--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Moskova ve New York programlarının ardından…

Serdar Arseven
Serdar Arseven

Bayram “izni”mizi Moskova ve New York’ta geçirdik.

Şurası burası 10 günlük bir süreç..

Sayın Erdoğan ile Moskova.

Daha önce ayrıntılarını verdik, bugün de genel bir durum tespiti, izlenim vesaire…

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan direkt olarak söylemedi de, anlaşılan, Putin bazı kritik konularda…

Özellikle de Türkiye ile  pazarlıklarında “hareket alanını” genişletebilmek, masadaki gücünü artırabilmek için “terör kartını” oynuyor!..

Esed terörüne, PKK terörüne açık destek veriyor!

Bu aynı zamanda “IŞiD terörüne” de destek anlamına geliyor, bu kirli yapılar birbirlerine yaslanarak güç kazanıyor!..

Böylesine bir ortamda da zararı “Terörün her türlüsüne samimiyetle karşı olan” Türkiye görüyor.

•

Esed -PKK-İsrail- IŞİD işbirliğine “katkı” sunan Rus hava saldırıları malûm…

Muhaliflere saldırıyor, Türkmen köylerine, terörist olmayan gruplara…

ABD’nin de, “batı üretimi IŞİD tehdidini” öne sürerek bizi sıkıştırdığını görüyoruz.

 ABD’ye göre PKK’nın uzantıları, “terör” örgütü değil, “sözde” şeriatçılarla savaşta “müttefik!”

İtilaf devletleri “yine” saldırıyor!..

Haçlı seferleri devam ediyor.

PKK terör örgütü, Türkiye’yi hedef alan bütün güçlerin desteğine mazhar olmuş durumda, şımarıklıkları buradan geliyor!

Önümüzdeki süreçte neler olacak?

Planları belli…

Şimdilerde, muhalif grupları ezerek PYD’ye Akdeniz’in yolunu açıyorlar.

PYD dediğin de İsrail’in kucağında bir örgüt; ohhh!!!

•

İşin algı operasyonu boyutu da çok önemli.

ABD’deki Siyonist medyada işimize yarasın diye “ufak” bir haber çıkmasını sağlasak bile, o haberin yanına  on katı büyüklükte bir başka “haber”i yerleştirmek suretiyle Türkiye’ye çakıyorlar.

Paralel Yapı, ABD’nin “para ile çalışan” politikacılarına, medyasına dünyanın kaynağını aktarıyor.

(Himmet mevzuuna dikiz!) 

Sosyal medyadaki şer ittifakı da  “çok iyi” çalışarak Türkiye’yi yıpratıyor.

Saldırıların özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın şahsına yönelmesi, bu büyük millet adamının “simgelediği” değerler ve ortaya koyduğu “iddialarla” alâkalı.

Erdoğan’ı Müslüman halklar çok seviyor, o Müslüman halklarına başına “yerleştirilen” zalim yönetimler ise nefret ediyor!..

Diktatörler, despotlar nefret ediyor!..

Rusya, ABD, İran, İsrail gibi ciddi güç odaklarının saldırılarına muhatap olduğumuz şu günlerde, birlik, beraberlik ve istikrarımıza çok daha fazla önem vermeliyiz.

Son yazılarımızda “birbirinizi yemekten vazgeçin” mesajını ısrarla vermemiz elbette sebepsiz değil.

Tehlikenin farkındayız!..

Seçimlerden “tek başına iktidar” çıkmasını da, Türkiye “Suriye gibi olmasın” diye istiyoruz!..

Allah korusun;

Türkiye “iyice karışırsa” Anadolu insanına sahip çıkacak bir ülke bulamayız!

Bize sahip çıkacak “bir başka” Türkiye yok!..

“Suriyelileri Müslüman oldukları için kabul etmiyoruz!” mesajını başbakanlar düzeyinde veren şu faşist batıya baksanıza!..

•

Bu durumda ne yapmak lazım?

Şüphesiz, halkların Türkiyemize olan sevgi ve saygısında en küçük bir azalma olmaması için ortaya konulan gayretlerin devam ettirilmesi lazım.

Bununla birlikte “iç sular”ın ya da”durgun” suların çabuk kirlendiği gerçeğini göz ardı etmeden “dış” temasların da hızlandırılması lazım.

Ben “Onlara yaklaşırsak bizi Hıristiyan yaparlar” zihniyetini kabul etmem.

 Onlar korksun ve korkuyor, “Ya onlar bizi Müslüman yaparsa!”

Batı da bundan dolayı paniklemiş durumda, IŞİD’i de bunun için ürettiler zaten.

“Beyaz Batılıların” hızla Müslüman olması bunları paniğe sevk etti, bu gidişi durdurmaya çalışıyorlar!..

Öyle bir izlenim edindim ki son iki seyahatimde; Türkiye “AB çevreleriyle temaslara” biraz daha asılacak, “gerçekleri” anlatma çabasını hızlandıracak.

Bir öngörü:

Özellikle seçimden sonra, batı üzerindeki “tatlı sert” presimizin yoğunlaşacağı bir dönemde bulacağız kendimizi.

VE ABD SEYAHATİ

Başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu’nun BM Genel Kurulu çerçevesinde yaptığı temasları yakından takip etme imkânımız oldu.

Başbakanımız 40’ın üzerinde devlet ve hükümet başkanı ile görüştü.

Vakit yeterli olmadığı için neredeyse bir bu kadar  görüşme talebine de karşılık veremedi.

Dönüş yolu sohbetimizin geniş bir özetini haber sayfalarımızda bulacaksınız.

Bu arada…

Uçakta bir gazetenin “yazar”ına “saldırı” mevzuu da gündeme getirildi.

Biz de orada, AKİT’e yönelik şedit, rezil saldırıları hatırlattık…

Yarın buradan devam ederiz kısmetse…

Serdar Arseven Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle