--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yazanın da, okuyanın da ölümlü olduğunu unutmayalım!..

Serdar Arseven
Serdar Arseven

Eski müftü çıkmış “eski partisi” CHP’yi kötülüyor...

Dedikleri doğru da...

CHP’yi yeni mi anladın, günaydın!..

‘Genel Başkanınız, gezi vandallarını alınlarından öperken nerelerdeydin beyefendi!..’

•

Neymiş, CHP’liler kendisi gibileri “vitrin malzemesi” olarak görüyorlarmış!..

Bu hep böyleymiş; “CHP’nin aslında dinle, diyanetle ilgisi yoktur”a çıkan laflar.

Bunu “Çıplak Uyarıcı” da yapmıştı; 

“Ben vitrin malzemesi değilim laynnnn!”

Ne yani, sizi CHP’ye baba mevkilere getirmek için mi aldıklarını zannettiniz?..

Seçim öncesinde kimi çarşaflılara niçin rozet taktılarsa onun için...

Vitrin olsun diye, üç-beş oy gelsin diye, millet aldansın diye...

Bunları bilmek için “ilahiyatçı, eski müftü, profesör filan” olmaya mı gerek var; herkesin gördüğünü siz göremediniz mi?..

“Kader birliği” yaptığınız adamları, CHP yönetimini, aranız bozuldu diye yerden yere vurmanın ne mânâsı var!..

İki yüz yıldır önümüze çıkıp duran gerçeği siz yeni mi gördünüz?..

•

Ben böyle işleri sevmem; Abdüllatif Şener’i de “kötüleme” işlerine girdiğinden bu yana pek sevmiyorum zaten!..

Birlikte parti kur, beraber yürü o yollarda, beraber ıslan yağan yağmurda, sonra, “özelleştirmeyi” elinden aldılar diye kıvranmaya başla, “şarabın tadından başka her bi şeyini bildiğini” söyle, şirinlik olsun diye... 

Sonra...

Gaz versinler sana; bilmem nereye bilmem kaç araçlık konvoyla gitmiş, gövde gösterisi yapmış, milletin umudu, geleceğin Kemal Sunal’ı...

Dostlara saldır, kardeşlik hukukunu çiğne, “koyu muhabbet” döneminde öğrendiklerini bire bin beşyüz katarak “milli ruh düşmanı” medyaya anlat...

Ayıp!..

AK Parti’de de çok böyle; adamın biri Sayın Erdoğan’a “kayıtsız şartsız itaat” moduna girip, vekillik kapmış, makam, mevki kapmış...

Sonra...

“Çıkar” kesildim mi saldır:

“Recep Tayyip Erdoğan AK Parti’nin ayağına kurşun sıkıyor!”

Olacak iş mi?

Neyse ki, bunlara Sayın Ahmet Davutoğlu itibar etmiyor, neyse ki, “fitne”yi görüyor, neyse ki, karakterinin oturmuşluğu farklı yerlere savrulmasına mâni oluyor.

•

İnsanlar farklı tercihlerde bulunabilir, farklı düşünceler içinde olabilir.

Ben, meselelere “salt” kişisel menfaat penceresinden bakan sayısının bu kadar artmış olmasına kızıyorum.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın hata yaptığı dönemler olmadı mı?..

Elbette oldu.

Bugünkü konuşmalarına ve tercihlerine bakarsanız kendilerindeki derin muhasebe, özeleştiri ve hatalardan dönme arayışının ne kadar güçlü olduğunu görürsünüz.

Diyorum ki, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bugün kendisinin de kabul ettiği hatalar içine düştüğü, düşürüldüğü, iyi niyetinden istifade eden şer odakları tarafından yanıltıldığı günlerde, “kardeşlik” görevini yerine getirdiniz mi, “dostça uyarıda” bulundunuz mu ki, bugünkü tavrınızı “samimiyetinize” yoralım!..

Ayan beyan ortada;

Gezi olaylarından önce, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la kimsenin başa çıkamayacağını düşünüyordunuz, menfaatinizi orada görüyordunuz, onun için doğrusunu da yanlışını da alkışladınız, “Amaaan bana ne kardeşim, söyleyip de kötü kişi olmanın ne faydası var!” dediniz...

Gezi olayları başladığında, “Siyonist İttifak”ın Recep Tayyip Erdoğan’ı bitirmeye karar verdiğini gördüğünüz için saf değiştirdiniz!..

Bunu yaparken de, planlı hareket ettiniz, büyük tepki almamak için “niyetinizi” kıvrak cümlelerin arkasına gizlediniz ve kuyu kazanlara malzeme verdiniz!

•

Daha açık yazayım; kurdurmayı planladığınız oyun içinde “Sayın Abdullah Gül” yer almaz!..

Sayın Abdullah Gül gazınıza gelmez!..

Sayın Gül, bugün Sayın Erdoğan’a yanlış yapanın günün birinde mutlaka kendisine de yanlış yapacağını görür.

Susun da, şöyle ağız tadıyla 1 Kasım’a yüklenelim; ülkemiz ara verdiği istikrara yeniden kavuşsun.

Bakın; Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki 30 Ağustos Resepsiyonu’nda; şehitlerimizin ruhları için Kur’an-ı Kerim okundu, bunu beş yıl evvel hayal bile edemezdik!..

Başkomutan’ın komutanlarla canlı bağlantısına şahitlik etmenin mutluluğunu yaşadık...

Geçmiş yılları hatırlayın, o karanlık dönemleri unutmayın...

 Şehit haberlerine “inat” kadehler tokuşturulur, alkol duvarları aşılır, dans, mans, atalarımızın kemikleri sızlatılırdı.

Kazanımlarımızın kıymetini bilelim!..

Delikanlı olalım!..

Bu yazıyı yazanın da, okuyanın da ölümlü olduğunu unutmayalım!..

BU NE ZULÜM!..

Akit’in Ankara Ekibi, Milliyet ile medya turnuvasında karşı karşıya geldi.

Sonuç: Akit 9, Milliyet Sıfır!.

Otuz olurmuş da, çok gol kaçırmışlar!..

Ne demeli bilmem ki!..

Serdar Arseven Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle