--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Vatandaşa “yanlış” yorum!..

Serdar Arseven
Serdar Arseven

AK Parti’nin yüzde 41’le tek başına iktidarı kaybettiği 7 Haziran seçiminden “Vatandaş koalisyon istedi” sonucu çıkaran çevreleri hatırlayın...

Bunlar içinde AK Parti’nin mümkün olan en kısa sürede “yamulmasını” can-ı gönülden arzu eden amansız Yeni Türkiye düşmanları olduğu gibi, AK Parti çevrelerinde yapışmış “menfaatçi” tipler de vardı.

Bunlar, AK Parti-CHP koalisyonunda da işlerini yürüteceklerini hatta çok daha güzel yürüteceklerini bildiklerinden “koalisyon propagandası” yaptılar.

Argümanları “yenilir-yutulur” cinstendi; “Siyasetimizdeki iki ana damar bir araya geldiğinde temel sıkıntıların aşılması çok daha kolay olur, karşılıklı anlayış ve diyalog ortamı tesis edilir, gerilimler azalır, kutuplaşma ortadan kalkar” filan.

Bu tiplerden “yaşı müsait olanların” 28 Şubat sürecinde neler yaptıklarını, nasıl sattıklarını, Uğur Dündar, Emin Çölaşan, Aydın Doğan zihniyetinin saldırdıklarına, “göze girmek için” nasıl hücum ettiklerini unutmak ne mümkün.

Her kritik dönemde, “maddi menfaatleri”, “kariyer plânlamaları” neyi gerektiriyorsa onu yaptılar.

İdare ettiler, “yandaş” göründüler, “candaş” göründüler...

Paralel yapı güçlüyken “Paralelci Vakıf”tan çıkmaz, o sayede “pozisyon” devşirirlerdi.

Sonra, sıkı “antiparalelci” oldular, 7 Haziran’da tek başına iktidar gidince bu konuda “kontrollü bir şekilde” yumuşadılar filan...

Sayın Erdoğan’ın biraz sarsılmaya başladığını gördüklerinde “ufak ufak saf değiştirme” vaziyeti almaya başladılar, durum değiştiğinde eski pozisyon, yine değiştiğinde bir başka pozisyon, fırıl fırıl!..

Öylesine geniş bir yelpazede hareket ediyorlar ki, yarın öbür gün, Allah muhafaza, 28 Şubat şartları geri gelse, öyle bir hava esse “oralarda” yerleri hazır, “buralarda” da kıvrak manevralarla işi götürüyorlar...

Omurgalı adam yaklaşırken çekinir, bunlar için her yol Paris!..

Sanki, “ölüm” yok, “hesap yok”, her şey “dünya” hayatından, “vadi”, “çukurambar” hayatından ibaret!..

Araçlar amaca dönüştü ne yazık!..

•

Yazım eksen kaymasına uğradı galiba, tam olarak bunlardan bahsetmek için oturmamıştım klavye başına.

Son seçimde vatandaşın verdiği mesajı “saptırma”ya çalışan “dahili unsurlara” dikkat çekecektim.

Son zamanlarda sık sık “Yeni Anayasa”nın alt yapı çalışmalarından bahsedilmekte, bu yapılırken de “bu işlerin aceleye getirilmemesi”, “bütün kesimlerin görüşlerinin inceden inceye alınması”, “toplumsal mutabakatın sağlanması”, “Başkanlık sistemi tartışmasıyla yeni gerilimlerin oluşturulmaması” yollu cümleler etrafında bir “tuzak” kuruluyor.

Bu cümlelerin “arka planındaki” amaçları sezebilmekten öte, görebiliyoruz.

“Yeni Türkiye” son derece istikrarlı bir yapı anlamına gelir, “Yeni Türkiye”de bir takım “lobi”lerden ziyade vatandaşın ağırlığı hissedilir, bu da hariçteki ve dahildeki bazı unsurların işine gelmez!..

Vatandaşın 7 Haziran’da verdiği mesajı “koalisyon talebi” olarak değerlendirdiklerinde şiddetle karşı çıkmıştık bunlara, 1 Kasım sonuçları şükür bizi doğruladı.

Bu seçimlerde de vatandaşın verdiği “temel mesajın” altını ısrarla çiziyorum:

“Ey AK Parti!” dedi vatandaş:

“Kredim sonsuz, sınırsız değildir. Bugüne kadar çok iyi işler yaptın ama bazı işleri de içinden çıkılması son derece güç hale getirdin. Artıların eksilerinden çok daha fazla olduğu için, an itibarı ile daha iyisi olmadığı için, yedi düvelin saldırısına maruz kaldığın için oyumu bir kez daha sana veriyorum. Yeni Türkiye için Yeni Anayasa şart, bunun için seni neredeyse tam yetki ile donatıyor, bütün mazeretlerini elinden alıyorum! Ne yapacaksan, bir an evvel yap artık!”

•

Vatandaşın net mesajını saptıranlar ise bu işlerin zamana yayılmasını talep ediyor.

Evet “acele etmek” doğru değil ama uzatmak da son derece yanlış olur.

Birkaç ayda bir yere getirmek lazım bu işleri...

Yoksa...

Vatandaşın estirdiği rüzgarın “gücü” gittikçe kesilmeye ve gündem değişmeye başlar...

Sonra...

Hadi...

Yeni aynı tartışmalar, yine bir seçim, yine bir “Ey Aziz Millet!” furyası...

Olmaz.

Özgürlükler beklemez, bu sistemle “yıllar yılı” gitmez!..

Serdar Arseven Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle