--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sayın Erdoğan’ın sözlerini öyle bir saptırdılar ki!..

Serdar Arseven
Serdar Arseven

Yani, pes…

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Kobani’ye ilişkin sözleri ancak bu kadar saptırılabilirdi.

Paralel mevkuteler, televizyonlar ve taşeronları öyle bir saptırmaya imza atmış ki…

Pes!..

•

Tam da bu ortamda…

Derin PKK ile ona yön veren “Üst Akıl” işbirliği halinde Türkiye’yi kan gölüne çevirmek istiyorken…

Bizler de, “ırk” farklılığının asla üstünlük göstergesi olamayacağına, Cenab-ı Allah’ın hiçbirimizi “ırkımızdan” dolayı sorguya çekmeyeceğine ısrarla vurgu yaparken…

Birileri “çatışma çıksın”, “sokaklar kan gölüne dönsün” ve böylece “idare devrilsin” diye yırtmadık yerlerini bırakmıyor.

Son tezgâh…

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözüm ona “Kobani Kürt değildir, Araptır! Bu da böyle biline!” demiş!..

Kuyruklu yalan.

O seyahatte ben de vardım

Estonya dönüş yolunda, yaklaşık bir saatlik sohbetimiz oldu.

Sayın Cumhurbaşkanı orada ısrarla “Türk”, “Kürt”, “Arap” diye bir ayrım yapmadığını defalarca vurguladı.

Haber metinlerinde de bu vurgular yer aldı.

“BİZİM DERDİMİZ KOBANİ HALKI!”

Mesela, şunları söyledi:

“Biz, Suriye’den ülkemize geçenlere şu ana kadar 4,5 milyar dolar destek vermiş bir ülkeyiz. Buna rağmen, ‘Siz ne yapıyorsunuz? Ne yediriyorsunuz, ne giydiriyorsunuz, bunun kaynakları nereden geliyor?’ diye kimse bize sormuyor. Ülkemize 1 milyon 600 bin insan geldi, koskoca Avrupa’nın aldığı sığınmacı sayısı 130 bin. Hal böyleyken, PYD’nin başındaki kişi çıkmış, sıkılmadan, ‘Türkiye bize yardım etmiyor!’ diyebiliyor. Biz zaten sana yardım etmiyoruz. Bizim derdimiz Kobani halkı; nitekim, Kobani’deki mağdur mazlum durumda kalmış olan insanlara kapımızı açtık. Oradan 200 bin insan geldi ülkemize. Biz, Kürt’müş Arap’mış biz buna bakmayız. Yaptıklarımız ortada, Türkiye daha ne yapacak? Türkiye üstüne düşeni fazlasıyla yaptı.”

•

Bu “Kobani Kürt değil, Araptır” meselesi nereden çıktı?..

Şuradan…

Sayın Cumhurbaşkanı,

Kobani ile alakalı olarak, orası aslen, Kürtlerin midir yoksa Arapların mıdır tartışmasına girmek istemediğini söyledi.

Oranın orijinal isminin Ayn’el Arap olduğunu belirtti.

Bununla birlikte kendilerinin meseleyi “Arap-Kürt-Türk” meselesi olarak ele almadıklarını söyleşi boyunca tekrar etti.

Cımbızla ve saptırma yoluyla duruma el koyan “paralel ekip” ise meseleyi aldı, “Erdoğan Kürtlere böyle kıymet vermiyor!” çarpık mesajının çıkmasına müsait hale getirdi.

Oysa…

Kürtler için neler neler yapıldı, hem yurtiçinde hem yurtdışında…

ESED’E DEDİM Kİ, “VER BU KÜRTLERİN PASAPORTUNU!”

Sayın Cumhurbaşkanı’nın “Kürtler”e nasıl sahip çıkıldığına dair sözlerinden bir özeti vereyim de, mesele anlaşılsın:

“O zaman Esed biliyorsunuz, Kürtleri daha tanımıyordu.  O zaman ben ona şunu söylüyordum. Aramızda muhabbetin olduğu zamanlarda,  Esed’e diyordum ki, ‘Bunlar senin vatandaşın. Bunlar bu topraklarda yaşıyor, bunları vatandaşlığa kabul edin, ver bunlara pasaportunu.’ Biz o zaman Kürtlerin hakkını böyle savunduk. Şimdi diyor ki (PYD tarafı) ‘Kürtlerin haklarını Erdoğan hiçbir zaman savunmadı’.” 

“BİZ SURİYELİ KÜRTLER İÇİN SİYASİ AF İSTEDİK!”

Devam ediyor Sayın Cumhurbaşkanı:

“Bunların yapılanlardan haberi yok. Biz Suriyeli Kürtler için siyasi af istedik. ‘Bunlara siyasi af çıkartmamanız burayı geriyor’ dedik. Bizim ricamız neticesinde birçok siyasi tutuklu serbest bırakıldı o zaman. Ben Başbakan olarak gittiğimde, yine ricalarımız oldu, yine bir grup siyasi tutukluyu o zaman bırakmıştı. Biz bu mücadeleleri verdik, Esed rejimi bugün PYD’ye silahlı destek verdiği gibi IŞİD’e de silahlı destek veriyordu. Türkiye’deki dürüst, samimi medyanın çok iyi takip etmesi lazım.”

•

Evet…

“Samimi medya”nın bunları çok iyi takip etmesi şart!.. 

Serdar Arseven Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle