Savaş Mağduru Kadınlar!..
Başkanlığını gayretli çalışmalarıyla hayli vakittir dikkatimizi çeken Sare Aydın Yılmaz hanımefendinin yaptığı KADEM (Kadın ve Demokrasi Derneği) ile Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın ortak yapımı “Savaşın Mağdur Ettiği Kadınlar” konulu uluslararası panel için Gaziantep’teyiz.
Güneydoğu Bölge Temsilcimiz Mehmet Aytekin’le birlikte bu geniş kapsamlı programı takip ediyoruz.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın muhtereme kızları Sümeyye Erdoğan ile Başbakanımız Ahmet Davutoğlu’nun muhtereme eşleri Op. Dr. Sare Davutoğlu hanımefendi programın şeref konukları.
Antepli etkinliğe büyük ilgi göstermiş, salon tıklım tıklım dolu.
Bize ayrılan yer kapılmış, biz de başkasına ayrılan yeri kapmak zorunda kaldık…
Çaresiz!..
•
Baas rejiminin katlettiği yüzbinlerce Müslüman’dan en az 15 bininin kadın ve çocuk olduğu biliniyor.
Burada gösterilen “Haykırış” adlı belgeselde, kadın ve çocukların dramı bütün yönleriyle ortaya konulmuş…
Yedi çocuğunu birden kaybeden bir Suriyeli kadın aklını yitirmiş durumda, artık acı bile hissetmiyor!..
Tecavüze uğrayan çok sayıda kadının dramı…
Bir kız çocuğu bacağından vurulmuş; “Ya artık yürüyemezsem!” diye feryâd ediyor!..
Sahipsiz çocuklar, evlatlık gittikleri evlerde kendilerine gösterilen onca ihtimama rağmen boynu bükük, kameralara korkuyla bakıyorlar.
Yedi yaşlarındaki kız çocuğu, erkek kardeşi kucağında, sığındıkları evin bir köşesine sinmiş….
Herhalde anne-babasını arıyordur…
Daha çok da “endişe” duyuyordur: “Hâlimiz ne olacak, başımıza neler gelecek, ya bunlar bizi dışarı atarlarsa, nereye gideriz?..”…
Her çocuğun kafasından böyle şeyler geçer; “Ya annem, babam olmasaydı, bana kim bakardı? Ben dünyanın en şanslı çocuğuyum, benim annem babam gibisi kimsede yok!”
Suriye’nin “sığınmacı” çocukları…
Bu “misafirlerimiz” uğradıkları travmayı nasıl atlatacak?..
Suriye’den kopup gelen ve büyük bölümünün “kalıcı” olduğu tahmin edilen çocukların fiziki beslenmelerini şöyle veya böyle temin edebiliriz…
“Ruhi” bakımdan çok daha büyük sıkıntılar içine düşmemelerini temin, bundan çok daha güç bir iş…
Psikolojileri yıkıma uğramış Suriyeli “misafir” kadınlar da ilgiye muhtaç.
Milyonlarca göçmenin her birine günde bir “ekmek” bile sunabilmek hayli zorlu bir işken, bakım yükü en ağır canlı olan insanoğlunun diğer ihtiyaçlarını karşılamak mecburiyeti elbette bizi taşınması hayli güç yüklerle karşı karşıya bırakıyor.
Savaşın sadece maddi bedeli olarak bugüne kadar yaklaşık 5 milyar dolar harcayan Türkiye, çok daha büyük bedeller ödemek durumunda.
Bir başka ülke böylesine büyük zorluklarla karşı karşıya kalmış olsaydı, “ırkçı” tepkiler ayyuka çıkardı.
Çok sayıda ırkçı Alman’ın kendilerini gece gündüz çalışarak bu noktalara taşıyan “Anadolu” insanına nasıl baktığını biliyoruz; “Turken Raus!..”
Anadolu başka bir ruhtur.
Sevgi doludur, misafirden gelen yükü “nimet” olarak görür…
Gaziantep de, bu yükün önemli bir bölümünü çekebilecek güçte olan ve çekmekte olan bir ilimiz.
Ekonomik büyüklük bakımından altıncı sırada, işsizlik şimdilik yok, çok güçlü bir kültürel altyapısı var, dayanışma ruhu üst seviyede, İslam’la müşerref bir belde.
KADEM, “Savaşın mağdur ettiği kadınlar” etkinliği için Gaziantep’i seçmekle isabetli bir iş yapmış.
Gaziantep’in Başkanı Fatma Şahin de, tam da bu işlerin uzmanı…
Tesadüf yok; Gaziantep gibi “savaş mağdurlarına” el uzatmakta önderlik eden bir şehre Başkan olmadan evvel uzun süre Aile Bakanlığı yapması bugünlere hazırlıkmış demek ki…
Gaziantep Belediye Başkanlığı’na, Aile Bakanlığı’ndan daha iyi hazırlayacak bir başka görev tasavvur edilemez.
•
Programdan bir ayrıntı…
BM temsilcisi konuştuktan sonra, etkinliğin sunuculuğunu yapan meslektaşımız Hakan Çelik, “BM çok laf ediyor ama ortada bir şey yok!” yollu sözleriyle büyük alkış aldı.
BM’ymiş!..
•
Sayın Fatma Şahin’den bahsediyorduk…
Başkan “Bu şehir şehirlerden bir şehir değil, kardeşlik, huzur ve barış yolu buradan geçer!” dedi.
“Bu kadar kaosa, bölgedeki istikrarsızlığa rağmen Türkiye çok hızlı büyürken, benim şehrim Türkiye’nin iki katı büyüyor!” sözlerini de not ettik.
“Bu dünyada en büyük zararı kötülük yapanlar değil, kötülük yapanları seyredenler verir!” cümlesi de kayda alındı.
Ve şeref konuklarından Op.Dr. Sare Davutoğlu hanımefendi de “sönmüş vicdanlara” dikkat çekti konuşmasında…
“Sönmüş vicdanlar!”
Çekil biraz kenara ve vicdanını yokla!


