--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Muhalefet Müdürü” çatlasın gitsin!..

Serdar Arseven
Serdar Arseven

Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Bülent Arınç-Melih Gökçek” polemiğine dair soruya karşılık verirken “son nokta”yı koydu...

Özetle: 

“Her iki açıklama da yanlıştır. Gerekli uyarılarda bulundum, bulunacağım. Polemiğe giren kim olursa olsun gerekli disiplin işlemi uygulanacak!”

Sayın Cumhurbaşkanı ile arasında “sıkıntı” meydana getirmek isteyenlere de okkalı cevap:

“Ne Sayın Cumhurbaşkanımız ne de ben Türkiye seçime giderken, ülkemizin böyle hassas bir dönemde zarar göreceği durumlara düşürülmesine müsaade ederiz. Sayın Cumhurbaşkanımızla çözüm süreci konusunda da konuştuk ve hiçbir görüş ayrılığımız yoktur. Bu aşamaya gelinmiş olması büyük bir başarıdır. Kimse bir kaos beklentisi içine girmesin.”

Mevzu budur!..

Aklın yolu da birdir!..

•

Efendim...

Tarih:

10 Şubat 2015.

Sayın Numan Kurtulmuş,  “fitne tezgâhı”na ilişkin sorumuza karşılık verirken şunları söylemişti:

-Burada, “Fitneye Dikkat!” diyorum. Sn.Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığını devralması, sonrasında da kongre ile birlikte son derece nezih, medeni bir devir teslim törenini gerçekleştirmiş olması, siyasi tarihimiz açısından oldukça önemli süreçlerdi. O süreçlerde kırılma bekleyenlerin hevesleri kursaklarında kalmış oldu. Önümüzdeki süreçte AK Parti’de herhangi bir zaaf ortaya çıksın, bir kırılma olsun da bundan istifade edelim diyenler olacaktır, olmaktadır. Ancak AK Parti 30 Mart’a kadar bir partiydi, iktidar partisiydi, çok güçlü bir partiydi ama 30 Mart seçimlerinden sonra AK Parti bir “Siyasi Hareket” haline dönüşmüştür. Bu siyasi hareketin lideri de Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’dır. Sayın Başbakanımız da görevi devraldığından bu yana hem Türkiye içinde, hem Türkiye dışında AK Parti siyasi hareketini son derece güzel bir şekilde temsil etmektedir. AK Parti’yi sadece AK Parti olarak da görmüyorum, 64 yıllık siyasi hayatımızın, medeniyet siyasetini temsil eden bir hareketin, hatta 150 yıllık siyasi mücadelenin bir adımıdır. Sayın Cumhurbaşkanımız ile Sayın Başbakanımız arasına fitne sokmak isteyenlerin başarılı olması mümkün değildir.Ümmetin ve insanlığın sorumluluğu sırtımızda bu kadar ağır bir şekilde dururken, hiç kimse kişisel hesaplar içinde olamaz.”

•

Evet...

Okuyucularımız bilir;

“Fitne tezgâhına dikkat!” uyarısını haber ve yazılarımızda sık sık gündeme getirdik.

Şimdi de...

Diyoruz ki;

Bu ülkenin huzura, istikrara kavuşmasını hedefleyen adımların önüne “takoz” koyma çabasındaki “şer odakları”na “hizmet” edercesine “ulu orta” konuşmanın memlekete hiçbir faydası yok.

“Şer odakları”nın güdümündeki medya organlarına bakın; adamlar resmen ellerini ovuşturuyorlar:

 “Bunlar bir bölünse de... 2002 öncesindeki (o çarpık) koalisyon modelinin bir benzerini oluştursak!..”

Bir “Anayasa kitapçığı fırlatma” hadisesinin ekonomiyi bir anda ne hale getirdiğini, milyonlarca vatandaşımızı nasıl işsiz, aşsız bıraktığını unutmak ne mümkün!..

O günlerde, hep birlikte yaşamadık mı “İthal Bakan” utancını!..

Türkiye, bütün sorunlarını çözüme kavuşturma yönünde büyük adımlar atmışken ve milletimiz bu adımlara 9 seçim boyunca destek vermek suretiyle üzerine düşeni tam olarak yapmışken...

Bundan sonra da bu tavrını devam etme iradesini birçok kamuoyu anketi vesilesiyle ortaya koyuyorken...

“Algı bozmak için” her türlü “fitne tezgâhını” sergileyenlere “hizmet” etmenin kime ne faydası var?..

Oyunu görmemek ne mümkün; bir yandan HDP’yi şişiriyorlar, diğer yandan da aynı zihniyetteki diğerlerini...

“AK Parti 276’yı bulamaz!” yaygarası ile vatandaşın aklını çelmeye çalışıyorlar, Gezi olaylarından bu yana gündemde tutmaya çalıştıkları “Ekonomik kriz geliyor!” yalanlarının “dışarıdan” yoğun destek bulması ne anlama geliyor?..

“Siyonist lobi” bu desteği “Türkiye”nin “iyiliğini” düşündüğü için mi veriyor?!..

Oyun açık.

Sayın Erdoğan ile Sayın Davutoğlu gibi bu ülkenin “aydınlık yarınlara” kavuşması için gecelerini gündüzlerine katan iki dava adamının arasını bozmak için sürekli olarak “tahrik”te bulunanları “hep birlikte” hayal kırıklığına uğratmanın tam vaktidir.

Sayın Arınç’ın, Bakanlar Kurulu sonrasında, “kardeşlik hukuku”na dikkat çekmesi ve “Sayın Cumhurbaşkanı devletimizin başıdır, milletimizin bütünlüğünü temsil eder. Liderimiz çile insanıdır, halkın kahramanıdır” sözleriyle “sağduyu” mesajı vermesi çok yerinde olmuştur.

“Muhalefet Müdürü”nü çatlatın gitsin!.. 

Serdar Arseven Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle