“Yeni Akit’e saldırı, Yeni Türkiye’ye saldırıdır!..”
Ankara’da çok kısa bir süre önce Hukukçu Ercan Poyraz tarafından kurulan Ekonomi Kulübü 350 üyeye ulaştı.
Büyük ve orta çaplı işadamlarımızın üye olduğu Ekonomi Kulübü’nün toplantısında, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu, bazı Ak Parti milletvekilleri, çok sayıda üst düzey bürokratla bir araya geldik.
Gündemde memleketin gidişatı vardı.
Bir de gazetemize yönelik saldırı.
Ortak görüş olarak, “Akit’e yönelik saldırının aslında Yeni Türkiye’yi hedef aldığı” dile getirildi.
Çok sayıda dostumuz, güvenlik güçlerinin bu konularda çok daha dikkatli çok daha hassas olmasını istedi.
Bu konudaki çağrılarımıza önceki yazılarımızda yer vermiştik.
“Pazar günü (bugün) hep birlikte Yeni Akit’i basacaklarını” ilân eden vandalların saldırısıyla karşı karşıya kalabiliriz.
Günlerdir sosyal medyadan çağrıda bulunuyorlar…
Bu saldırı ve tehditlerin sadece Yeni Akit’i ilgilendirmediği ortada.
Meseleye bu açıdan da bakmakta fayda var!.
Ekonomi Kulübü’nün toplantısından bahisle girmiştik yazıya.
Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu, son derece “ufuk açıcı” bir konuşma yaptı.
Bugünkü yazımızda, Sayın Soylu’nun konuşmasından “dikkatle okumanız” tavsiyesiyle çok önemli bir bölümü yansıtmak istiyorum.
Arz olunur:
“Dünyada bir Doğu Batı kavgası hep olmuştur, bundan sonraki yüzyıllarda da ekonomik olarak, siyasi olarak, askeri olarak devam edecektir. Bu en temel mücadele alanlarından biridir. Bunda kaçınılmaz olarak din vardır, değerler vardır, ekonomi vardır, insan kaynağı vardır. Bugün Çin’in bütün üretim pazarlarını, bütün üretim bantlarını altüst edebilecek bir güce erişmiş olması tesadüfi değildir.
Burada çok dikkat çekici rakamları sıralamak istiyorum:
1980 yılında Avrupa artı ABD ekonomisi 7.5 trilyon dolarlık bir büyüklüğe sahipti.
Rusya, Çin, Hindistan ve Japonya ekonomisi 1.7 / 1.8 trilyon dolar civarındaydı.
2020’li yıllarda ise bu güç dengeleri büyük ölçüde değişmiş olacaktır; o yıllarda 40 trilyon dolarlık Batı ve 40 trilyon dolarlık Doğu ekonomik büyüklükleri görülecektir.
Türkiye, bunu iyi kavramış ve adımlarını ona göre atmıştır, atmaktadır.
Süreç içinde gelişmiş ve gelişmiş ülkeler arasındaki fark da kapanacaktır.
G-7’lerin 1980 yılında dünya gayri safi hasılasından aldığı pay yüzde 56’ydı. 2020’lerde alacakları pay yüzde 30 civarında olacaktır.
Yeni Dünya’da bambaşka trendler ortaya çıkmaktadır.
Bunun yanısıra, Batı’nın doğalgaz ithalatı hızla tırmanmaktadır.
Türkiye bugün nerededir, TANAP projesi neyi ifade etmektedir,
Batü-Tiflis-Ceyhan boru hattı neyi ifade etmektedir?
Irak Kürdistan’ı dediğimiz bölge ile Türkiye’nin ilişkileri neyi ifade etmektedir?..
17 ve 25 Aralık darbe girişimlerinde niçin buradan Türkiye’ye akan ve artarak akacak olan muazzam kaynaklar hedef alınmıştır?..
Türkiye bugün Güney Akım projesinin en önemli güzergâhlarından biri haline gelmiştir.
Enerji talebinin hızla artacağını düşündüğümüzde, Türkiye’nin yolunun ne kadar açık olduğunu görürsünüz.
17-25 Aralık’a böyle bakalım, Gezi olaylarına böyle bakalım. Bu milletin direncini temsil eden Ak Parti’nin bu milletin kendi iradesini temsil eden anlayışın tam anlamıyla oturduğu zemini böyle görelim.
Türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar büyük bir milli mücadele vermektedir. Türkiye çok önemli bir zemin, çok önemli bir avantaj yakalamış durumdadır. İnsan kaynağını, altyapısını önümüzdeki yılların şartlarına göre hazırlayan Türkiye’nin yolu açıktır. Türkiye ‘özgüven devrimi’ni gerçekleştirmiştir. Türkiye aynı zamanda bir ‘demokrasi devrimi’ gerçekleştirmiştir. Türkiye’nin bugüne kadar yüzleşmediği bütün meselelerle yüzleştiğini, yaratılmışların en şereflisi olan insanın özgürlüklerini verdiğini görüyoruz. Biz bu ülkeyi kendi ülkemiz yapmak için bir mücadele ortaya koyuyoruz. Biz Türkiye’nin iddiasını artırmasından birilerinin ne kadar rahatsız olduğunu bilmiyor muyuz? İslamifobia’nın Türkiye’yi hedef aldığını bilmiyor muyuz? Hareket kabiliyetimizin nasıl daraltılmak istendiğini bilmiyor muyuz? Millet kendi iradesiyle Yeni Türkiye’yi kuruyor. ‘Üst akıl’ bundan rahatsızlık duymaktadır, uzantısı ‘paralel yapı’ bundan rahatsızlık duymaktadır.
Paralel yapı ile mücadeleyi sadece paralel yapı ile mücadele olarak görmeyin. Dün Kontrgerilla ne ise, dün Gladio ne ise… Dün 1960 darbesini gerçekleştiren çete hangi amacı taşımışsa, 1980 darbesinde ‘İnsanlar birbirlerini biraz daha öldürsünler de şartlar darbe için olgunlaşsın’ diyen zihniyet hangi amacı taşıyorsa, bilin ki paralel yapı da aynı amacı taşıyor. Bu ülkenin insanını tarumar etmeye yönlendirilmiş, vesayetçi anlayışın tâ kendisidir paralel yapı.”


