--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sayın Cumhurbaşkanı’na ne dedim de böyle oldu?..

Serdar Arseven
Serdar Arseven

Bir haftadır Başbakanımız Ahmet Davutoğlu ile New York’tayız.

Buraya gelmeden de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile Moskova’daydık.

Biz bu yoğunluk içindeyken…

Sayın Cumhurbaşkanı’na Moskova dönüş yolunda yönelttiğimiz bir soru etrafında nice tartışmalar oldu.

O kadar ki, New York’taki kardeşlerimizle bayramlaşma sırasında da bu konu gündeme geldi.

Yeni Şafak Ankara Temsilcisi Abdülkadir Selvi sorumuzdan hareketle bir şeyler yazmış, birileri de ona cevap vermiş…

Öte yandan paralelciler, Doğan takımından birileri ‘filan’ da çıkmış, meşreplerince konuya dalmış!..

Abdülkadir Selvi’nin yazısına baktım; benim sorum ana hatları ile var ama ayrıntılar olmayınca öz kaçıyor…

Hayatî derecede önemli bir tespiti içinde barındıran sorumuz “ekipler çekişmesi”nemalzeme yapılıyor.

Bu “ekip”lerin çekişmeleri beni hiç ilgilendirmiyor, bu çekişmelerde “memleketin” hayrına bir yan da göremiyorum!

Sancaktaroğulları ile Kararlıoğulları aileleri arasındaki çekişme memleketimin meselesi değil!..

Üstelik,

“Yeşil Vadi” ikisinin de olmayacak sonuçta!

• 

Lafı daha fazla uzatmadan, üzerinde nice tartışma yapılan Moskova dönüş yolundaki sorumuza gelelim öncesinden başlayarak:

Sayın Cumhurbaşkanımız, söyleşinin sonlarına doğru (işin biraz da “istişare” boyutuna taşındığı anlarda) algı operasyonlarına dikkat çekip, nasıl bir saldırı bombardımanına maruz kaldığımızı ortaya koyunca…

Dünyanın bütün karanlık odaklarının birlikte hareket ederek oluşturduğu karalama fırtınasına karşı koymanın ne kadar zor olduğunu belirtince…

Kendimce bir durum değerlendirmesi yaptıktan sonra sorumu yönelttim.

Abdülkadir Selvi sözlerimizi çok kırpmış, öyle olunca da mânâ hafif kaymış.

Ben ayrıntısıyla vereyim:

Dedim ki;

 “Sayın Cumhurbaşkanım, algı operasyonunun yoğunluğuna dikkat çekiyorsunuz. Evet, bugün algı operasyonu çok güçlü ama eldeki imkânlar da dünle kıyaslanamayacak kadar çok. Belediye başkanlığı seçim kampanyası döneminizi, 28 Şubat dönemini gözümün önüne getiriyorum da… Ne algı operasyonları yapılmıştı… O vakitler gazete olarak bir Akit vardı, bir de Şafak. Ama ses daha gür çıkar, algı operasyonları daha net bir şekilde karşılık bulurdu. Bugün işte; Cumhurbaşkanı, Başbakan (...) ve medyanın önemli bir bölümü, bunlar var ama algı operasyonuna cevap vermekteki yetersizlik de ortada. Yine de Akit veriyor en güçlü cevabı. Bu durumu neye bağlıyorsunuz, bir şeyler mi ihmal edildi, o ruh mu ihmal edildi, gençlik mi ihmal edildi?”

•

Sayın Cumhurbaşkanımız, bu soru üzerine gençliğin ihmal edilmesi gibi bir durumun sözkonusu olmadığını söyledi.

Algı operasyonunun çok yönlülüğüne ve şiddetine vurgu yaptı.

(Bu arada, Selvi araya girip “Şafak değil, Yeni Şafak” dedi.

Ben “Akit ve Şafak” dedim ya; “Yeni Şafak” demememe takılmış.

Ben de karşılık olarak “Yeni Akit’iz ama sadece Akit dedim. Yeni Şafak’a da sadece Şafak dedim. Bu ‘Yeni’lere bu kadar takılmanın mânâsı yok” karşılığını verdim ama gürültüde kaynamalar oldu, Selvi’nin yazısında da kaymalar olmuş. Kötü niyetten değil, yazıdaki konu fazlalığından olmalı.)

Evet, “Sancak” grubu ile “Karar” grupları arasında tartışma meydana getiren mevzu bu.

Tartışmanın kaydığı alanların da benim mevzumla, derdimle, dertlerimle alâkası yok.

•

Memleketin bunca meselesi varken, bunca kara propaganda yapılıyorken, başımıza nice çoraplar örülüyor, bu ülkede hâlâ Besmele’ye saldırılıyorken…

 “Sapkınlar için” TOMA’nın üzerine çıkan Mahmut Tanal’ın sergilediği cesaretin, kararlılığın yüzde birinin bu ülkenin bir vakitler “toprak kokan” aydınları tarafından gösterilemiyor olması zoruma gidiyor.

Çukurambar bozdu ruhu, Etiler, Fındıklı bozdu!..

(Vaktinde de Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı civarları ile sıkı münasebet bozmuştu!)

“Zaman” içinde neler oldu?

İşte…

İmkânlar arttıkça “samimiyet” azaldı, “ruh” gevşedi, “dünya sevgisi” ağır bastı, “kaçmasından endişe duyulan konfor, rahat” uğruna ne güneşler battı!..

“Gençler ihmal mi edildi?” dememin de bu bağlamda anlamı var; medya-mız-a bakın; kaç tane “genç” yetişildi “Fişşşek gibi, zıpkın gibi”!

Buraya bakın…

Efendiler!..

Musibetlerden ders almamız, bir şeyleri değiştirmemiz gerekmiyor mu, o 28 Şubat sürecindeki “mücadele ruhu”ndan izler taşımamız gerekmiyor mu?

“Akit Ankara Temsilcisi Serdar Arseven”, hoşa gitmeyeceğini bile bile “şuur” eksikliğine vurgu yapıyor!..

“Ekip”çilik yapsaydı böyle davranmazdı kuşkusuz!..

“Dünya” derdi, “İki kulplu bir kazan, tut bir ucundan sen de kazan!”

Bugünkü yazımızı şöyle bitirelim mi dostlar:

 “Fakirlik bir nimet imiş, her kula nasip olmayan!”

Serdar Arseven Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle