“Sözlerimi yer oldum!”
Uzun yıllar önce, İstanbul’un “Tophane”sin-deki “Kumbaracı Yokuşu”nda bulunmam gerekmişti.
Bindiğim taksinin şoförü, taaaa o yıllardan “bildik” çıktı.
O semtin çocuğuydu, şimdilerde Bağcılar taraflarında yaşıyormuş.
Geçmiş vakti yâd ederken dedi ki:
“Bilirsin, bizler ibadetlerimizde ağır aksaktık ama bugünkünden iyiydik be!..”
“Tophane’de evlerin kapıları kilitlenmezdi. Aklımıza gelmezdi, komşuya güvenmemek!.. Komşular can ciğer, herkes herkesin derdi ile ilgilenir. Bugün komşun ölüyor haberin yok; o günlerde iki hapşurana çorba taşırdık!..”
“Bugün?..”
“Bugün, komşu gelecek diye aklım çıkıyor!..”
•
Laf lafı açtı…
“Dost” çok samimi…
Dedi ki;
“Öyle bir hal geldi ki üzerime, sözlerimi yer oldum! .. Artık söz vermeye korkuyorum çünkü sözlerimin çoğunu tutmuyorum!”
“Ya da tutamıyorum, neyse!”
•
Taksici elektrik kurumundan emekliymiş, yaş 61.
Çok şey söyledi…
İstanbul’un “trafik çilesi”ni unutturan bir muhabbet…
Geleceğimiz yere yaklaştığımızda, bir kenara çekti…
Torpido gözünden bir “kağıt” parçasını çıkarttı.
“Bir dakikanı alacağım!” dedi.
İndi.
Kırtasiyeci dükkânına girdi.
“İki dakika” kadar sonra geldi.
“Buyur” diyerek elindeki kâğıdı verdi.
“Bu yazıyı yaz da millet okusun!..”
“Gülistan yazıları” notu var bir kenarda…
“Söz ver” dedi.
Vermedim.
“Allah aşkına” dedi…
“Böyle bir taksicinin karşıma çıkmasında da vardır bir hikmet”… dedim.
Söz verdim: “Ahde vefa…”
Söz vermek, verdiği sözde durmak, yaptığı her işte ve anlaşmada sadık kalmak.
Özü ve sözü bir olmak.
Kelime anlamıyla, ‘ahid’ sözlü ve yazılı olarak tespit edilen anlaşma demektir. ‘Vefa’ da yapılan anlaşmanın icaplarını bütünüyle yerine getirmektir.
İnsanlığın İlk Ahdi…
İnsanlığın en eski sözü, ‘misak’ı bir ahdi vardı: “Evet sen bizim Rabbimizsin” Bizler Rab olarak seni biliriz, sana iman eder ve ancak sana kulluk ederiz…”
İnsanlık, ilk ahdini bu şekilde ikrar etmişti Rabb’ine karşı. Bütün Peygamberler de ümmetlerine verdikleri bu sözü hatırlatarak, onlara gerçek, doğru ve sağlam yolun ne olduğu göstermişti. Kimisi iman etmiş kimisi de etmemişti…
Ve Allah-u Zülcelal verilen bu sözü son bir kez daha şu şekilde hatırlattı: “Kıyamet günü de, biz bunlardan habersizdik demeyesiniz diye, Rabbin âdemoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı. Onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ (Onlar da) ‘Evet buna şahit olduk’ (sen bizim Rabbimizsin), dediler.”
Öncelikle yerine getirmemiz gereken ahid, Allah-u Zülcelal’e verdiğimiz ahittir. Müslüman, iman etmekle, imanın gereklerini yerine getirmeye söz vermiş olmaktadır. İmanın derecesi de söz vermiş olduğu ahde sadık kalıp kalmamasıyla ölçülmektedir.
“Mü’minler içinde öyle yiğitler vardır ki, Allah’a verdikleri sözlerine sadâkat gösterdiler. Onlardan kimi ahdini yerine getirdi (çarpıştı, şehid oldu) kimi de sırasını beklemektedir. Bunlar asla sözlerini değiştirmemişlerdir.”
Elbette böylesine sözünün arkasında duran müminlerin aşamayacağı hiçbir zorluk olamayacaktır.
Akabe Bi’atı’nda bulunanlar, Resulullah’a (sav) söz vermişlerdi: “Refahta olduğu kadar sıkıntıda, sevinçte olduğu kadar üzüntüde de O’nu (sav) destekleyeceğimize ve her konuda emirlerine itaat edeceğimize, Allah yolunda hiç bir kınayıcının kınamasından korkmayacağımıza, Allah’a asla şirk koşmayacağımıza, hırsızlık ve zina yapmayacağımıza, çocuklarımızı öldürmeyeceğimize, iftirada bulunmayacağımıza, hiçbir hayırlı işte Resûlullah’a muhalefet etmeyeceğimize dair bey’at ettik.”
Böylelikle onlar Yesrib’in (Medine) ilk Müslümanları oldular.
Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Onlar ahdini yerine getirenler ve verdikleri sözü bozmayanlardır.” Bu ayet-i kerimede muttakî Müslümanların ahidlerini ifa ettikleri ve verdikleri sözü yerine getirdikleri bildirilmektedir.
Diğer bir ayet-i kerimede de şöyle buyurulmaktadır: “Mü’minler emanetlerine, akitlerine riayet ederler.”
•
Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmaktadır: “Dört şey vardır ki bunlar kimde bulunursa o kimse halis münafıktır:
Kendisine bir şey emanet olunursa hıyanet eder, konuşunca yalan söyler, söz verince sözünde durmaz, kavga ederse baştan çıkar (adaletten ayrılır.)”
En dikkati çeken hadisi şerif ise:
‘Bizi aldatan bizden değildir!..’


