--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Muhalefet tabanlarına!..

Serdar Arseven
Serdar Arseven

CHP Genel Merkezi önüne bir adet “eşek” götüren CHP’li grup, “Bizi eşek yerine koymaya hakkınız yok” diye haykırmıştı. 

(İnternetteki arama moturuna ‘eşekli protesto’ yazınız, haberleri karşınıza çıkar, ‘CHP’ yazmanıza gerek yok).

Eyleme katılan CHP’lilerden birinin cep telefonunu almıştım.

Aradım…

“Eşek değiliz ama yükü taşıyoruz!” dedi.

Ben de kendisine…

“Eyleminiz anlamlıydı ama böyle bir sembolü kullanmanız pek şık olmamıştı” karşılığını verdim.

Ve dahi;

“Nasıl olsa bu seçimi de kaybedeceksiniz. Bir sonraki eyleminiz lütfen böyle olmasın. Daha ‘nazik’ bir sembol bulun” dedim.

Bir başka sahne…

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli “yine” seçim kaybetmiş.

Muhabirimiz Mehmet Özmen soruyor:

“Sayın Erdoğan’la girdiğiniz bütün seçim mücadelelerini kaybettiniz. İstifa etmeyi düşünüyor musunuz?”

Sayın Bahçeli’nin cevabını hatırlayanlarınız vardır:

“Çok mu istiyorsun istifa etmemi?!”

Sayın Bahçeli, Mehmet Özmen’in “AK Parti yandaşı” olduğu peşin hükmünden hareketle böyle bir cevap vermiştir mutlaka.

Peki…

Mehmet Özmen, Sayın Bahçeli’nin düşündüğü gibi AK Partili ise…

Desteklediği parti karşısında her seçimde hezimete uğrayan bir Genel Başkan’ın istifa etmesini mi ister yoksa öyle, her şeye rağmen o koltukta oturmaya devam etmesini mi?..

Böyle “yandaş-mandaş” sataşmalarına sıkça muhatap oluyoruz…

Ben lafı eğip bükmem; “AKP yandaşı seni!” yollu laflardan da zerre eklemem.

Ben, 28 Şubat sürecinde, darbe mağduru rahmetli Erbakan’ın yandaşıydım.

Üzerlerine topla tüfekle gelindiğinde, rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu ile Sayın Hasan Celal Güzel’e de yandaş oldum.

Kendisini boğacağı “zaman”ı kollayan Paralel Yapı ile çok içli dışlı olduğunda, eski tüfek liberallere adeta bel bağladığında dostane uyarılarda bulunmaktan çekinmeyen ben…

Danıştay saldırısı, kapatma davası, Gezi olayları, 27 Nisan muhtırası, 367 krizi, 17-25 Aralık darbe girişimleri sürecinde, zerre komplekse girmeden, zerre tereddüt etmeden “Erdoğan yandaşı” oldum.

“Ahmet Davutoğlu yandaşlığı” ise, ona da “evet”.

Benim “tabela” derdim yok; dünyevi menfaat beklentim de yok.

Akit gazetesi; çizgisi net, her durumda, risk ne kadar büyük olursa olsun, şartlar ne kadar çetin olursa olsun.

Ruh oradan.

Şu anda da, AK Parti’ye destek veriyorsam, tabelasından dolayı değil, mevcutlar içinde en iyisi o olduğu için.

Bu aziz milletin hissiyatına en yakın parti olarak onu gördüğüm için.

Tavrımda, “başka” partilerin başındaki “kardeşlerimin”, “Paralel Yapı”ya râm olmalarının da etkisi var elbette.

AK Parti’ye ağız dolusu saldıran bu “kardeşlerimin”, küçük menfaatler için “Paralel Yapı”ya bel bağlamalarına tepkim var.

Fena halde bozuluyorum, aziz milletimin kahir ekseriyeti gibi!..

X

Neler yazacaktık, bakın nerelere geldik.

Mevzumuz, İngiltere’deki seçimleri kaybeden üç partinin liderinin istifa etmesiydi.

Bizde ise…

AK Parti’nin, daha doğrusu Sayın Erdoğan’ın karşısına çıktıkları bütün seçimleri kaybeden genel başkanlar, hiçbir şey olmamış gibi koltuklarında oturmaya devam ediyorlar.

Hatırlayacaksınızdır;

Bir keresinde, Sayın Devlet Bahçeli “istifa” etmişti, seçim mağlubiyetinin ardından.

Sonra…

“Yoğun ısrarlar üzerine” geri dönme kararı aldı!..

Ve daha sonra…

Kaybetmeye devam etti.

Ancak…

“Yoğun ısrarlardan dolayı” koltuğunda kalmayı sürdürdü.

Doğrusu, ben Sayın Bahçeli ile Kılıçdaroğlu’nu aynı kefeye koyuyor değilim.

“Mağlubiyet”in kıvamından bahsedeceksek, en kötü durumda olan Kemal Kılıçdaroğlu’dur.

Anamuhalefet, “yavru muhalefetten” çok daha avantajlı bir pozisyon, imkânları çok daha fazla…

Gel gör ki, Kemal Kılıçdaroğlu, o da, eski “faziletli” Mehmet Bekaroğlu’nun Haydar Baş’tan mülhem laflarını kullanarak seçime haftalar kala ortaya çıkabildi.

Hazırlıklarının olmadığı âşikâr; “kaynak nerede” diye sorulduğunda “Benim adım Kemal, ben bulurum!”dan öteye gidemeyen, meseleyi “Saray’a vaaa da bana yok mu?” düzeysizliğinde yuvarlamaya çalışan hazırlıksız, gayretsiz, zerre inandırıcılığı olmayan bir genel başkan.

Kendileri bu seçimi de kaybedecektir.

Kaybedecek ve istifa etmeyecektir.

Bazı CHP’li “arkadaş”larımıza da, genel merkez önünde bir kez daha “eşek değiliz” eylemi yapmak düşecektir!..

Serdar Arseven Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle