Sıkıldım böyle “muhafazakâr”lardan!..
Ankara’dan Konya, Konya’dan Diyarbakır, Diyarbakır’dan uçakla Van, Van’dan helikopterle Yüksekova, Yüksekova’dan tekrar helikopterle Van, Van’dan Ankara, oradan durmaksızın Amerika!
Başbakan Ahmet Davutoğlu ABD yolunda teker teker bayramımızı tebrik etti; uzun sohbetler, yorgunluktan eser yok.
Bu nasıl bir motivasyondur, nasıl bir aşktır?..
“Dünya” için asla yapılmaz, “Derdi dünya olanın dünya kadar derdi olur”muş, Sayın Davutoğlu gibilerin “tek derdi” var şüphesiz, “makbul kul” olmak!
Böylesine fedakâr, cefakâr memleket evlâtlarının, memleket önderlerinin tahkir ve tezyife muhatap olduklarını gördükçe zıvanadan çıkıyorum.
Adamlara bak, ne cesaret!..
Bu aziz milletten ilk turda yüzde 52’lik destek alarak “Külliye”ye çıkan Recep Tayyip Erdoğan’a, ailesine, yakın çevresine pervasızca, alçakça, rezilce sataşırken, Recep Tayyip Erdoğan’ı bağrına basan milyonların tepkisinden, hışmından zerre çekinmiyorlar!..
“İRİ GAZETE”de ne rezil Erdoğan-Davutoğlu karikatürleri çıkıyor; Türkiye’nin en büyük partisi AK Parti imiş, tek başına iktidara gelme ihtimali olan tek parti AK Parti imiş, medyada dengeler büyük ölçüde değişmiş, artık “Ak Parti ruhu”nun da gazeteleri, televizyonları –filan- varmış…
Zerre “takmıyorlar!”
Şöyle mi düşünüyorlar acaba;
“Bunlar aslında ve sadece güce inanır
Tayyip Erdoğan bir gitsin,
Ne dâvâ ne de ‘havuz’ kalır!”
•
Sonuçta bakıyoruz, 13 yılın sonunda bakıyoruz, bu şer odaklarının, misalse “İRİ GAZETE” patronunun filan bu işten zararlı çıktığı yok, katladıkça katlıyor, büyüdükçe büyüyor, güçlendikçe güçleniyor; vergisi-algısı yerinde, vurdukça semizleniyor.
Başka semizlenenler de var; bir dönem “sıkı Erdoğan”cı takılıp, böyle takılmayı “PİAR”a dönüştürmek suretiyle “köşeleri dönen” “neo-muhafazakar” takımı; onlar da “Erdoğan AK Parti’ye zarar veriyor” iftirasını bin bir kıvrak figür ile gündeme getiriyorlar…
Hesaplarınca Erdoğan yolcu, “gelene ağam, gidene paşam”!
Böyle hesaplar işte azizim; “muhafazakâr” takımında “satış” gelenekselleşmiştir…
“Satış” İslami tavır değil, muhafazakar tavrın da İslam ile alâkası yok zaten!..
•
Ben bu işlere çok kızıyorum, bozuluyorum, bu türden muhafazakarlar ne adamlardır böyle!..
Bendeniz hiç muhafazakar olmadım; “ultra laik” bir çevrede yaşarken, nasip oldu okumalar, tefekkür, okumalar, tefekkür (…) “musalli” olmaya karar verdim.
O gün bugün, birşeyler yapmaya çalışıyorum.
Çok şey yaptığım söylenemez ama kötü şeyler de yapmadım; adam satmadım mesela, kuyu kazmadım, adam ispiyonlamadım, göze girmek için aldatmadım, şirinlik yapmadım, o biçim “şirket”lere “şerik” olmadım, risk almaksa şükür, boyumdan büyüklerini almaktan kaçmadım.
Az harca ki, zincirin kalınlaşmasın!..
Bu kafayla yaşadım, ayak yorgan dengesini hiç ihmal etmedim…
Ne var ki, genel vaziyetler beni de etkiliyor haliyle.
Kızıyorum, bu memleketin değerlerine düşman takımının cesaretine ve “bizim” dediklerimizden kahir ekseriyetin “tırsık” hallerine!..
Gazetenin biri, paçavra maçavra, mevkute ya, gazetenin biri, Sayın Erdoğan’ın “Milli vekil” talebine, AK Parti’deki Kürt, Zaza, Ermeni, Yunanistan göçmeni vs, bakanlarla düz vekilleri sıralayarak cevap vermiş.
“Tayyip’e göre bu Ak Partililer ne?..”
Irkçı, mırkçı, cesur!..
Demiyor ki,
“Maliye”, “Sigorta” vs. bunların elinde, fazla bulaşmayak!..
Demiyor ki,
“Bunların milyonlarca sağlam destekçisi var, en iyisi hiç bulaşmayak!
Şimdi…
O bakanlar, düz vekiller teker teker dava açsalar…
Yetmez, o sıralanan etnik gruplardan “AK Partili” vatan evlatları teker teker dava açsalar!..
Vakit gazetesine yapmadılar mı, zincirleme davalar, batırana kadar, 312 paşa filan!..
Amaaaan, sıkıldım bu işlerden, muhafazakarın biri Sayın Erdoğan’a bir başkası Sayın Davutoğlu’na, bambaşkası da Sayın Abdullah Gül’e yakın olma, bu yakınlık üzerinden “PİAR” vesaire oluşturma derdinde…
Bunların ‘kısm-ı azam’ı da (Şapka işaretinin olmamasına bakmayın, nereye koyacağımı bilemedim bu sinirle!) yarın öbürgün “Şahin Medyası”na kapak atmanın, bir nevi AHC, nam-ı diğer “hergele” olmanın peşinde!..
Amma kavanoz dipli dünya!..
Çekip gitmeyi düşünüyorum bazen; ya çekip gidecem ya işin içine dibine kadar girecem!..


