçeği araştırmakla ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplamakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü” olduğundan, ilgili “bütün devlet kurumlarına” Sait Alpsoy’un iddialarının doğru olup olmadığını sordu..

Şüpheli ile davacı taraflardan da gerekli “bilgi” ve “belgeleri” istedi.

Devlet kurumlarından gelen cevaplar Sait Alpsoy’un söylediklerini büyük ölçüde destekledi.

Sait Alpsoy iddialarının arkasında durdu, istenen belge ve bilgileri sundu.

Ya CHP ne yaptı?..

Şunu yaptı:

Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan adına Savcı Sayın Mehmet Taştan’a son derece “sert”, “hakaretamiz” bir “cevap” gönderdi.

CHP zihniyetini gözler önüne seren bu “keskin” cevabı olduğu gibi dikkatlerinize sunmak istedim.

Buyurun efendim:

“İlgi müzekkere ile suç duyurusuna konu programda söylenen sözlerin düzmece olup olmadığının tespiti için, şüphelilerin konuşmalarında atıfta bulundukları tek parti döneminde, 1925-1960 tarihlerinde ülkemizde camii ve mescid sayılarını, yıllara göre sayılarda bir değişme varsa bunun nedenlerini, camii kapatma ve satma iddialarını, sayısal verilere dayanır şekilde dini eğitim kurumlarını, yazılarını, İslam’ı öğrenmek ve öğrendiği biçimde yaşamak isteyen vatandaşlarımıza baskı uygulanıp uygulanmadığını, Kur’an okunan yerlere yönelik jandarma baskını iddialarını, yapılan dini uygulamalara muhalif kalan kişilerin dönem içinde kendisini ifade edebilme hürriyetinin olup olmadığını, varsa bunların o dönem içinde yazılıp basında yayınlanmış yazılarını inceleyen, özetle anılan dönemde din hürriyetinin sosyal hayattaki pratiğini konu alan tarafımızca belirlenecek makul sayıdaki eserin ilgili bölüm fotokopileriyle birlikte ve varsa diğer delillerle beraber incelenip iade edilmek üzere sunulması rica olunmuştur.

Ayrıca birçok kuruluşa yazı yazarak buna ilişkin yazı ve belgeleri istediğiniz

öğrenilmiştir.

5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 161. maddesinde cumhuriyet savcılarının görevleri yazılıdır. Madde metninden açıkça görüldüğü üzere cumhuriyet savcılarının görevi adli soruşturmalara ilişkindir. Fakat görünen odur ki savcılık makamı Cumhuriyet Halk Partisi’nin müştekisi olduğu soruşturma üzerinden hakaret suçunu değil, cumhuriyetimizin bir dönemini soruşturmaya, hatta tarihi yargılamaya kalkmaktadır. Engin ve derin (!) tarih bilginiz ve siyasi kültürünüzle bir kısım ideolojik görüşleri destekleyici ve bu görüşün söylemlerini aklayıcı bir çaba içinde olduğunuz hissedilmektedir.

Madem cumhuriyet savcılıkları kanalı ile tarihsel metinlerin incelenip çözümlemesi yapılacaktı, bilimsel araştırmalar yapan üniversiteler ve tarih kurumlarına ne gerek vardı? Hakaret suçunun varlığını tespit ve iddianame düzenleyip, düzenlememeye karar vermek için tarihsel eserlerin toplanıp incelenmesi, ülkemizin yetiştirdiği akademisyenlere ağır bir hakaret olduğu gibi savcıların görevi de değildir.

Cumhuriyet tarihinin arkasında, yüzleşemeyeceği bir kara lekesi yoktur. Hukukçu kişiliğinizi bir kenara bırakıp, Kanunla yazılı göreviniz dışına çıkarak, cumhuriyet döneminin soruşturması ve çözümlemesini yapmak sizin yetkinizi de çapınızı da aşar.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 161. Maddesinde yazılı ‘cumhuriyet savcısının her türlü araştırmayı yapabilmesi’ hükmünü modern ceza teorileri çerçevesinde algılayamadığınız anlaşıldığından herhangi bir kaynak veya eser sunmuyoruz.

Bilgilerinize sunulur.”

Serdar Arseven Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle