“Tartış”ma!..
Efendimiz (s.a.v.);
“Ya hayır konuş ya da sus!” buyuruyor.
Bu emre uyulsa şüphesiz herkesin aklı, kalbi huzur bulacak.
Bugünün tartışmaları birer savaş gibi.
İnsanlar birbirlerini sürekli olarak kırıyor.
Her yerde, her köşede tartışma.
İnsanı böylesine bir mücadeleye iten ana sebep, muhatabı üzerinden kendisini faziletli, üstün, doğrudan yana gösterme isteğidir. Bu, terbiye edilmemiş bir nefsin, kötü ahlâkın alametidir. Çünkü kendini daha üstün, iyi, doğru gösterme çabası kibirdir, büyüklenmedir. Kibir ise bir ateştir, kişide iyilik, güzellik namına ne varsa yakar, yok eder.
İnsanlarla tartışan, üstünlük mücadelesine girenler nefsin helak edici kötü sıfatlarını kuvvetlendirmiş olur. Böyle davranmak, çirkinliği yanında başkasına eziyeti de kapsadığından sürekli günah olarak yazılır.
Üstün gelme mücadelesi ortamda öfkeyi artırır, muhatapları hak ya da bâtıl ayırt etmeden konuştuğunu savunmaya sevk eder. Kavga ve sürtüşmeye sebep olur. Bu da başlı başına bir eziyettir.
Tartışmak, kendini üstün bilmekten, yani kibirden kaynaklanır. Kibir ise her iyiliğe engeldir. İnsanın hep kendini haklı göstermesi, başkalarının kalbini kırması, gönlünü incitecek söz sarf etmesi kötü huyun en belirgin alametlerindendir.
Kişi sıkı bir tartışmacı olsa ve insanlar da bu kabiliyeti sebebiyle onu övse, o kişi halk tarafından kabul edildiğini, üstün biri olduğunu düşünür. İşte o zaman tehlike daha da büyümüş demektir.
İnsanda öfke, kibir, gösteriş, makam sevgisi, kendini üstün görmek gibi sıfatlar hâkim olduğu zaman bunlardan kurtulmaya kolay kolay güç yetiremez. Bu huylardan birini temizlemek büyük bir gayret ve mücahede isterken hepsiyle nasıl baş edebilir? Tartışmada ise bütün bu kötü hallerin tamamı mevcuttur.
TARTIŞMANIN ZARARLARI
• Tartışan kişi haklı olduğunu karşı tarafa kabul ettirebilmek için sert, hırçın, öfkeli davranır. Sert ve öfkeli bir kimse ise kontrolünü kaybeder, aklı ile hareket edemez. Muhatabının doğru sözlerine kulak veremez ve kendi yanlışlarını savunmaya devam eder. İtiraz ve muhalefet etmeyi alışkanlık haline getirmek, kimsenin sözünü kabul etmemek çirkin bir huydur.
• Hakkı açıklamak niyetiyle de olsa başkalarını mağlup etmek için yapılan tartışmalar zararlıdır. Bir kimsede tartışmada galip gelme hazzı karşısındakinin ağzından gerçeği duymaktan daha hoş gelirse kötülüğe batmış demektir. Derhal kendini hesaba çekmesi, nefsini terbiye etmesi gerekir.
• Tartışma ve cedelleşme kindarlığa yol açar. Tartışma hiç şüphesiz dostlar arasında kin ateşini körükler. Fikrinin kabul edilmediğini gören tartışmacı muhatabına kin duyar, bazen ömür boyu affedemez.
• Tartışmak, karşıdaki insanı cahil yerine koymak, sen bilmezsin, ben bilirim demektir. İnsanları cahillikle suçlamak öfkeye sebep olur. Bundan da bir fayda elde edilmez.
• Tartışmanın insanı zorladığı günahlardan biri de gıybettir. Tartışmacı, hasmının sözlerini naklederek, o şöyle dedi, ben şöyle cevap verdim diyerek gıybete düşer.
• Tartışmacı galip gelirse övünür, kendisiyle gurur duyar. “Şöyle şöyle dedim, susturdum!” der. Kendini beğenmişlik ise yasaklanmış bir haldir.
• Tartışmada üstün gelmek için muhatabın kusurları sayılır, dökülür. Müminin kusurlarını ortaya dökmek ise yasaktır, günahtır.
• Tartışma esnasında galip gelme isteği ile yalana ya da zanna başvurulur ki bunlar da yasaklanmıştır. Ayrıca dinleyicilerin gözüne girmeye çalışmak da riyayı beraberinde getirir. Tartışmanın hararetiyle bu günahlardan kaçınmak hayli zordur.
• Tartışmak gerçeği inkâra yol açar. Gerçeğin rakibin ağzından çıkmasından hiç hoşlanılmaz ki bu da kişinin maneviyatı açısından bir felakettir.
• Tartışma inada sebep olur. Bu inatla doğruyu kabul etmek imkansızlaşır.
• İnsanlarla cedelleşen, münakaşa eden kimse mürüvvetsiz olur. Böyle insanlar başkaları tarafından sevilmez, dostları olmaz. (Siraceddin Önlüer)


