Sayın Erdoğan’dan “delikanlı olun” çağrısı!
Yazı girişinde çakalım:
“Delikanlı Ak Partililere dahası bütün delikanlılara selam olsun.
Şer odaklarının aile boyu hedef aldığı Recep Tayyip Erdoğan’ı lâf oyunlarıyla ‘suçlayan’ AK Partili (!)lerin tamamı yamuk adamlardır. Her durumda maddi menfaate oynarlar ve maddi menfaatlerinde eksilme ihtimalini gördüklerinde anında satarlar!”
Muhterem Cumhurbaşkanımızın kızı Sümeyye Erdoğan Hanımefendi’ye yönelik aşağılık tavırları protesto için dün Ankara Adliyesi’nde düzenlenen etkinlikte kafamdan bunlar geçti, yazdım.
Devam!..
Sayın Erdoğan, Meclis içi muhalefete filan “delikanlı olun!” çağrısında bulundu.
Hay ağzınıza sağlık, beş yazımızdan en az birinde yer verdiğimiz bu çağrının Cumhurbaşkanımız tarafından dile getirilmesi şahane oldu…
“Delikanlı olun!” çağrısı, sadece “Meclis içi muhalefeti” ilgilendirmemeli, bazı Ak Partililer (!) de nasiplenmeli!..
Esasen burası çok daha önemli, zira, “milletin partileri”nin başlarına ne geldiyse, bünyelerine nüfuz eden “virüs”lerden gelmiştir.
Meşhur “misal”dir;
Demiş ki baltaya ağaç, “Sen beni kesemezdin ama ne yapayım ki sapın benden!”
Bir baltaya “sap” edilenler, günün birinde böyle ağacı keserler!..
Geçtiğimiz günlerde ne yazmıştık…
Hatırlatması bedava:
“Birileri; hem de Sayın Erdoğan’ın elinden tutarak, kabiliyet ve gayretlerinin asla ulaştıramayacağı makamlara, mevkilere taşıdığı birileri bugünlerde Recep Tayyip Erdoğan’a saldırıda şer odaklarıyla el ele!”
Böyle demiştik ki saldırılar, saldıranlar iyice gün yüzüne çıktı.
Gömdükleri silahlarını yüzeye çıkarttı omurgasız muhafazakârlar!.. (Omurgalı muhafazakarlara selam olsun!)
Boş yazmayız Allah’ın izniyle; takip eder, öğrenir ve uyarırız!..
“Delikanlılık” üzerine bir dizi yazı, hepsinde de “Siyonistler Erdoğan’ı nasıl olsa bitirecek, kendimizi kurtaralım” hesabına dikkat çekişimiz…
Bakın…
Tarih 21 Ağustos 2015…
Demişiz ki;
-Sayın Cumhurbaşkanımızın 14 sene evvel başlattığı “kökü mazide” AK Parti hareketi, son derece kritik bir noktada.
Önümüzdeki seçimden elde edeceği sonuç “tekrar” niteliğinde olursa Ak Parti ve çok daha önemlisi Türkiye büyük sıkıntılar içine girecek.
“Şer ittifakı” için bunu gerçekleştirmenin yolu belli; Sayın Erdoğan’ı gözden düşürebildikleri nispette başarı şansları artacak.
Bunu başarabilirlerse yani Sayın Erdoğan’ı silebilirlerse…
“Menderes, Özal yaptı olmadı, Erbakan’ın halini gördünüz. Erdoğan da Siyonizm’e kafa tutmanın bedelini ödedi. Ancak ‘biz’e itaat ettiğiniz müddetçe ayakta kalabilirsiniz!” mesajını vermiş olacaklar.
“Şeytan”ın milyon çeşit oyunu var.
Bu süreçte “öne çıkartılan” sözde “muhafazakâr aydın” takımına dikkat çekmek isterim:
Bunların AK Parti hareketine desteği tamamen “kariyer planlaması” olarak gördüklerini…
Sırtlarını birilerine yaslayarak ulaştıkları maddi imkânları, makamları, mevkileri kaybetmelerinden veya kaybetme tehdidini görmelerinden dolayı “fitne operasyonuna” destek verdiklerini üzülerek müşahede ediyoruz.
Bunların hesaplarını çok iyi biliyoruz; Sayın Recep Tayyip Erdoğan silinecek ve kafalarına göre bir zat ile devam edecekler. (Bu, Sayın Davutoğlu değil. Başbakanımız gibi ilkeli, düzgün insanlardan hoşlanmazlar, onları olsa olsa bir ‘geçiş’ adımı olarak tasavvur ederler.)
Bu “ılımlı muhafazakarlar” bir kısım medyanın “algı” yönetiminde ne kadar mahir olduğunu çok iyi bildikleri ve günün birinde mutlaka bu şer medyasına “sığınmak” durumunda kalacaklarını hesap ettiklerinden son derece kıvrak cümleler kullanıyor, “Suret-i Hak”tanmış gibi görünerek ve “özeleştiri” kavramına yaslanarak, “bu tarafa” atış yapıyorlar.
Bunu 28 Şubat sürecinde de yapmışlardı; o günlerde “Milli Görüş” camiası önde gelenlerine saldırıda bir kısım medyaya “muhafazakâr desteği” sağlamışlardı!
•
Evet…
Bir vakitler bir elleri “Pensilvanya’da” bir elleri de AK Parti’de olan bu adamlar, iki taraflı destekle çok önemli yerlere getirildiler.
Sonra sonra…
İşler karışınca, “paralelcilere karşıymış”, “onlarla çatışıyormuş” görüntüsü verdiler.
Şimdi…
“Durum kritik” diye, satış pozisyonuna geçtiler!..
•
Bunlara kaç kere “delikanlı olun” dedik ama…
“Karakter aşınması” o boyutlara varmış ki, en ufak bir tesiri olmadı!..
Daha tesirli “ilaçlar” kullanmak lazım, olmadı “ameliyat!”
Bu “ezik ve menfaatçi ruh” mutlaka “tedavi” edilmelidir!..
Bu ülkenin çok sevdiğimiz yönetenleri de, “güvenilir adam” seçme yöntemlerini gözden geçirmelidir.


