--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

#ReisBizimHocaBizim!..

Serdar Arseven
Serdar Arseven

Şu twit alemine şöyle bir dalalım ve yazımızdaki #KasetleGeldiKüfürleGider bölümünü zirveye çıkartalım dedik.

Pazar sabahıydı, bazı takipçilerimiz “Millet uykuda, akşam yapalım şunu” diye takıldı...

“Boşveriiiiin… Uyuyanlar uyusun, uyanıklar bize yeter!”

Bir bastım, iyi oldu.

Birçok vatan evlâdı uyanıkmış, iyi rüzgâr esti.

Bazı meslektaşlar da destek verince, hafiften “fırtına” kıvamına geldi kampanyamız .

Bu arada, “AK Parti grubundan ünlü siyasilere” sataşan takipçilerimiz olmuş:

“Siz niye destek vermiyorsunuz, “KASETLE GELDİ KÜFÜRLE GİDER” kampanyamıza?”

İşleri var!.

Meşguller!..

Getirisi yok!..

¥

Birkaç vekil destek verdi, onlar müstesna…

O saatlerde uyanık olanlar bile “takılmadı” muhabbete, çok önemli işleri mi varmış, ülke mi kurtarıyorlarmış, neymiş!..

Baktık, garibanlar sırtlandı yükü.

Bir saatte twit barajlarını dağıttık ve zirveye çıktık!.

Zirvede;

“Kasetle Geldi Küfürle Gider!”

Baas’ın kuduz köpekleri bir kızdı bu işe…

Hemen, aynı muhabbet:

“Serdar Arseven işlettiği kız yurdundaki 4 kıza tecavüz etti. Görüntülerini kameraya aldı. Bunları şantaj malzemesi olarak kullandı. Kızlar şikayet etti. Serdar Arseven hapise atıldı!”

Bu yazıyı hapisten yazıyorum anlayacağınız, canlı yayınlara da hapisten katılıyorum!

Ya da hapishane yönetimi izin veriyor, bir çekim yapıp geliyorum, haftada 3-4 gün filan!

Şu Baasçılarda ne fanteziler var, bıktım bendenize sulanıp durmalarından!

¥

Ne diyorduk, Ak Parti grubunda çok sağlam dostlarımız var amma velâkin sakat adamlar da var.

Sistem iflas etmiş, adamlar bir yerlerden mutlaka sızma yapıyorlar.

Sadece bir kısım vekillerden değil, genişçe bir kısım teşkilât yöneticilerinden filan yana da dertliyiz.

Topa girmiyorlar kolay kolay!..

“İhale”ye girmekten “topa” girmeye vakit kalmıyor mu ne!

Tarafsız kalan bertaraf olur;

Safımızı seçmiş durumdayız, talebimiz yok; “şer odakları” birleşti ve “Yeni Türkiye”yi hedef aldıysa, “Yeni Türkiye”yi savunmak vatan borcu.

Biz her dönem bunu yaptık, her türlü riski aldık.

Bakıyoruz; kritik dönemlerde “ortada kuyu var yandan geç” takılanlar, “merkeze” yerleşmiş, ooooh ne kebap!..

Ya, bu “paralelle mücadele” muhabbeti ne zaman çıktı, ne çok kahramanı var bu işin!

Bendeniz bundan 10 küsur yıl  evvel “ABD’nin ılımlı halife adayı” olarak Okyanus Ötesi’ni işaret ettiğimde ve bu yüzden “paralel kampanyası”nın hedefine yerleştirildiğimde siz neredeydiniz?

Ben söyleyeyim, “Okyanus Ötesi” seferlerindeydiniz, en azından “haber gönderiyordunuz, “Dualarını eksik etmesinler!” yollu!

-Bir de altıma ve tabii “sevabına” bir koltuk çeksin!

Geçmişin hesabını soruyor değilim…

Sadece şunu söylüyorum..

“Ben güçlü iken, kaynaklara hükmediyorken kimin yanımda olduğuna pek bakmam. Dost isen kara günümde de gel yanıma!”

Şöyle bir kafayı kaldırıp bakın lütfen;

“Yarın öbürgün işler ters dönse! Yani, 7 Hazirandakinden de beter bir durum çıksa ortaya… 

Kimler sahip çıkar ‘Yeni Türkiye’ ruhuna ve kimler satar?”

Ben satmam arkadaş!..

Nereden belli….

Şuradan mesela:

“Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun cebinde beş kuruş parası yoktu. Parti merkezini ısıtamaz durumdaydı. Ben o günlerde, Muhsin Başkan’a tam destek verdim.”

Yani, ben aptal mıyım?

Muhsin Başkan’dan “para” ve “mevki” çıkmayacağını bilmez miyim?

Sonra…

Rahmetli Erbakan Hoca…

Başbakanken pek kıymet vermezdi bize.

Başbakanlıktan indirildi alçakça operasyonlar sonucu, hemen yanına koştuk.

Sonra o sütü bozuk sürecin ürünü olarak “Yolsuzluktan” yargılandı.

Biz bütün gücümüzle Hoca’yı savunduk.

Hocamız iktidardayken, yanında başkaları vardı.

Düşünce, yanına koştuk.

Bir yandan, Merhum Hoca’nın şahsında vatanseverlerimizin itibarlarını hedef alan bu iftira tezgâhını çökertmek için haber üzerine haber yapar, yazı üstüne yazı döşenirken; diğer yandan da zamanın Cumhurbaşkanı’na Hocamız için adeta yalvardık.

Sayın Gül’ün takdir yetkisini Merhum Hocamız’dan yana kullanmasında, çorbada tuz misali bizim de katkımız vardır.

Başbakan Erbakan bize birtakım dünyevi imkânlar sağlayabilirdi; Başbakanlıktan düşürülmüş, siyaset yapması yasaklanmış bir Hoca’nın duadan başka neyi vardı ki bize verebilecek?

Biz o duaya talip olduk…

O meşhur 32. Gün programında kafamıza iki adet hacimli bardak fırlatılmasına da “Erbakan Hocamızı” savunmamız sebep olmuştu, nasıl unutursun!

¥

Demem o ki;

“Adam lâzım bize!”

Biz adam olmaya çalışıyoruz.

Şimdi de, bu “adam olma gayretinin” bir tezahürü olarak, #ReisBizimHocaBizim kampanyasına destek veriyoruz.

Her iki taraftan da “ara bozmak” isteyen dahildeki “kifayetsiz muhterislerle” işimiz var.

Reis de bizim Hoca da bizim!..

“Bölücülük” yok, “Fitnecilik” yok..

“Delikanlılık” var!..

Adam olmayıp da ne olacaksın Allah aşkına!

 

Serdar Arseven Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle