--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Trabzon’dayız

Serdar Arseven
Serdar Arseven

ELDER adlı bir dernek var, açılımı Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği.. Belki bilirsiniz; büyük ihtimalle bilmezsiniz.

Başkanı Nihat Özdemir, onu muhakkak bilirsiniz, Fenerbahçe camiasının önde gelen isimlerinden, Yeni Türkiye vizyonunun öne çıkan şahsiyetlerinden,  Recep Tayyip Erdoğan sevdalısı bir işadamı…

Ankara Ekonomi Müdürümüz Şakir Kurter’le birlikte onun düzenlediği etkinliği izliyoruz.

Programın Onur Konuğu Berat Albayrak, Enerji Bakanımız.

Bir başka bakan, Trabzon Milletvekili Süleyman Soylu burada, Meclis Enerji (vs.)  Komisyonu Başkanı Ziya Altunyaldız, Enerji Piyasası Denetleme Kurulu Başkanı Mustafa Yılmaz, Ak Parti Trabzon vekilleri vesaire…

Enerji, elektrik meselelerine ilişkin haberlerimizi okursunuz.

Birkaç gözlem takılayım buradan:

Baktım; güvenlik tedbirleri, hassasiyetler, itina ve bazı konuşmalardaki “kıvam” dikkat çekiciydi.

Trabzon’u bu kez bir başka heyecanlı gördüm.Sayın Albayrak da sektör önde gelenlerine hitap konuşmasında, elektrik işinin özel sektör ayağına, “Dertlerinizi dinlerim, sizin her türlü makul talebinizi karşılamaya çalışırım ama vatandaşı mağdur ederseniz işin sonu fena olur!” mealli ifadelerle çok önemli uyarılarda bulunuyor.

“Önce Millet” yaklaşımı bu.

“Vatandaşı mağdur edeni mağdur ederim!” mesajı nete yakın.

Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan gibi “vatandaşı önceleyen” yaklaşımları dikkat çekiyor Sayın Bakan’ın.

Uzunca bir süredir kendisini takip ediyor, “videolarını” özel olarak izliyor, hal ve hareketlerinden “ileriye” dönük mesajları çıkartmaya çalışıyorum.

Hatırlarsanız; 

Kendisinin önce milletvekilliğine sonra da Enerji Bakanlığına getirilmesine camiadan karşı çıkanlar olmuştu.

Ben bu karşı çıkışlara “1 Kasım’a giderken… Berat Albayrak” başlıklı yazımda karşı çıkmıştım. (16 Eylül 2015 tarihli Yeni Akit)

O süreçte CHP ile koalisyon arayışlarının medyadaki en hızlı muhalifi bendim.

 “CHP ile koalisyon ihanettir!” mesajını vermekten çekinmemiş ve dahi CHP ile koalisyon arayışlarını “sabote” eden manşetlere imza atmıştım!

Çok ilginç bir durum; o günlerde bazı Ak Partililerin bana saldırılarında artış meydana gelmişti.

Ve hatta…

Sayın Berat Albayrak hakkındaki yukarıda tarihi verdiğim yazımın altına yapılan yorumlara baktım…

Bana çakım çakım çakan nice yorum sahibi var.

(yeniakit.com.tr- ‘1 Kasım’a giderken… Berat Albayrak’ başlıklı yazı…)

İfadeler birbirine benziyor ve belli merkezlerin “yorum” yağdırdığı anlaşılıyor.

Yorumların kıvamından, bunların kaynağını da çıkartabiliyorsunuz.

Bunlar kötü işler…

Yani…

İnsanların makam, mevki için birbirlerini hırpalamaları, sataşmaları, beklentilerle aşırı övmeleri, yermeleri filan…

Sayın Davutoğlu Başbakanken “kardeşlik hukuku”ndan bahsedenlerin son günlerde nice saldırdıklarını görüyorum da…

“Değer mi?” diyorum.

En iyisini Sayın Erdoğan ve Sayın Davutoğlu yapıyor, “Bir kısım medyaya” malzeme vermeme hassasiyetini ortaya koyarak!

Ben, Trabzon’daki bazı konuşmalarda Sayın Berat Albayrak’ın şahsına değil de, “Başbakan olma ihtimaline” selam çakma kıvamı gördüm .

Kendisinin “baba dostu”yuz, sevgimiz bellidir, bu sevgimizde eksiklik olmaması, kalbimizi saf ve temiz tutmamıza bağlıdır.

Yani…

Ortam beni çok rahatsız ediyor; daha düne kadar “Biz Davutoğlu ekibindeniz” diyerek ortalıkta gezen bazı “gazetecilerin” şimdi en amansız Davutoğlu düşmanı olmaları mesela…

Düne kadar Gazeteciler Yazarlar Vakfı’ndan çıkmayan ve oradan pozisyon dilenen kimi meslektaşlarımın, günün birinde en amansız paralel karşıtı olarak öne çıkmaları mesela…

Sosyal medya üzerinden, köşelerinden birbirlerini tehdit etmeleri…

“Erdoğan’a en yakın adamlardan biriyim!” havası basmaya çalışmaları…

“Patron Erdoğan’dır, diğerleri gelir gider” yollu yazı başlıkları ile “göz kırpmaları!”

Şöyle bir durum telkin ediyor bana; hani diyorum ki, günün birinde Sayın Erdoğan “düşecek” olsa bir “darbe” de bunlardan gelir.

En fazla övenden korkacaksın, en fazla kralcı kesilenden!..

Geçtiğimiz günlerde bir kanaldan bağlandılar…

Soru “Sizce Başbakan kim olmalı?” şeklindeydi.

“Bu soruyu sorulmamış kabul ediyorum” dedim:

“Benim işim mi bu? Sizce Başbakan kim olmalı! Bu en az, Davutoğlu artık çekip gitmeli demek kadar çirkin bir tavır olur. Mevcut şartlarda kimin olması daha muhtemeldir denilebilir ama hangisi Başbakan olmalı sorusuna hele bir gazeteci olarak cevap vermem çok ayıp olur!”

Meseleyi kişiler bazında ele alanlar, “çıkar” peşinde koşanlardır.

Ben, belki kırk yazımda ifade ettim…

“Öyle bir sistem kurulsun ki, değil Başbakan, Devlet Başkanı gitse değişen pek bir şey olmasın!”

Ağaca dayanma çürür, insana dayanma ölür.

Mesele budur.

Kimin Başbakan olacağı beni zerre kadar ilgilendirmiyor; kim olursa olsun, “dostları birbirine kırdıran” bu saçma sapan düzen değişsin yeter.

Değişir mi?

Sanki…

Bir ve daha güçlü bir “seçim zaferi” gerekiyormuş gibi.

Sayın Erdoğan bir partinin başına geçse… Bir “erken seçim” olsa…

Ve hep birlikte şöyle bir daha yüklensek…

“Üçte ikiyi vursak!” 

 

Serdar Arseven Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle