--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Türkiye Cumhuriyeti’ni “Osmanlı azâmeti”ne taşımanın nesi kötü?

Serdar Arseven
Serdar Arseven

BM Genel Kurulu münâsabetiyle ABD’de bulunan Başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu’na refakatimiz devam ediyor. Etrafta “memleketlerinde önemli” nice adam var; New York caddelerinde, kaldıkları otellerin lobilerinde filan rastlıyor, konuşma imkânı buluyorsunuz.

Buranın sokakları, caddeleri, kafeleri, bilhassa da teras kafeleri her ülkeden her kavimden insan kaynıyor. İstanbul bu açıdan çok canlıdır, New York’un “kavimler cümbüşü” İstanbul’a nice tur bindirir vaziyette.

 “Azınlıklar”, BM Genel Kurulu dolayısıyla misafir ettikleri devlet adamlarının otellerinin çevresinde olduklarından her adımda sohbette birileri ile karşılaşıyorsunuz, muhabbet için müthiş bir ortam.

•

Türk olmak, Türkiyeli olmak gerçekten çok güzel, bunu buralarda çok daha iyi anlıyorsunuz.

Türkiye’nin son otuz yılda, özellikle de son 13 yılda nereden nereye geldiğini, AK Parti’nin Türkiye’yi “ne hale getirdiğini” net bir şekilde görüyorsunuz.

 “HALAL” yiyecek satın aldığınız sokak büfesinin patronu Arap size, “Türk müsünüz?” diye soruyor.

Sonra…

Recep Tayyip Erdoğan’dan bahis açıyor.

“Türkiye inşallah daha da iyi olacak!” diyor.

“Polat Alemdar”dan söz ediyor, “Murat Alemdar” diyerek.

Mısırlı şoför ,“Bizim SİSİ burada” diyor, gözlerinde öfke...

“Meydanlarda belki 20 bin belki 200 bin belki de 2 milyon insanı katlettirdi, dünyanın umurunda değil! Zalim!”

Hac’daki kayıplarımız, Suriye, Irak’taki kayıplarımız, Anadolu’daki kayıplarımız, hepsini sıralıyor…

“Türkiye” diye devam ediyor:

“Türkiye olmasa derdimizle ilgilenen yok. Recep Tayyip Erdoğan, Allah ondan razı olsun. Ama yiyecekler adamı Allah muhafaza, Siyonist kafayı taktı!” 

Saat farkı vurunca sıkı bir kahve şart oldu.

Bir adamla el ele bayan…

Arkadaşlarla kafeye giriş kalabalığını aşmak için çaba sarf ettiğimiz sırada, “Hangi dil bu konuştuğunuz?” diyor.

“Türkçe”.

“İngiliz”miş esmer yarı çekik gözlü bayan; “Babam Türkmenistanlı, ben kendisini hiç görmedim ama öyle derler, gözler de ondan böyle!” 

Adamla el ele pozisyonda, “dış politika” çekiyor kadın; “Türkiye, imparatorluk günlerine dönmek istiyor, öyle değil mi?” sorusu manidar.

Nerelerden nerelerden insanlarla konuşuyoruz; Türkiye’den bahis açılınca, bizi ne kadar çok tanıdıklarına hayret ediyoruz, hele Recep Tayyip Erdoğan’ı tanımayan yok.

Çok ilginç; kendisini şu veya bu kıvamda ezilmiş, dışlanmış- hisseden hangi milletten adam varsa, hepsi Recep Tayyip Erdoğan’ı biliyor, seviyor, güç odaklarının Recep Tayyip Erdoğan’ı “bitirmek” istediklerini söylüyor.

Akit’te ne yazıyorsak, onlar söylenenler…

Hepsi mi Akit abonesi, böyle bir durum sanki!

Buralarda çok iyi bilineni bizde bilmeyenler, görmeyenler var hayret!

Türkiye’de nice “mağdur” var, bunlarda bu kadar yüksek düzeyde bilinç ittifakı göremiyorsunuz; içlerinde Recep Tayyip Erdoğan karşıtı nice adam…

Burada ise Recep Tayyip Erdoğan karşıtları, çok ilginç; Siyonistler ile “bir kısım” İranlılar!..

Ülkelerin devlet yetkilileri nezdinde çok sıcak hislere “mazhar” olan ülke değil Türkiye…

Büyüyor, güçleniyor olmamızın yol açtığı “endişe” açıkça görülmekte.

O devlet yetkililerin sözde “temsil” ettikleri hemen her kavimden “sokaktaki” insan ise Türkiye’ye bambaşka nazarlarla bakıyor.

Sanki, Osmanlı!..

Hani, Osmanlı’nın o  gittiği yerde “kral, derebeyi, ruhban  zulmüne” son veren gücünü, adaletini, merhametini arar gibiler.

MÜLTECİ İŞİ ZOR OLDU AMA HAYIRLI OLDU!

Akşamki Türk Toplumu ile bayramlaşma oturumunda Başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu’nun dile getirdiği gibi…

Türkiye’nin 2 milyon Suriye’den, 200 bin de Irak’tan mülteci kabul edebilecek, bu yükü tek başına omuzlayabilecek bir ülke olduğu şimdiye kadar göz ardı ediliyordu.

Mülteciler, “faşist batı”nın kapısına dayanınca, Türkiye’nin ne büyük iş yaptığı çok daha belirgin bir şekilde ortaya çıktı.

Bütün bir “batı”, bizim fedakâlığımızın, yardımseverliğimizin boyutları karşısında “sinek” gibi küçücük kaldı.

Osmanlı’nın “adalet” ve “âzameti”nden izler ortaya çıkıyor bugün.

“Osmanlı” ismen yıkıldı, dün dünde kaldı da..

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni “Osmanlı” azametine, merhametine yükseltmenin nesi kötü?

Bizim için, ezilen milyarlar için her tarafı iyi; sömürü çarkına ot tıkamak, mazlumlara uzanan güçlü el olmak niçin kötü olsun?..

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Osmanlı “azâmetine” ulaştım mı zâlimler yandı!..

Hiç şüpheniz olmasın “YENİ TÜRKİYE”ye karşı kurulan bir  “zalim” ittifakıdır!..

“Otorite”nin değişmemesi içindir gayretleri, kafayı çalışalım!

“1 Kasım”a doğru bu şuurla yürüyelim!.. 

Serdar Arseven Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle